Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Issei Sagawa , takvimler 26 Nisan 1949'u gösterdiğinde Japonya 'nın güneyindeki Kobe şehrinde zengin bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesinin üzerinden çok bir zaman geçmemişti. ABD'nin art arda attığı iki atom bombasının ardından havlu atan Japonya, savaşın getirdiği yıkımın izlerini silmeye çalışıyordu. Ancak Sagawa, doğduğu ailenin sahip olduğu mal varlığı sebebiyle hayata yaşıtlarından birkaç adım önde başlamıştı. Ancak prematüre doğum sebebiyle çok zayıf bir bebekti ve çocukluğunun ilk yıllarında sık sık ciddi hastalıklar geçirdi. Çocuk yaşta yaşadığı sağlık sorunlarının da etkisiyle gelişimi yaşıtlarına göre geride kalan Sagawa'nın boyu yaklaşık 1 metre 50 cm'di ve bu durum ergenlik ve yetişkinlik yıllarında özgüven sorunları yaşamasına neden oldu. Çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı bu derin özgüvensizlik, içten içe farklı hislerini de geliştiriyordu. Haberin Devamı Haberin Devamı Sagawa'nın bu durumu anlaması çok uzun zaman almadı. Çocukken izlediği tiyatro oyunları ya da okuduğu masal ve kitapların etkisiyle yamyamlığa ilgi duymaya başladı. Hoşuna giden masalların tek ortak noktası insanların yenilmesi veya canavarların insanları yutmasıydı. Favori masalıysa Hansel ve Gretel'di. Cadının çocukları kafese kapatıp yemeye çalışması fikri, onda korkudan ziyade keyif verici hisler uyandırmıştı. Zamanla "güçlü ve güzel gördüğü kadınları yiyerek onların enerjisini emme" şeklinde duyanları şoke eden bir düşünceyi benimsedi. Kendi zayıf ve çelimsiz vücuduna kıyasla sağlıklı, uzun boylu ve çekici bulduğu Batılı kadınlara karşı saplantı geliştirdi. Bu kadınların enerjilerini ve güzelliklerini kendi bünyesine katmanın tek yolunun "onları yemek" olduğu yönünde bir düşünce yapısı inşa etti. Sagawa, 20'li yaşlarına geldiğinde içindeki bu düşünceleri harekete geçirmeye hazırdı ve bunu yapacaktı. 24 YAŞINDA TUTUKLANDI Sagawa, kafasındaki düşünceleri ilk kez 24 yaşında hayata geçirdi. O yıllarda gözüne kestirdiği hedef Tokyo 'ya gelmiş olan bir Alman değişim öğrencisiydi. Genç kadını evine kadar takip eden Sagawa, kadın uyuduğu sırada evine zorla girdi. Evinde yabancı biri olduğunu fark eden kadın kısa süre içinde toparlandı ve 24 yaşındaki adama karşı koydu. Polisin gelmesiyle gözaltına alınan Sagawa tecavüzle suçlanıyordu. Ancak onun içindeki gerçek plan o değildi. Buna rağmen polislerin suçlamasını reddetmedi ve içindeki gerçek düşünceleri gizlemeye devam etti. Haberin Devamı 28 yaşına geldiğinde Fransa'nın başkenti Paris'teki Sorbonne'da edebiyat üzerine doktora yapmak için Fransa'ya göç eden Sagawa, çevresine belli ediyor olmasa da yamyamlığa yönelik arzuları sürüyordu. Fransa'ya yerleştikten sonra geçen 4 yılın ardından 1981 yılında yeniden harekete geçmeye karar verdi ve kursta tanıştığı bir arkadaşını akşam yemeği için dairesine davet etti. 25 yaşındaki Renee Hartevelt, olacaklardan habersiz arkadaşının evine gitti. Sakin ve güzel bir akşam geçireceklerini düşünüyordu. Ancak Sagawa'nın kafasındaki plan ise çok başkaydı. Arkadaşı