Gezegendeki en uzun yaşayan omurgalı olarak bilinen Grönland köpekbalıkları, Shakespeare dönemine kadar uzanan yaşamları, yüzyıllara meydan okuyan kalpleri ve solmayan görme yetileriyle bilim dünyasını büyülüyor. İRLANDA SAHİLLERİNE VURAN TARİH: İLK GRÖNLAND KÖPEKBALIĞININ KARAYA VURUŞU BBC'nin haberine göre, Nisan 2026'da İrlanda'nın County Sligo sahilinde, daha önce burada hiç yaşanmamış bir olay gerçekleşti: Ölü bir Grönland köpekbalığı karaya vurdu. Yaklaşık 3 metre uzunluğundaki bu gri-bej hayvanın 150 yaşından büyük olduğu anlaşıldı. LABORATUVARA TAŞINMA SÜRECİ Bu nadir ve gizemli türün incelenmesi için ilk zorluk, 5 metre uzunluğa ve 200 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu devasa köpekbalığını bir laboratuvara taşımaktı. Sahildeki ekip, martıların didiklemesini önlemek için cesedi deniz yosunuyla örttü. Ertesi gün Ulusal İrlanda Müzesi gözetiminde bir vinçle kamyon arkasına yüklenerek bölgesel bir veteriner laboratuvarına götürüldü. GİZEMLİ YAŞAM TARZI Grönland köpekbalıkları yaklaşık 400 yıl yaşayabilir, ancak tam yaşam süresi tartışmalı olup 300 ile 500 yıl arasında değişmektedir. Kuzey Atlantik ve Arktik okyanuslarında (Grönland, Kanada ve İzlanda çevrelerinde) yaşar ve vücutlarındaki yüksek kimyasal konsantrasyonları soğukla başa çıkmalarını sağlayan bir antifriz görevi görürken, bu canlıların etlerini de zehirli hale getirir. Yavaş yüzücü, yalnız leşçil ve avcı olan bu canlılar, güçlü emiş gücüyle avlarını (foklar gibi hızlı avlar dahil) bütün olarak yutabilirler. Basel Üniversitesi'nden evrimsel biyoloji doktora sonrası araştırmacısı Lily Fogg, " Grönland köpekbalıkları çok yavaş yüzücülerdir, bu yüzden çoğunlukla leşlerle beslenen leşçiller olarak düşünülürler. Ancak bazen foklar gibi canlı, hızlı yüzen avları fırsatçı bir şekilde yakalamayı başarıyorlar gibi görünmektedir " derken, Arktik sularının loşluğunda uyuyan fokları pusuya düşürebileceklerini ekliyor. Oceans North koruma sivil toplum kuruluşundan deniz biyoloğu ve Arktik Balıkçılık Bilimcisi Brynn Devine ise, " Böyle geniş bir dağılıma sahip büyük bir köpekbalığı için bile bu köpekbalıkları hakkında ne kadar az şey bildiğimiz şaşırtıcı " diyerek üreme ve yavrulama yerlerinin bilinmediğini, bugüne kadar yalnızca bir hamile dişi gözlemlendiğini, kaç yavru doğurduklarının ve ne sıklıkla ürediklerinin belirsiz olduğunu, bunun da balıkçılık yan avı gibi tehditlere karşı korumayı zorlaştırdığını belirtti. DEVASA ORGANLAR VE ŞAŞIRTICI ANATOMİK BULGULAR İrlanda'daki araştırmacılar ağ veya kesik izi bulamayınca köpekbalığının dentikül adı verilen keskin kancalı derisini dikkatle yüzüp dondurucuda sakladılar. İnsan kalbi yaklaşık 300 gram ağırlığındadır. Grönland köpekbalığının göğüs kafesi açılarak çıkarılan devasa kalbinin 34 kg ağırlığında olduğu anlaşıldı. Kalpte yaşlanma belirtisi olarak skarlanma görülse de işlevini sürdürmesi, aşırı uzun ömürlülük için direniş mekanizmasını ortaya koydu. Karaciğerinin de 50 kg ağırlığında olduğu anlaşıldı. GENETİK ŞİFRELER Yaklaşık 2,65 kilometre derinlikte yaşayan ve 4 ila 5 metre boya ulaşabilen Grönland köpekbalıklarının epik yaşam süresi ve kanser direncinin sırrı, Tokyo Üniversitesi'nden balıkçılık kimyageri Shigeharu Kinoshita ve ekibi tarafından 19 Mayıs'ta PNAS dergisinde yayınlanan ilk tam genom dizilimi çalışmasıyla aydınlatıldı. Genomun %96.7'si açığa çıkarıldı. Kinoshita, " Genomik analizlerimiz, Grönland köpekbalığında gelişmiş genom stabilitesi ve stres direnci olduğuna işaret eden çok sayıda kanıt ortaya çıkardı " diyerek aşırı uzun ömrün tek bir genle değil; genom stabilitesi, demir metabolizması, bağışıklık fonksiyonu ve stres direncindeki koordineli değişimlerle yönetildiğini belirtti. GRÖNLAND KÖPEKBALIĞI'NIN BİR DİĞER GİZEM KAYNAĞI: GÖZLERİ Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'nin makalesine göre Grönland köpekbalıklarının gözleri de bir diğer gizem kaynağıdır. Lily Fogg ve meslektaşlarının 2026 tarihli araştırması, uzun ömür ve gözdeki parazitler nedeniyle kör oldukları inancının aksine, retinalarının çok loş ışıkta yaşamaya son derece özelleşmiş ve bir " düşük ışık kamerası " gibi asırlarca sağlam kaldığını kanıtlamıştır. Bu direncin temelinde DNA onarım genlerinin yüksek aktifliği yatar. Öte yandan bilim insanları, kıkırdak iskeletleri büyüme halkaları göstermediği için adli tıp yöntemlerine başvurmuştur. Günümüzde Çin pazarlarına ve İzlanda'da satılmaya devam eden bu türün korunması için üreme alanlarının tespiti ve popülasyon değerlendirmeleri kritik önem taşımaktadır; bilim insanları gelecekte bu anti-aging mekanizmalarını insanlara uyarlamayı umut etmektedir. (Fotoğraflar Takvim Foto Arşivi'nden alınmıştır.) SONRAKİ HABER Yaşlanmaya meydan okuyan o canlı