80 yılı aşkın süredir Pasifik Okyanusu'nun dibinde yatan II. Dünya Savaşı gemileri, geride büyük bir çevre sorunu bıraktı. Paslanan gemilerin yakıt tanklarından sızan petrol, deniz yaşamını tehdit etmeye devam ederken bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, bu kirlilikle mücadele için umut verici bir keşfi ortaya çıkardı. Mikronezya'daki 2 Japon batığından alınan yakıt örneklerini inceleyen araştırmacılar, petrolün içindeki zehirli hidrokarbonlarla beslenebilen bakterilerin de bulunduğu zengin bir mikroorganizma topluluğu tespit etti. Bu keşif, onlarca yıldır deniz altında biriken kirliliğin temizlenmesine yardımcı olabilecek yeni yöntemlerin önünü açabilir. Fiji'deki Güney Pasifik Üniversitesi'nden mikrobiyolog Awei Bainivalu liderliğindeki araştırma ekibi, yakıt örneklerinde hem deniz yaşamı için zararlı kimyasallar hem de farklı bakteri türleri bulunduğunu belirledi. Araştırmacılar, bulguların eski batıkların çevresel etkilerini anlamak ve gelecekte geliştirilecek temizlik yöntemlerine zemin hazırlamak açısından önemli olduğunu vurguladı. Pasifik Okyanusu'nun dibinde yüzlerce batık gemi bulunuyor II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan şiddetli deniz çatışmaları, Pasifik Okyanusu'nun dibinde çok sayıda geminin kalmasına neden oldu. Aradan geçen onlarca yıla rağmen bu batıkların bir bölümü, içlerinde kalan yakıtı çevreye sızdırmayı sürdürüyor. Tahminlere göre bölgede, zamanla aşınarak zehirli maddelerin denize karışmasına yol açabilecek yaklaşık 330 petrol tankeri ve petrol taşıyan gemi bulunuyor. Mikronezya'daki Chuuk Lagünü ise bu batıkların en yoğun olduğu bölgelerden biri. İkinci Dünya Savaşı sırasında Truk Atolü olarak bilinen lagün, Japonya'nın Güney Pasifik'teki önemli deniz üslerinden biriydi. ABD, 1944 yılında Hailstone Operasyonu kapsamında düzenlediği hava saldırılarıyla bölgedeki Japon deniz gücüne ağır darbe vurdu. Saldırılar sonucunda lagünde çok sayıda gemi battı. Bölgede bulunan batıklar, yıllardır denize petrol sızdırarak deniz canlılarını, yaşam alanlarını ve balıkçılık faaliyetlerini tehdit ediyor. Petroldeki bazı hidrokarbonlar çevrede birikerek katran topakları oluşturabiliyor. Bu yapılar, deniz ekosistemlerine zarar verebilen kirleticiler arasında yer alıyor. 2 Japon gemisinin yakıtı incelendi Araştırmacılar, onlarca yıldır deniz altında kalan yakıtın kimyasal yapısını ve bu ortamda yaşayan bakterileri daha yakından incelemek istedi. Bu amaçla Chuuk Lagünü'nde bulunan 2 Japon gemisine odaklandılar: Shinkoku Maru adlı petrol tankeri ve askeri hizmet için dönüştürülmüş eski bir yolcu-kargo gemisi olan Kiyosumi Maru. 2 gemi, farklı özelliklere sahip yakıtlar sızdırıyor. Shinkoku Maru daha orta yoğunlukta, Kiyosumi Maru ise daha ağır bir yakıt içeriyor. Bu yakıtlar, içerdikleri hidrokarbonların türü ve yoğunluğu bakımından birbirinden ayrılıyor. Söz konusu farklılıklar, yakıtta yaşayabilen mikroorganizmaların çeşitliliğini de etkileyebiliyor. Üstelik gemilerin içindeki yakıtın tamamı denize karışmış değil. Bazı bölümler tanklarda kalırken gemilerin çelik gövdeleri zamanla aşınıyor. Metalde oluşan yeni çatlaklar, yakıtın çevreye sızmasına neden oluyor. Bu durum, batıkları uzun vadeli bir kirlilik kaynağına dönüştürüyor. Bilim insanları, her iki gemiden yakıt örnekleri aldı. Ayrıca Shinkoku Maru üzerindeki