İnsan zihni doğası gereği dünyanın merkezinde kendisini konumlandırır. Buna psikolojide egosentrik önyargı denir. Kendi düşüncelerimizin, hislerimizin ve bedenimizin farkında olduğumuz kadar, başkalarının da bizimle aynı düzeyde meşgul olduğunu varsayarız. Sosyal ortamlarda üzerimize dikildiğini sandığımız hayali bir projektör (spotlight) vardır. Örneğin, üzerinde yeni aldığı tişörtle sokağa çıkan bir kişi, herkesin o tişörtün markasına veya kusurlarına baktığını zanneder. Oysa nörolojik ve psikolojik araştırmalar, insanların çevrelerindeki insanları gözlemlemek için çok az zihinsel enerji harcadığını; herkesin kendi kaygıları, işleri ve sorunlarıyla meşgul olduğunu kanıtlamaktadır. ÜNLÜ "TİŞÖRT" DENEYİ Psikologlar tarafından yapılan deney, bu durumu çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Deneyde katılımcılara son derece utanç verici, üzerinde popüler olmayan bir şarkıcının resmi olan bir tişört giydirilerek kalabalık bir odaya girmeleri istendi. Katılımcılar, odadaki herkesin kendilerine dik dik baktığını ve tişörtü fark ettiğini düşündü. Ancak deney sonucunda, odadaki insanların yalnızca çok küçük bir kısmının o tişörtü fark ettiği ortaya çıktı. İnsanlar o kadar kendi iç dünyalarına odaklanmış durumdaydı ki, yanı başlarından geçen sıra dışı bir detayı bile görmüyorlardı.
Sosyal kaygının arkasındaki gerçek: Spotlight etkisi
Sokakta yürürken kıyafetteki küçük bir leke fark edildiğinde ya da topluluk önünde konuşurken hafifçe kekelendiğinde herkesin dikkat kesildiğini ve yargıladı düşünülür. Aslında gerçeğin bundan çok uzakta.... Psikolojide Spotlight Etkisi tam olarak bu büyük yanılgıyı inceler.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…