Almanya'nın Bavyera eyaletinde yer alan tarihi Nördlingen kasabası, 15 milyon yıl önce Dünya'ya çarpan dev bir gök taşının açtığı 24 kilometrelik dev kraterin tam merkezinde bulunuyor. Çarpışma anındaki aşırı basınçla ortaya çıkan ve kule, kilise ile surların inşasında kullanılan taş blokların toplam 72 bin ton mikroskobik elmas barındırdığı bilimsel analizlerle kanıtlandı. Giriş Tarihi: 30.10.2026 11:42 ABONE OL Miyosen döneminde saatte on binlerce kilometre hızla bölgeye çarpan dev gök taşı, yerkabuğunda yüzlerce metre derinliğinde devasa bir çöküntü oluşturdu. Orta Çağ insanları 9. yüzyıldan itibaren bu doğal dairesel çanağın tabanını son derece korunaklı bularak Nördlingen kasabasını inşa etmeye başladı. METEORUN AÇTIĞI KRATERİN KALBİNDE YÜKSELEN YAŞAM Yüzyıllar boyunca sönmüş bir yanardağ sanılan yerleşimin zeminindeki jeolojik yapının aslında bir meteor krateri olduğu ancak 1960 yılında gerçekleştirilen detaylı mikroskobik incelemeler sonucunda kanıtlandı. KASABANIN BİNALARI ELMASLARLA DOLU Çarpma anında oluşan hayal bile edilemeyecek kadar yüksek basınç ve sıcaklık, yeraltındaki karbon katmanlarını doğrudan şok metamorfizmasına uğratarak "suevit" adı verilen özel bir çarpma taşına dönüştürdü. Orta Çağ taş ustaları, başta kentin mimari simgesi olan Aziz George Kilisesi olmak üzere neredeyse tüm yapıları bu yerel ocaklardan çıkardıkları bloklarla inşa etti. Binaların duvarlarında yer alan ve toplam ağırlığı 72 bin tonu bulan mikroskobik elmaslar, yapılara gün ışığında belirli açılardan bakıldığında fark edilen kendine has hafif bir parıltı kazandırdı. Çıplak gözle fark edilemeyecek kadar küçük olan bu elmas parçacıkları, yapılara hem tarihsel hem de jeolojik eşsizlik katıyor. Kenti 14. yüzyıldan beri çepeçevre saran savunma tahkimatı, doğrudan meteor kraterinin dairesel geometrisini takip eden kusursuz bir hatta yükseliyor. Nördlingen, Almanya sınırları içinde savunma surları, kuleleri ve yürüyüş yolları bütünüyle sağlam kalan nadir Orta Çağ yerleşimlerinden biri olarak korunuyor. Öte yandan, Nördlinger Ries kraterinin zemin yapısı Ay yüzeyindeki krater morfolojisi ve kayaç yapısıyla büyük bir benzerlik gösteriyor. Bu kritik özellik nedeniyle NASA, Apollo 14 ve Apollo 16 seferlerinden önce astronotlarını jeolojik saha tatbikatı yapmaları için Nördlingen'e gönderdi. Mürettebat, Ay yüzeyinden toplayacakları taş örneklerini doğru teşhis edebilmek amacıyla kasabanın krater tabanında ve elmaslı taş ocaklarında haftalar süren saha eğitimlerini tamamladı. DUVARIN İÇİNDEN ALTIN KÜLÇELER FIŞKIRDI! SERVET İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI: 498 MİLYON LİRALIK ALTINLARIN SAHİBİ KİM? Belçika'nın Doğu Flanders bölgesindeki bir mülkte tadilat yapan inşaat işçileri, kanalizasyon boruları için zemin kazarken bodrum duvarlarının arasına gizlenmiş yaklaşık 9 milyon euro (498 milyon Türk lirası) değerinde altın külçe ve sikke zulası keşfetti. Aralarında yaz tatilinde çalışan 18 yaşında bir gencin de bulunduğu işçiler şaşkınlıklarını gizleyemezken, devasa hazinenin kime kalacağı merak konusu oldu. Bu haberde kullanılan görseller temsilidir. DUVARLARIN ARASINDAN DEVASA SERVET ÇIKTI Doğu Flanders'teki bir mülkte yenileme çalışmaları yürüten inşaat ekibi, bina temellerinde çalışırken