petrol ile deniz suyunun temas ettiği sınırdan da örnek topladı. Laboratuvarda yapılan analizlerde hem yakıtların kimyasal bileşimi hem de bu ortamlarda yaşayan bakteriler incelendi. Yakıtın içinde 1.505 farklı bakteri türü belirlendi Kimyasal analizler, 2 geminin yakıtında da deniz yaşamı için zararlı olabilecek çeşitli petrol hidrokarbonlarının bulunduğunu gösterdi. Shinkoku Maru'dan alınan daha hafif yakıtta uçucu aromatik bileşikler daha fazlaydı. Kiyosumi Maru'nun daha ağır yakıtında ise çevrede daha uzun süre kalabilen hidrokarbonlar öne çıktı. Asıl dikkat çekici sonuç, bakteri analizlerinde ortaya çıktı. Araştırmacılar, DNA dizileme yöntemiyle yaptıkları incelemede örneklerde 42 filum, 107 sınıf, 249 takım, 432 familya ve 1.047 cins altında sınıflandırılan toplam 1.505 bakteri türü tespit etti. Örneklerde en baskın gruplardan biri Proteobacteria oldu. Bakteriler arasında Ralstonia, Sphingomonas ve Corynebacterium cinslerine ait mikroorganizmalar da yer aldı. Bu gruplar, petrol hidrokarbonlarını parçalayabilen türleri de içeriyor. Bu özellik, çevredeki kirleticileri mikroorganizmalar yardımıyla azaltmayı amaçlayan biyoremediasyon yöntemi açısından önem taşıyor. Biyoremediasyon, belirli mikroorganizmaların kirleticileri parçalama yeteneğinden yararlanılarak çevresel kirliliğin giderilmesini hedefliyor. Petrol kirliliğiyle mücadelede de bu yöntemden yararlanılabilecek alanlar bulunuyor. Ancak araştırmacılar, önemli bir ayrıntının altını çiziyor: Çalışmada bu bakterilerin varlığı belirlendi, fakat mikroorganizmaların yakıttaki hidrokarbonları gerçekten parçalayıp parçalamadığı doğrudan test edilmedi. Bu bakteriler eski gemilerin bıraktığı kirliliği temizleyebilir mi? Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de petrol ile deniz suyunun temas ettiği bölgede yaşayan bakterilerin, doğrudan yakıtın içinde bulunan topluluktan farklı olmasıydı. Bu farklılık, çevre koşullarının hangi mikroorganizmaların gelişeceğini etkileyebildiğine işaret ediyor. Ancak bakterilerin neden farklılaştığını ve hidrokarbonları parçalama faaliyetinin bunda ne kadar etkili olduğunu belirlemek için yeni araştırmalara ihtiyaç var. Bilim insanlarına göre bu soruların yanıtlanması, II. Dünya Savaşı'ndan kalma batıkların yol açtığı kirlilikle mücadelede yeni olanaklar sağlayabilir. Araştırmacılar, bulguların eski gemi yakıtlarının hidrokarbonları parçalayabilen bakteriler için doğal bir kaynak olabileceğini gösterdiğini belirtiyor. Bu mikroorganizmaların gerçekten ne ölçüde etkili olduğunun ortaya çıkarılması, gelecekte Pasifik bölgesindeki deniz kirliliğini azaltmaya yönelik biyoremediasyon çalışmalarına katkı sağlayabilir. Araştırmanın önemli sınırı ise henüz bu bakterilerin denizdeki petrol kirliliğini temizleyebildiğinin kanıtlanmamış olması. Şimdilik elde edilen bulgular, daha kapsamlı deneyler için bilimsel bir temel sunuyor. Araştırma, Marine Pollution Bulletin dergisinde yayımlandı. www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
80 yıllık batık gemilerde beklenmedik bir şey bulundu
II. Dünya Savaşı'ndan bu yana denizin dibinde yatan gemilerin yakıtında bilim insanlarını şaşırtan bir keşif yapıldı. Mikronezya'daki 2 batıktan alınan örneklerde, petrolü parçalayabilen türleri de içeren çok sayıda bakteri belirlendi.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…