sırtını döndüğü anda evdeki tüfekle Hartevelt'i öldürdü. Cinayetin ardından kurbanın bedenini istismar eden Sagawa, daha sonra cesedi parçalayarak yamyamlık eylemini gerçekleştirdi. Tüm bunları yaptığı sırada da yaşananları fotoğraflayarak kayıt altına aldı. Haberin Devamı Haberin Devamı Haberin Devamı Cinayetten iki gün sonra Renee Hartevelt'in cansız bedeninden geri kalanları bir parka bırakmaya çalışırken görgü tanıklarının ihbarı üzerine suçüstü yakalandı ve gözaltına alındı. Mahkeme sırasında yüksek ücretlerle tutulan avukatlar, Sagawa'nın akıl sağlığının yerinde olmadığını ve bu sebeple yargılamanın hukuksuz olduğunu savundu. Mahkeme sonucunda akıl sağlığının yerinde olmadığına karar verilen Sagawa'nın Japonya'ya gönderilmesi ve Tokyo'daki bir hastaneye yatırılmasına karar verildi. Sagawa, hastaneye yatırıldıktan sonra yapılan testler sonucunda Japon yetkililer onun akıl sağlığının yerinde olduğu ve cinayeti şehvet ve cinsel arzu nedeniyle işlediğine karar verdi. Japon doktorların gözünde bunlar akıl hastalığı için bir gerekçe değildi, bu yüzden psikiyatri hastanesine yatırılamazdı. Yargılanması gerekiyordu ancak işler bu noktadan sonra daha ilginç ve duyanları şoke edecek şekilde ilerleyecekti. DELİLLER GÖNDERİLMEDİĞİ İÇİN SERBEST KALDI Haberin Devamı Fransa'da akıl sağlığının yerinde olmadığına karar verilen Sagawa'nın Japonya'da yapılan testlerde cinayeti bilinçli şekilde işlediği ortaya çıkmıştı ve bu sebeple yeniden yargılanması gerekiyordu. Ancak Fransız mahkemeleri davayı düşürüp dosyayı kapattığı için kanıtlar yasal olarak mühürlenmişti ve Fransız makamları bu delilleri Japonya'ya göndermeyi reddetti. Yeniden yargılama için gerekli deliller sağlanamadığından, bir kadını öldüren, cesedi istismar eden ve yamyamlık yapan Issei Sagawa serbest kaldı. Haberin Devamı Sagawa'nın serbest kalması birçok kişi için soğuk duş etkisi yaratmış olsa da esas şoke edici olaylar henüz tam olarak yaşanmaya başlamamıştı. Fransa'da işlenmiş cinayetin faili olan adam, kısa süre içinde Japonya'da küçük çaplı bir ünlü oldu ve medyatik bir figür hâline geldi. 1986 ve 1997 yılları arasında sıklıkla programlara misafir konuşmacı ve yorumcu olarak davet edilmeye başlandı. 1992 yılında bir filmde sadist bir sapık olarak oynadı. 1997 yılında çocuk cinayetlerini konu alan romanlar yazmaya başladı. Bir süre daha farklı dergilerde yazılar yazmaya devam eden Sagawa'nın popülerliği azaldıkça medyadaki görünürlüğü de düştü. 2005 yılında Sagawa'nın ebeveynleri öldü. Alacaklılarına borçlarını ödeyen adam sosyal konutlara taşındı ve bir süre boyunca sosyal yardım aldı. 2009 yılında bir röportajında bir katil ve yamyam olarak yaşamaya zorlanmanın korkunç bir ceza olduğunu söyledi. 2013 yılında sinir sistemine kalıcı hasar veren bir beyin enfarktüsü nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve erkek kardeşinin tam zamanlı bakımı altına girdi. O dönemde takıntısından pişmanlık duyduğunu iddia etmişti. 24 Kasım 2022'de 73 yaşındayken Tokyo'daki bir hastanede zatürre komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetti.