Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Haberin Devamı Fransa'da eylemciler ile hükümet arasında uzlaşma sağlanamadı. Ülke genelince cumartesi günü yaklaşık 410 bin kişi bir kez daha sokaklara çıktı. Eylemlerin en yoğun olduğu yer, 110 bin kişinin hükümeti protesto etmek için bir araya geldiği Paris oldu. Gösteriler büyük ölçüde barışçıl geçse de Paris'in yanı sıra Marsilya, Bordeaux ve Nice gibi şehirlerde polisle eylemciler arasında çatışmalar yaşandı. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, ülke genelinde yaklaşık bin kişinin gözaltına alındığını, bunun bir önceki haftaki 385 gözaltına kıyasla ciddi bir artış olduğunu açıkladı. Nunez, güvenlik güçlerinin "son derece yüksek düzeyde şiddetle" karşılaştığını belirterek, göstericilerin sürekli havai fişekler fırlattığını söyledi. Ülke genelinde 70 bin polisin görevlendirildiği operasyonda özel SWAT birlikleri, helikopterler, zırhlı araçlar, polis köpekleri ve su topları hazır bekletildi. Haberin Devamı CNN International'ın haberine göre, protestocular ülkenin eğitim sistemine daha fazla yatırım yapılmasını, genç işçiler için daha fazla fırsat yaratılmasını ve artan yaşam maliyetlerine çözüm bulunmasını talep ediyor. Aşırı sol parti La France Insoumise'in lideri Jean-Luc Melenchon, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un göstericilerin taleplerine yanıt vermemesi halinde 5 Kasım'da ülke çapında genel grev yapılacağı uyarısında bulundu. Fransa'daki gösterilerin yanı sıra İtalya'nın Napoli, Roma ve Milano kentlerinde, Arnavutluk'un başkenti Tiran'da ve Belçika'nın başkenti Brüksel'de de benzer eylemler düzenlendi. Son bir ayda şiddetin tırmandığı gösterileri "Avrupa'nın felaketi" diye tanımlayan Dr. Canan Tercan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 'un erken seçim kararı almak zorunda kalabileceğine dikkat çekti. Haberin Devamı Fransız göstericiler, "Öfkeli gençlik" yazılı bir pankart taşıyor. MACRON ZOR DURUMDA Fransa'daki protestoların yalnızca sokak hareketliliğiyle açıklanamayacağını belirten Dr. Canan Tercan, krizin arka planında hükümetin parlamentodaki zayıflığı ile Macron'un yönetim anlayışının bulunduğunu ifade etti. Tercan'a göre Fransız hükümeti, parlamentoda çoğunluğu oluşturamadığı için hem ekonomik hem de sosyal alanda istediği değişiklikleri hayata geçiremedi. Tercan, "Hükümetin parlamentoda çoğunluğu oluşturamaması ve istediği değişiklikleri yapamaması protestoların tetiklenmesinde önemli rol oynadı. Diyelim ki şu anda hükümet eylemcilerin isteklerine uygun değişiklikler teklif edecek. Meclisten geçmeyeceği için Macron böyle bir reform da yapamaz. Sağlık politikalarında kısıtlamalar, eğitimde bütçenin kısılması hükümeti zor durumda bıraktı" ifadelerini kullandı. Haberin Devamı Macron'un daha çok dış politika üzerinden ilerlediğini ve Ukrayna savaşını sürdürmek istediğini belirten Tercan, bu savaşın maliyetinin Fransa için yüksek olduğunu vurguladı. İkinci nedenin ise Macron'un halkı okuyamaması olduğunu kaydeden Tercan, "Elitist ve yukarıdan bakan bir yönetim sergiledi. Fransız halkı bu yönetim anlayışının altında ezildi diyebiliriz" dedi. 