İzmir – Akademide mobbing uygulamaları devam ediyor. Sınırlı sayıdaki akademik kadronun kişiye özel hale getirilmesi, atama kriterlerinin belirli adaylara göre esnetilmesi veya zorlaştırılması sık karşılaşılan uygulamalar arasında yer alıyor. Akademisyenlerin bilimsel üretimlerinin küçümsenmesi, yayınlarının, makalelerinin ve akademik çalışmalarının haksız biçimde değersizleştirilmesi de mobbingin öne çıkan yöntemleri arasında bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Jeofizik Mühendisliği Bölümünde görev yapan Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Karabulut ile akademide yaşadığı mobbing uygulamasını konuştuk. “Bilimsel çalışmalarım engellenmeye devam ediyor” 29 Ekim 2016 tarihinde İstanbul Üniversitesindeki görevinden KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Savaş Karabulut, beş yıl sonra görevine iade edildiğini telefonla öğrendi. İhraç edildiği süreçte iş güvencesi mücadelesi veren Karabulut, görevine dönmesinin ardından da bilimsel çalışmalarının ve eğitim faaliyetlerinin engellendiğini söyledi. Zamanını bilimsel üretime ve Türkiye'nin depreme hazırlanmasına yönelik çalışmalara ayırmak istediğini belirten Karabulut, görev yaptığı bölümde idarenin antidemokratik ve baskıcı uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. “Mobbinge karşı ortak ve örgütlü mücadele edilmeli” 2018 yılında bölünerek İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa adını alan üniversitedeki görevine altı ay önce iade edildiğini belirten Karabulut, bu süreçte mobbinge maruz kaldığını söyledi. Karabulut, “Altı aydır bölüm ve anabilim dalı başkanı tarafından uygulanan, bazı öğretim üyelerinin de destek verdiği, psikolojik taciz olarak değerlendirdiğim uygulamaları, sözlü saldırıları ve kamu görevimi yerine getirirken karşılaştığım engelleri kamuoyuyla paylaşıyorum. Akademik kamuoyunu, meslek örgütlerini, sendikaları ve üniversitenin geleceğine sahip çıkan herkesi dayanışmaya çağırıyorum” dedi. “İhracıma ilişkin belge sunamadılar” Görevine iade edilmesinin ardından ihraç kararının gerekçesine ilişkin belgeleri talep ettiğini belirten Karabulut, kendisine somut bir delil sunulmadığını söyledi. Karabulut, “Bana bu işlemi açıklayan somut bir delil veya belge sunulmadı. Belgesizce bu ülkeden beş yılımı çaldılar. İşsiz bıraktılar, bilimsel üretimden uzaklaştırdılar. Asistanların doktoralı işsiz olmaması, yani iş güvencesizliğine karşı mücadele ettiğim için arkadaşlarımla birlikte ihraç edildik. Tarikat ve cemaat yapılanmalarının, başta FETÖ'cülerin, yerimize alınmasını engellemiş ve kazanmıştık. Bedelini de ihraç edilerek ödedik” dedi. “Her aşamada hukuki mücadele verdim” Görev yaptığı kuruma dönüşünü engelleyen düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından yeniden başvuruda bulunan Karabulut, bu kez de idari engellerle karşılaştığını belirtti. Hukuki mücadelesinin ardından mahkeme kararıyla 27 Nisan 2026'da İstanbul Üniversitesindeki görevine dönen Karabulut, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin zorlaştırıldığını söyledi. Karşılaştığı uygulamalara karşı hukuki girişimlerde bulunduğunu belirten Karabulut, “Üniversitede yaşadığım sorunlara sessiz kalmadım. Dilekçeler verdim, açıklama istedim. Hukuka ve mevzuata uygun işlem yapılmasını talep ettim. Yanıt alamadığım veya verilen yanıtların sorularımı karşılamadığı durumlarda dekanlığa ve önceki rektörlük yönetimine başvurdum. Bir Bölüm Akademik Kurulu toplantısında bir öğretim üyesi sözümü keserek beni dışarıya çağırdı. Toplantı sırasında gerçekleşen bu davranışı kavga çağrısı ve tehdit olarak değerlendirdim” dedi. “Hakkımı aramamın karşılığı hakaret oldu” Yapılmadığını öne sürdüğü toplantılara ilişkin belgeleri talep ettiği için hakarete uğradığını belirten Karabulut, “Bir başka öğretim üyesi ise herkesin önünde en az beş-altı kez dürüstlüğümü hedef alan ifadeler kullandı. ‘Dürüst olmayana dürüst denmez’ dedi. Toplantıyı yöneten bölüm başkanı, dakikalarca şahsıma hakaret edilmesine ve toplantının beni hedef alan bir eleştiri seansına dönüşmesine izin verdi” dedi. Yaşananların nedeninin hukuka uygun işlem