Haberler Bizim Gençler Neden “Devrim” Yapmıyor? 26.10.2026 - 16:20 Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Sırbistan’dan gelen haberlerin ardından herkesin dilinde aynı soru. “Bizim gençler neden yapmıyor?' Kimi iç çekerek söylüyor bunu, kimi öfkeyle, kimi de faturayı doğrudan gençlerin rahatına keserek. Oysa cevabı onların mayasında aramak yerine, sabah uyandıkları o boğucu sabaha bakmak gerekiyor. 1 Kasım 2024’te Novi Sad’da bir tren garının tavanı çöktü, 16 insan öldü. Gençler bağırmak yerine durmayı seçti önce. Her gün aynı saatte trafiği kestiler, giden her can için 15 dk sustular. İki yıl boyunca inatla sürdürülen bir yas tutma biçimiydi bu. Facianın ertesi günü, yani 2-3 Kasım 2024 itibarıyla Novi Sad ve Belgrad sokakları zaten ilk öfkeyle hareketlenmişti. Kamu binalarına kırmızı boyalar atıldı, 'Ellerinizde kan var' sloganları yazıldı ve polis sert müdahalelerde bulundu. İlk günlerdeki bu sert temasın ardından öğrenciler strateji değiştirdi ve Kasım ayının ortalarına doğru her gün tam saat 11.52'de hayatı durduran o meşhur 'Zastani, Srbijo' (Dur, Sırbistan) sessiz eylemlerini başlattılar. Sessizliğin kitlesel, fiziki bir sokak ablukasına ve nihai kırılmaya dönüşmesi ise Kasım 2024'ün son haftasında gerçekleşti. 2026 sonbaharında da bu eylemler sandığa yansıdı. Öğrencilerin hareketi meclisi aldı, yılların iktidarı yenildiğini kabul etti. Bunu dışarıdan izleyip 'Helal olsun be cesur çocuklar kazandı, bir de bizimkilere bak' demek çok kolay. Ama bu kolaycılık, dönüp kendi gencimizi korkak ilan etmenin en kestirme yolu. Cesaret kimsenin cebinde hazır duran bir maden değil. Yanındakinin omzunu hissettiğin yerde yeşeren bir şey. Sırbistan’daki 16 dakika, insanları makamlarından ve sınıflarından soyup aynı acıda buluşturdu. Yas ortaklaştıkça korku dağıldı. Türkiye’de gençlerin yan yana durabilecekleri o zemin kaldı mı sizce? Dönüp hafızamıza baktığımızda boğazımız düğümleniyor. Soma’da 301 madenci, 6 Şubat’ta yıkılan koca şehirler, Kartalkaya’da otelde yanan çocuklar... Saymaya kalksak nefesimiz kesilir. İçeriğin Devamı Aşağıda Reklam Peki bunca ölüme rağmen neden öfke büyümüyor da koyu bir sessizlik çöküyor? Tembellik sanıyorsanız aman Z kuşağı da pek bir rahat diye düşünüyorsanız yanlış cevap. Yıllar içinde ilmek ilmek örülmüş bir tükenmişlik hali. Ne yaparsa yapsın hiçbir şeyin değişmediğini gören insan, bir süre sonra denemeyi bırakır. Bugünün gençleri, sorumluların cezasız kaldığı, verilen sözlerin bir haftada buharlaştığı bir yerde büyüdü. Ne zaman bir felaket gelse yasını tutmasına bile izin verilmedi. Biri bitmeden öbürü geldi. Tamamlanmamış her acı, bir öncekinin üstüne yığıldı. Bizim gençlerimiz işte bu devasa enkazın altında nefes almaya çalışıyor. İçeriğin Devamı Aşağıda Reklam Bir de zihnin bugüne hapsolması meselesi var Kiralara, market fişlerine, ödenemeyen borçlara sıkışmış bir hayat bu. Zihin bugünü kurtarma savaşı verirken gözün önü kararıyor. Ay sonunu nasıl getireceğini düşünen, yarın ne olacağını bilmeyen bir gencin geleceği kuracak hali de kalmaz. Hayatta kalmanın kendisi zaten tam mesaiye dönüşmüşken sadece onlardan bir de sokaklarda kahramanlık beklemek biraz haksızlık gibi geliyor bana. Sadece onların yapabileceği bir şey değil bu. Sesini çıkaramayan insan ya gider ya da içine kapanır. Kimi vize kuyruklarında ömrünü tüketiyor, kimi ekran başında her şeyi şakaya vuruyor. Oysa o alaycı gülüşlerin, sosyal medyadaki esprilerin altında çaresizlik var. Biz o çaresizliği duymak yerine sessizliği kabulleniş sanıyoruz. Herkes kendi odasında aynı yangında tek başına kavruluyor. Bütün bunların üstüne bir de elle tutulur riskler var Bir tweet yüzünden kesilen burslar, sabaha karşı çalınan kapılar, iş bulamama ihtimali, ailesine zarar gelme korkusu... Bu riskleri tartan bir gence korkak demek vicdana sığmaz. Korku son derece insani ama arkasını kollayacak kimse yokken oturduğumuz yerden birinden kahramanlık istemek de zalimlik. Sırbistan’da o gençler yola çıktığında arkalarında hocaları vardı Yanlarında köylüler, esnaf, sanatçılar yürüdü. Yetişkinler kenara çekilip ekrandan izlemedi. Biz ise iş yerimizde müdürümüze tek laf edemezken, apartman toplantısında aidata bile itiraz edemezken, kendi hayatımızda bir adım geri çekilip bütün cesaret faturasını en savunmasız olanlara kesiyoruz. Gücü olmayan, parası olmayan, geleceği pamuk ipliğine bağlı gençlerden ülkeyi kurtarmasını bekliyoruz. Hiçbir ülkenin yolu bir diğerine birebir uymaz ama Sırbistan ilmek ilmek ördüğü devrim yolculuğuyla bize değişimin doğasını hatırlatmış oldu. Değişim, her gün inatla tekrarlanan küçük adımlardan, tutulan yası yarım bırakmamaktan ve birbirinin gözünün içine bakıp yalnız değiliz diyebilmekten doğar. Ve emin olun gençlere hesap sormadan önce kendimize bakmamız şart. Onların arkasında duracak o cesur toplumu biz ne zaman kuracağız? Instagram X LinkedIn Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio Yorumlar ve Emojiler Aşağıda Reklam Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör! Test Gündem Magazin Video
Bizim Gençler Neden “Devrim” Yapmıyor?
Haberler Bizim Gençler Neden “Devrim” Yapmıyor? 26.10.2026 - 16:20 Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Sırbistan’dan gelen haberlerin ardından herkesin dilinde...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…