'ERKEN SEÇİM KAÇINILMAZ' Tercan, protestoların şiddeti ve katılımcı sayısındaki artışın siyasi bir sonuç doğuracağını, mevcut tablonun seçim tarihine kadar taşınamayacağını belirtti. Uzman isim, hükümetin düşmesi ya da istifa etmesinin yakın dönemde karşılaşılabilecek ihtimaller arasında olduğunu vurguladı. Haberin Devamı Fransa'da erken seçim olasılığını yorumlayan Tercan, "İlkbaharda seçimler var ancak görünen o ki Fransa'daki durum seçim tarihine kadar dayanmaz. Ayaklanmalar öğrenci eylemleri adı altında sol ve aşırı solun desteğiyle başladı ancak aşırı sağın da eylemlere katılımı muhalefetin birleştiğini gösteriyor. Çok yüksek oranda katılım var. Macron'un buna dayanma süresi çok uzun olacakmış gibi görünmüyor. Fransa'da hükümet düşebilir ya da istifa edebilir, bunlar yakın dönemde karşılaşabileceğimiz ihtimaller. Şu anda olayların sönümlenmesi beklenmiyor" dedi. Tercan, Macron'un halkta hoşnutsuzluk olduğunu bildiğini ancak kemer sıkma politikalarına devam ettiğini, parlamentoda da elinin kuvvetli olmadığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı: Haberin Devamı "Nisana kadar bu protestoların devam edeceğini düşünmüyorum. Erken seçim gelmek zorunda; çünkü protestoların şiddeti ve protestocu sayısı git gide artıyor. Dolayısıyla erken seçim olacaktır. Macron erken seçim istemiyor ama alternatifi yok. Macron'un partisinin oyu çok düşük. Şu an hükümette koalisyon var. Koalisyonun oyu yüzde 16, Macron'un partisinin oyu yüzde 7 oranında. Bir iktidar partisinin oyu yüzde 7 olur mu? Geçen hafta yapılan anketlerde bu oranın da yüzde 5,5'e kadar düştüğü görülmüştü." 'LE PEN ÖNE ÇIKAN ADAY' Fransa'daki protesto dalgası, ülkenin siyasi dengelerini de sarsmış durumda. Anketler, iktidar partisinin oy oranındaki erimeye karşılık aşırı sağın yükselişine işaret ediyor. Dr. Canan Tercan, bu tablonun erken seçimi kaçınılmaz kıldığını ve Ulusal Birlik'in (RN) cumhurbaşkanlığı adayı Marine Le Pen'in öne çıkan aday olduğunu belirtti. Tercan, "Le Pen'e baktığımızda yüzde 36-37 bandında desteği var. Aşırı solun oy oranı ise yüzde 17. Merkez sağ ve merkez solda yüzde 11-12 civarında. Macron'un hükümeti iktidarda fakat bu oy oranıyla devleti uzun süre idare edemez. Sonuç olarak Fransa erken seçime gidecektir" dedi. Ulusal Birlik'in (RN) cumhurbaşkanlığı adayı Marine Le Pen Le Pen'in olası iktidarının Fransa'yı daha sert bir yönetime sürükleyeceğini vurgulayan Tercan, şunları dile getirdi: "Le Pen öne çıkan aday olarak gözüküyor. Muhtemelen aşırı sağ politikaların ve daha sert uygulamaların olduğu bir Fransa karşımıza çıkacak. Le Pen'in baskı politikaları da bir çözüm değil. İktidara gelirse pek çok alanda bu tarz politikaları artıracak. İktidara gelmesi için 'The Movement1'tan ciddi destek alıyor. Bu hareket ABD Başkanı Donald Trump'ı destekleyen grup olarak da biliniyor. İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Likud Partisi ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde aşırı sağ partileri destekliyorlar. Avrupa'da bir dönüşüm istiyorlar. Le Pen'e olan desteğin artmasında bu desteğin de ciddi etkisi var. 'Avrupa'yı yeniden büyük yapmak' ve göçmen karşıtlığı üzerine kurulmuş söylemler üreten bir yapı olarak öne çıkıyor. Le Pen bu projenin Fransa ayağı olarak tanımlanabilir." KRİZ AVRUPA'YA YAYILDI Fransa'daki krizin yalnızca ulusal bir mesele olmadığını, Avrupa genelinde bir başarısızlığın yansıması olduğunu belirten Tercan, benzer sorunların İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz'de de sürdüğüne dikkat çekti. Tercan, Fransa'nın bu tabloda "prototip" işlevi gördüğünü ifade etti. Tercan, "Bugün Fransa'da yaşananlar sadece Fransa'nın özelinde gelişen olaylar değil. Öğrenci protestoları, okulların yetersizliği, konut sıkıntısı, göçmen sorunu, sağlık politikalarında gerileme gibi sorunlar aslında Avrupa politikalarının başarısızlığı. Şu an bu başarısızlığın Fransa ayağını görüyoruz. Fransa bir prototip. Daha erken reaksiyon veren bir ülke oldu. Bugün İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz gibi pek çok yerde krizler devam ediyor" dedi. Avrupa'nın içinde bulunduğu durumu "Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen döneminin felaketi" olarak nitelendiren Tercan, "Bu durumu Fransa üzerinden okumak doğru olmaz. Fransa'da yeni hükümet kuvvetli gelmek isteyecek. Le Pen istediği kanunları Macron'a göre parlamentodan daha kolay geçirebilir. Le Pen polis vasıtasıyla ve protestocularla görüşmeler yoluyla protestoları bastıracağını söyledi. Polisin daha sert davranmasını savunuyor. Le Pen iktidara gelirse ekonomi ve göçmen politikalarında değişiklik olacak" ifadelerini kullandı. Dr. Canan Tercan 'GÖÇMENLER VE MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE BASKI ARTACAK' Fransa'daki siyasi krizin toplumsal yansımalarına da değinen Tercan, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göçmen karşıtı söylemlerin güç kazanmasının, özellikle Müslüman topluluklar üzerindeki baskının artmasına yol açabileceğini vurguladı. Tercan, "Göçmenlerin ve Müslümanların üzerinde çok büyük baskı var. Bunun arttığını da maalesef göreceğiz. Le Pen devamlı bundan bahsediyor. Le Pen İsrail ile çalışan, İsrail lobisine hizmet eden bir siyasetçi" dedi. "AVRUPA'DA DÜĞMEYE BASILDI" Avrupa için "düğmeye basıldığını" söyleyen Tercan, "Avrupa ülkeleri ne zaman ki Filistin'de iki devletli çözüme evet dediler, teker teker dökülmeye başladılar. Protestolardan önce de Avrupa'da bir mutsuzluk vardı. Ekonomik sorunlar ağırlaşmıştı ancak halkın mutsuzluğunun koordineli bir şekilde sokağa aktarılması lobilerin işleri. Fransa da iki devletli çözüme evet deyince karıştı" diye konuştu. Tercan, "Avrupa çok büyük bir ekonomik organizasyon. İyi yönetilirse insanlara adalet ve zenginlik getirebilecek bir güç. Ancak Avrupa odaklı değil; İsrail odaklı, lobiler odaklı bir politika izlendi. Son dönem izlenen politikalarla refah seviyesi ciddi oranda düştü. Bu yüzden de isyan ediyorlar" ifadelerini kullandı. HALKTAN KOPUK POLİTİKALAR GERİLİMİ TIRMANDIRDI Protestoların arka planında yalnızca güncel ekonomik sıkıntılar değil, uzun süredir biriken politik tercihler de yatıyor. Tercan'a göre, pandemi sonrası ekonomik toparlanmanın yetersizliği, Yeşil Mutabakat'ın getirdiği maliyetler ve savaşlara bağlı artan mülteci sayısı, Avrupa'da refah seviyesinin düşmesine neden oldu. Tercan, bu tablonun halktan kopuk politikalardan kaynaklandığını kaydetti. Tercan, "Halktan kopuk politikalar, örneğin pandeminin ardından ekonomik kriz henüz bitmemişken Yeşil Mutabakat ile ürünlerin fiyatını artıran bir politika dayatıldı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda barışı desteklemediler. Avrupa ülkeleri zor duruma düştü, enerji fiyatları arttı. Savaşlara bağlı olarak mülteci sayısı arttı, konut fiyatları daha da yükseldi. Avrupa pandemi sonrası ekonomiyi yönetemedi. Avrupa ülkeleri ekonomileri kötü haldeyken askeri yatırımları artırdı. Bu durum Avrupalıları daha da yıprattı" dedi.