yapılmasını talep etmesi olduğunu belirten Karabulut, “Kanunun uygulanmasını istemem, usulsüzlüklere ilişkin resmi başvurularıma yanıt talep etmem ve yapılmayan toplantılara ait sahte belgeler düzenlendiğini üst makamlara bildirmem nedeniyle bunlarla karşılaştım. Kamunun çıkarını korumak suç sayıldı” ifadelerini kullandı. “73 gün boyunca oda tahsisi yapılmadı” Eski kampüste kendisine 73 gün boyunca çalışma odası tahsis edilmediğini belirten Karabulut, sorunun yeni binaya taşınıldığında çözüleceğinin söylendiğini aktardı. Ancak yeni binada da diğer öğretim üyelerine tanınan oda seçme hakkının kendisine tanınmadığını ifade eden Karabulut, bu uygulamayla eşit muamele görmediğini söyledi. KHK ile ihraç edilmemiş olsaydı 2022 yılında profesör unvanını alabileceğini belirten Karabulut, görevine iade edilmesinin ardından akademik unvanının oda tahsisi sürecinde dikkate alınmasını ve ölçütlerin tüm öğretim üyelerine eşit uygulanmasını talep ettiğini söyledi. Karabulut, “Görevime devam edip ihraç edilmeseydim 2022 yılında profesör unvanımı alacaktım. 2022 yılında kazandığım doçentlik unvanımın oda tahsisinde dikkate alınmasını istedim. Aynı akademik unvana sahip öğretim üyeleri arasında neden farklı uygulamalar yapılıyor? Oda tahsisinde hangi ölçütler, kimler için ve nasıl uygulanıyor? Bu soruları Bölüm Akademik Kurulunda da sordum” dedi. Bölüm başkan yardımcısının oda seçiminde idari yetkisini kendi lehine kullandığını öne süren Karabulut, “Mücadele ettiğim için ihraç edildiğim birimde, bugün bölüm başkan yardımcısı olan kişi, benim oda seçme hakkım kullandırılmazken sıralamayı değiştirerek kendisini üst sıraya taşıdı. KHK ile ihraç edilmenin bedelini ödemişken şimdi de benzer uygulamalarla karşı karşıya bırakılıyorum” ifadelerini kullandı. İtiraz etmenin karşılığı: Seminer odası süreli verildi Kendisine tahsis edilen odada eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürebilecek koşulların bulunmadığını belirten Karabulut, doktora derslerini sandalye, masa ve tahta bulunmayan bir alanda yapmak zorunda bırakıldığını söyledi. Karabulut, “Doktora dersimi ayakta, boş bir mekânda, yorulduğumuzda ise koridorda insanların arasında yapmak zorunda kaldım. Düşünün, öğrenciniz ayakta, siz ayaktasınız. Oturacak bir sınıf ve sandalye yok. Elinizde bilgisayar var ama koyacak masa yok. Çizeceğiniz bir tahta olmadığı için boş bir kâğıda çizerek ders anlatmaya çalışıyorsunuz. Ne dekan ne bölüm başkanı ne de bunu gören öğretim üyeleri ses çıkardı. Hatta biri, ‘Eee sen de itiraz etmeyeceksin her şeye’ dedi” ifadelerini kullandı. “Mücadelemi sürdürmeye devam edeceğim” Eğitim Sen üyesi olduğunu belirten Karabulut, hem hakları hem de bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için mücadeleye devam edeceğini söyledi. Üniversitenin yeni yönetimine sorunların çözülmesi için çağrıda bulunduğunu aktaran Karabulut, “Sorunların çözüleceği belirtilerek beklemem istendi. Beklentim, bu sözlerin somut adımlarla karşılık bulmasıdır. Çünkü mesele çalışma odamı, derslerimi, unvanımı ve özlük haklarımı aşmaktadır. Mesele, üniversitelerde bilimsel üretimin, eğitim hakkının, eşitliğin ve hesap verebilirliğin korunmasıdır” dedi. Evrensel'e Abone Ol 31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver. 📰 E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku... 🔊 Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle... 🚫 Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan. Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi İndir, Oku, Dinle... 📰 E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku... 🔊 Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle... 🔑 Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
Doç. Dr. Savaş Karabulut mobbinge uğradığını anlattı: 'Bilimsel çalışmalarım engellenmeye devam ediyor'
KHK ile ihraç edildikten sonra görevine dönen Doç. Dr. Savaş Karabulut, üniversitede mobbinge maruz kaldığını, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin engellendiğini belirterek akademik kamuoyuna ve sendikalara dayanışma çağrısı yaptı.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…