hayatlarının sürpriziyle karşılaştı. İşçilerden biri, başta madeni paraları euro sandıklarını, ancak aralarında büyük bir altın külçe görünce bunun sıradan bir para olmadığını anladıklarını belirtti. İşçiler durumu hemen polise bildirdi ve hazineyi almanın hırsızlık anlamına geleceğini, 9 milyon euroluk bir servetin de gizlenemeyeceğini ifade etti. Polis ekipleri olay yerine gelerek güvenliği sağlarken, binanın altını üstüne getiren meraklı kalabalıkların bölgeye akın etmemesi için uyarıda bulundu. Altınlar ise güvenli bir noktaya nakledildi. ALTINLARIN GERÇEK SAHİBİ ARANIYOR Söz konusu mülk halihazırda Dendermonde bölgesinde sosyal refah desteği sağlayan CAW Oost-Vlaanderen adlı hayır kurumuna ait bulunuyor. Kurumun yöneticisi Geert Hillaert, haberi aldığında büyük bir şaşkınlık yaşadığını belirterek, bu servetin kurumun günlük olarak yaşadığı muazzam ihtiyaçları karşılamak için kullanılmasını umduğunu dile getirdi. Belçika yasalarına göre, hazinenin yasal sahibinin ortaya çıkması için 5 yıllık (1.823 gün) bir yasal süre tanınıyor. Soruşturma başlatan yerel savcılık henüz hak sahibinin kim olduğunu bilmediklerini açıkladı. Eğer bu süre zarfında herhangi bir sahip çıkmazsa, medeni kanun gereği gizli hazine bulan işçiler ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılacak. Tabii ki bu durumun suç örgütleriyle veya yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı olmaması şartı aranıyor. KİMSENİN DÖNÜP BAKMADIĞI YERDE SERVET BULDU! MİLYONLAR ONU BEKLİYOR Amerika Birleşik Devletleri'nin Montana eyaletindeki çiftliğinde yıllardır kimsenin dikkatini çekmeyen bir yamaçta nadir bir dinozor fosili bulan arazi sahibi, dev bir servetin eşiğine geldi. Yaklaşık 6 metre uzunluğundaki etobur Nanotyrannus iskeleti, düzenlenecek özel bir açık artırmada yüksek bir tahmini bedelle yeni sahibini arayacak. Bilim dünyasında onlarca yıldır tartışmalara konu olan bu özel tür, pazardaki rekor satış beklentileriyle şimdiden büyük merak uyandırıyor. NADİR ETOBUR FOSİL İLK KEZ MÜZAYEDE PİYASASINDA Eyalet sınırları içindeki özel bir arazide gün yüzüne çıkarılan etobur dinozor iskeleti, müzayede piyasasında ilk kez boy gösterecek. Dünyada bilimsel olarak doğrulanmış yalnızca üç örneği bulunan bu fosilin, 6 ile 9 milyon dolarlık (yaklaşık 296 milyon ila 444 milyon Türk lirası) seviyelerde alıcı bulması öngörülüyor. Söz konusu tür, paleontoloji dünyasında 80 yılı aşkın süredir devam eden büyük bir bilimsel tartışmanın odağında yer alıyor. Küçültülmüş bir dev etobur görünümüne sahip bu canlıların, genç bir tür üyesi mi yoksa tamamen bağımsız bir cins mi olduğu konusunda uzmanlar ikiye bölünmüştü. Yapılan son kapsamlı araştırmalar ise fosilin kendine özgü bağımsız bir tür olduğunu kanıtlayan bulguları ortaya koydu. DİNOZOR PAZARI REKOR REKORA KOŞUYOR Özel müzayedelerdeki fosil pazarı rekor seviyelere ulaşmış durumda. Geçtiğimiz dönemde yine özel bir çiftlikten çıkarılan dev etobur fosili, rekor bir tutarla satılarak tarihe geçmişti. Dev otobur türlerine ait örnekler özel fon yöneticileri tarafından milyon dolarlık tutarlarla satın alınarak önde gelen doğa tarihi müzelerine sergilenmek üzere bağışlanıyor. Ünlü oyuncuların geçmiş yıllarda bir dinozor kafatası fosilini almak için açık artırmada çekişmesi de bu pazarın küresel çapta popülerliğini artıran kırılma noktalarından biri oldu. MÜLKİYET YASALARI VE BİLİM DÜNYASININ ENDİŞESİ Dinozor ticaretinin belirli ülkelerde yoğunlaşmasının temelinde mülkiyet yasaları yatıyor. Bazı ülkelerin yasalarına göre özel mülk arazilerinde bulunan fosiller arazi sahibinin izniyle serbestçe satılabiliyor. Buna karşılık pek çok ülkede yer altında bulunan her türlü tescilli fosil devlet koruması altında olduğundan özel müzayedelerde satılamıyor. Pazardaki bu yüksek finansal hareketlilik akademisyenleri ve kamu müzelerini derin kaygıya sürüklüyor. Dev bütçeli özel alıcılarla yarışamayan araştırma kurumları, bilimsel değeri yüksek fosillerin özel koleksiyonlara girmesiyle araştırmacıların bu materyallere erişiminin kısıtlanmasından endişe duyuyor. Tüm eleştirilere rağmen müzayede yetkilileri pazarın büyümeye devam edeceğini öngörüyor. TARLAYI KAZARKEN SERVETİN EN BÜYÜĞÜNÜ BULDU! TAM 60 TON... Güney Afrika ülkesi Namibya'da bulunan Hoba Göktaşı, dünyada bilinen en büyük tek parça göktaşı olma özelliği taşıyor. Namibya'nın kuzeyinde yer alan Grootfontein kasabası yakınlarındaki Hoba bölgesi, dünyaya düşmüş gök cisimleri arasında en iyi korunmuş olanlardan birine ev sahipliği yapıyor. "Dünyadaki en büyük tek parça göktaşı" olarak bilinen Hoba Göktaşı, bölgenin en önemli turistik cazibe noktaları arasında yer alıyor. TARLADA TESADÜFEN BULUNDU Hoba Göktaşı Miras Alanı rehberlerinden Namibyalı Jonathan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeryüzündeki bilinen en büyük tek parça göktaşı unvanına sahip Hoba Göktaşı'nın 80 bin yıl önce dünyaya düştüğünün tahmin edildiğini söyledi. Soyadını belirtmeyen Jonathan, göktaşının 1920'de çiftlik sahibi Jacobus Hermanus Brits isimli Alman asıllı bir Namibyalı tarafından tarla kazarken tesadüfen bulunduğunu belirtti. Bulunan cisimden alınan bir parçanın test edilmesi sonucu, göktaşı olduğunun keşfedildiğini aktaran Jonathan, taşa Brits tarafından yerel dilde 'Ben buldum' anlamına gelen Hoba isminin verildiğini anlattı. 60 TON AĞIRLIĞINDA, YÜZDE 80'İ DEMİR Jonathan, göktaşının yarım metrelik bölümünün toprağın altında olduğunu kaydetti. Eni ve boyu yaklaşık 3'er metre olan taşın, 1 metreye yakın yükseklikte olduğunu söyleyen Jonathan, "Taş yaklaşık 60 ton ağırlığında. Bu üç erkek filin ağırlığına eşit." dedi. Taşın demir, nikel ve kobalt olmak üzere üç ana bileşenden meydana geldiğini bildiren Jonathan, "Yüzde 80'i demirden, yüzde 16'sı nikel ve yüzde 0,76'sı ise kobalttan oluşuyor." bilgisini paylaştı. Jonathan, ayrıca göktaşının içinde çinko, lityum, baryum ve karbon gibi diğer elementleri de küçük miktarlarda barındırdığına dikkati çekerek "Ama altın ve elmas barındırmıyor. Hem de hiç." ifadelerini kullandı. SICAKLIĞINI MUHAFAZA EDİYOR Hoba Göktaşı'nın bileşenlerinden ötürü her zaman aynı sıcaklığı muhafaza ettiğini dile getiren Jonathan, "Ayrıca taşın üzerine çıkıp, tam ortasında durup bir şeyler söylerseniz, sesinizin eko yaptığını göreceksiniz." diye konuştu. Jonathan, göktaşının dünyaya dikey şekilde düşmeyip, suda sektirilen bir taş gibi yatay şekilde düşmesi nedeniyle bütünlüğünü muhafaza ettiğinin düşünüldüğünü de söyledi. Bununla birlikte yıllar önce taşın burada kamp yapan insanlar tarafından hasara uğratıldığını aktaran Jonathan, bu olaydan sonra çevrelenerek koruma altına alındığını kaydetti. TARLADAN 208 MİLYONLUK SERVET ÇIKARDI! BİR GECEDE ZENGİN OLDU 2009 yılında İngiltere'nin Staffordshire bölgesindeki bir tarım arazisinde bulunan Anglo-Sakson dönemine ait paha biçilemez hazine, arkeoloji dünyasındaki tüm ezberlerin bozulmasına neden oldu. Toplam değeri 3,285 milyon sterlini bulan devasa define, tarihin en büyük metal işçiliği keşiflerinden biri olarak kayıtlara geçti. BÖLGEDE 244 TORBA DOLUSU ALTIN VE GÜMÜŞ PARÇALARI BULUNDU Temmuz 2009'da Güney Straffordshire'da amatör olarak metal detektörüyle aramaya çıkan Terry Herbert, sıradan bir çiftlik tarlasında tarih yazan bir keşfe imza attı. Toprağın altından üst üste altın ve gümüş parçalar çıkarmaya başlayan Herbert, durumu derhal yetkililere bildirdi. Bölgede kısa sürede tam 244 torba dolusu tarihi eser toplandı. Eserlerin incelenmesinin ardından Hazine Değerlendirme Komitesi, gerçekleştirdiği toplantıda definenin toplam bedelinin 3,285 milyon sterlin olarak açıkladı. Yasal prosedürler gereği bu devasa tutar, hazineyi bulan Herbert ile arazinin sahibi Fred Johnson arasında yarı yarıya bölüştürüldü. Her iki isim de tek bir hamlede yaklaşık 1,64 milyon sterlinlik servetin sahibi oldu. Görseller temsilidir. 5 KİLO ALTIN, 1 KİLO GÜMÜŞ ÇIKTI Staffordshire Definesi, miktar ve ağırlık bakımından İngiltere tarihinin bilinen en görkemli arkeolojik buluntularından biri olarak kabul edilen Sutton Hoo mezarını geride bıraktı. Yaklaşık 5 kilogram altın ve 1,3 kilogram gümüş içeren define, Sutton Hoo'da bulunan değerli metallerin (1,66kg) neredeyse dört katına tekabül ediyor. Görseller temsilidir. Müze envanterine giren nesneler, toplamdan 3.900'ü aşkın parçadan oluşuyor. Nesnelerin büyük çoğunluğu kılıç kabzası ve aksamlarından meydana geliyor. Savaşçı temasının hakim olduğu definenin içinde en az bir miğfere ait parçalar da yer alıyor. Görseller temsilidir. 'KRALİYET AİLESİNE AİT OLABİLİR' Eserler üzerinde gerçekleştirilen kapsamlı bilimsel araştırmalar, Anglo-Sakson dönemindeki metal işçiliği ve kuyumculuk tekniklerine dair çarpıcı detaylar ortaya koydu. Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlanan analize göre, alaşımdaki altın saflık derecesi ile eserlerin yaşı arasında doğrudan bir bağ bulunmuyor. Görseller temsilidir. Anglo-Sakson ustalarının, altın yüzeyindeki gümüş ve bakırı temizlemek için ileri düzey yüzey işleme teknikleri kullandığı tespit edildi. Akademisyenler ve uzmanlar, MS 7. yüzyıla tarihlenen bu parçalardaki üstün işçilik kalitesinin doğrudan bir kraliyet mülkiyetine veya dönemine en üst düzey elitlerine işaret ettiğini belirtti. Görseller temsilidir. ÇÖLDE BULDUĞU TAŞ AY PARÇASI ÇIKTI! AÇIK ARTIRMADA 29 MİLYONLUK SERVETİN SAHİBİ OLDU Moritanya çölünde 2017 yılında bulunan ve ilk bakışta sıradan kaya parçalarını andıran 5,49 kilogramlık kütlenin geçmişi Dünya'nın çok ötesine uzanıyor. Ay yüzeyinden koparak gezegenimize ulaşan ve altı parçadan oluştuğu için "Ay Bulmacası" adı verilen nadir göktaşı, düzenlenen açık artırmada yüz binlerce dolara alıcı buldu. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda Ay kökenli olduğu kesinleşen ve literatüre NWA 11789 koduyla geçen göktaşı için verilen son teklif 612 bin 500 dolar oldu. Komisyonlarla birlikte nihai satış bedeli ise 615 bin dolar seviyesine ulaştı. AY'A ÇARPAN METEOR DÜNYA'YA UZANAN YOLCULUĞU BAŞLATTI NWA 11789'u sıra dışı kılan temel özelliklerden biri, astronotlar tarafından Ay'dan getirilen kaya örneklerinden farklı olarak gezegenimize tamamen doğal süreçlerle ulaşmış olmasıdır. Göktaşının serüveni, geçmişte başka bir meteorun Ay yüzeyine şiddetle çarpmasıyla başladı. Çarpışmanın etkisiyle Ay'dan koparak uzaya savrulan kütle, uzun bir yolculuğun ardından Dünya atmosferine girdi ve Moritanya çölüne düştü. Atmosfere giriş sırasında maruz kaldığı yüksek sıcaklık dış yüzeyinde erime kabuğu oluştursa da, kayanın iç kısmındaki özgün jeolojik yapı korunmayı başardı. ALTI PARÇA YAPBOZ GİBİ BİRBİRİNE OTURUYOR Kayıtlara göre toplam 5,49 kilogram ağırlığındaki göktaşı, birbirine tam olarak oturan altı ayrı parçadan oluşuyor. Parçaların adeta bir yapboz gibi yeniden bir araya getirilebilmesi, göktaşına "Ay Bulmacası" (The Moon Puzzle) unvanını kazandırdı. Göktaşı, Boston merkezli müzayede evi aracılığıyla koleksiyoncu Dustin Dickens tarafından satın alındı. BİR PARÇASI BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İÇİN AYRILDI Kütlenin tamamı özel koleksiyona dahil edilmedi. Bilimsel araştırmaların gelecekte de devam edebilmesi amacıyla göktaşı üzerinden alınan bir numune New Mexico Üniversitesi'nde koruma altına alındı. "AY BULMACASI" MÜZEDE SERGİLENECEK Nadir göktaşının yolculuğu açık artırmayla son bulmuyor. Satışın ardından yapılan bilgilendirmeye göre Ay'dan Dünya'ya ulaşan bu kütle, gözlerden uzak bir yerde tutulmak yerine halka açık biçimde sergilenecek. NWA 11789'un ana parçalarının Vietnam'da ziyaretçilerin beğenisine sunulması planlanıyor. HOBİ DİYE BAŞLADI, SERVET BULDU! YERİN ALTINDAN 2 BİN YILLIK ALTINLAR ÇIKTI East Anglia Üniversitesi Ortaçağ tarihi ve Edebiyatı Profesörü olan Tom Licence, yeğeniyle birlikte hobi amaçlı yaptığı dedektör aramasında büyük bir keşfe adını yazdırdı. Suffolk bölgesindeki Bury St Edmunds yakınlarında yer alan bir tarlada arama yapan Licence, Demir Çağı'na ait 16 parça Kelt altın stater sikkesi buldu. İlk olarak Viking dönemine ait 2 gümüş sikke çıkaran tarihçi, aramalara devam edince MÖ 25 ile MS 10 yılları arasına tarihlenen nadir Kelt hazinesine ulaştı. 2024 sonbaharında yapılan bu keşif, yasal süre olan 14 gün içerisinde yetkililere bildirildi. Sikkelerin gömüldüğü konumun sıradan bir nokta olmadığını belirten Prof. Tom Licence, buluntuların dini ve ritüel amaçlı gömülmüş olabileceğini söyledi. Doğuya bakan tepe yamacında ve bir su kaynağının hemen yanında bulunan hazineyi değerlendiren Prof. Licence, "Yükselen Güneş'in tepe noktası ile buluşması ve aynı noktadan çıkan bir su kaynağı, alanın dini bir anlamı olabileceğin düşündüren bir bileşim oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Atalarının da aynı bölgeden geldiğini belirten Prof. Licence, "Essex'te doğdum ama ailemin kökleri Bury St Edmunds bölgesine dayanıyor ve bu sikkelerin atalarımdan biri tarafından gömüldüğünü düşünmek hoşuma gidiyor" sözleriyle dikkat çekti. AÇIK ARTIRMADA 25 BİN STERLİN BEKLENİYOR! Oxford Üniversitesi araştırmacısı John Sills ve uzmanların incelediği hazinenin, Kelt Kralları Addedomaros ve Dubnovellaunos dönemine ait olduğu kesinleşti. Tarlada bulunan toplam 18 altından iki tanesini bizzat Prof. Licence ve arazi sahibi hatıra olarak saklama kararı aldı. Kalan 16 altın sikke, Londra'daki Noonans Mayfair müzayede evinde düzenlenen açık artırmada satışa sunuldu. Beklenen 25 bin sterlinlik tahminin üzerine çıkan açık artırmada tüm parçalar alıcı bularak toplamda 33 bin 200 sterlin (2 milyon 97 bin 112 TL) gelir sağladı. Müzayedenin en dikkat çeken parçalarından biri olan Kral Addedomaros'a ait 'çark stater' sikkesi, üzerindeki isim yazılışını netleştirerek bin 600 sterline satıldı. Kral Dubnovellaunos'a it ve daha önce örneği görülmemiş bir kalıpla basılmış stater sikkesi ise 3 bin 400 sterline sahibini buldu. Bu iki nadir parçayı da ABD'li aynı koleksiyoner satın aldı. KAZANÇ ARKEOLOJİK ÇALIŞMALARA AKTARILACAK İngiltere'deki 1996 Hazine Yasası kapsamında açık artırmaya çıkan sikkelerden elde edilen gelir, arazi sahibi ile Tom Licence arasında eşit şekilde paylaştırılacak. Satıştan payına düşen miktarı kişisel serveti için kullanmayacağını belirten Prof. Licence, tüm kazancı bölgenin antik tarihini gün yüzüne çıkaracak lokal arkeolojik kazılara aktaracağını ilan etti. NOT: Kullanılan görseller temsilidir. ELLERİ BOŞ DÖNERKEN SON ANDA HAYATLARI DEĞİŞTİ! TOPRAĞIN ALTINDAN 1400 YILLIK KRALİYET ESERLERİ ÇIKARDILAR: DEĞERİ PAHA BİÇİLEMEZ! İngiltere'nin Batı Wiltshire bölgesinde sıra dışı bir olay gerçekleşti. Metal dedektörüyle arama yapan Paul Gould ile Christopher Philips isimli iki arkadaş, toprağın altından 6. ve 8. yüzyıllar arasından kaldığı belirlenen, bin 400 yıllık som altından yapılma ve grena taşı kakmalı iki nadir Anglo-Sakson eser çıkardı. Gün boyu elleri boş kaldığı için eve geri dönmeye hazırlanan ekipten Gould, aracına doğru yöneldiği sırada toprağın altından gelen güçlü bir sinyalin sesini duydu. Toprağı kazan dedektörcü, grena taşı kakmalı yuvarlak altın parçayı yüzeye çıkardı. İlk keşfin hemen ardından birkaç metre uzaklıkta arama yapan Philips ise gözleri yine kırmızı grena taşından işlenmiş altın karga kafasını topraktan çıkardı. Anglo-Sakson ve İskandinav kültüründe karga figürünün savaşı, kaderi ve elit savaşçıları temsil ettiği biliniyor. Yetkililer, iki parçanın da yüksek statülü bir yöneticiye ait tören kabı ya da savaş miğferi süslemesi olabileceğini değerlendirdi. ARAMALAR DURDURULDU Eserlerin ulusal önemde bir hazineye ait olabileceğini anlayan ekip alandaki tüm kazı ve aramaları anında durdurdu. Durum anında Wiltshire Alan Bulgu Görevlisi yetkililerine bildirildi. Sutton Hoo ve Staffordshire hazinelerindeki krallık kalıntılarıyla üslup benzerliği tşaıyan parçalar detaylı inceleme için uzmanlara teslim edildi. Haber Girişi Merve Aykaş - Editör
Evlerin duvarlarında 72 bin ton elmas saklı! Dünyada eşi benzeri yok
Almanya’nın Bavyera eyaletinde yer alan tarihi Nördlingen kasabası, 15 milyon yıl önce Dünya’ya çarpan dev bir gök taşının açtığı 24 kilometrelik dev kraterin tam merkezinde bulunuyor. Çarpışma anındaki aşırı basınçla ortaya çıkan ve kule, kilise ile surların inşasında kullanılan taş blokların toplam 72 bin ton mikroskobik elmas barındırdığı bilimsel analizlerle kanıtlandı.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…