ABD’deki ara seçimler dikkat çekici bir çelişkiye sahne oluyor. Cumhuriyetçi adaylar, ön seçimler sırasında Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanmak için adeta yarışırken seçim günü yaklaştıkça bazıları Trump’tan uzaklaşmaya, hatta politikalarını açıkça eleştirmeye başladı. Bu değişim, Trump’ın düşen kamuoyu desteğiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki nüfuzunun ne ölçüde zayıfladığı sorusunu gündeme getiriyor. Reuters’ın bu ayın başında yayımladığı bir haber, Senato ve Temsilciler Meclisi için kritik ve çekişmeli yarışlara katılan Cumhuriyetçi adayların yaklaşık üçte ikisinin Trump’ın bazı politikalarından uzaklaştığını veya onunla siyasi bağlarını zayıflatmaya çalıştığını ortaya koydu. Habere göre, başa baş geçen 62 seçim yarışından 41’inde adaylar belirli konularda Trump’tan bağımsız hareket ettiklerini göstermeye yönelik tutumlar benimsedi. 23 yarışta Trump’ın politikalarıyla görüş ayrılıkları öne çıkarken 12 aday da internet sitelerinden Trump’a yapılan atıfları kaldırdı. İran savaşı İran savaşı, akaryakıt fiyatları ve yaşam maliyetindeki artışla doğrudan bağlantılı olması nedeniyle Cumhuriyetçi Parti içindeki tartışmaların başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Kritik seçim yarışlarına katılan bazı adaylar, Beyaz Saray’ın tutumundan açıkça ayrışarak savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Trump, 22 Ekim 2026'da Iowa'daki Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson ile birlikte (AFP) Senato koltuğu için çekişmeli bir yarışın yaşandığı Iowa’da Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson, savaşın sona erdirilmesini istedi. Hinson, eyalet sakinlerinin savaşın bedelini akaryakıt istasyonlarında ve mağazalarda ödediğini belirtti. Michigan’da ise Cumhuriyetçi aday Mike Rogers, seçim konuşmalarında ve reklamlarında yüksek fiyatlara dikkat çekerek savaşın bir an önce sona erdirilmesi çağrısı yaptı. Michigan’dan Temsilciler Meclisi üyeliğine yeniden aday olan Tom Barrett ise daha ileri giderek Kongre’nin önceden onayı alınmadan İran’a yönelik askerî operasyonlar düzenlenmesine karşı oy kullandı. Göç politikaları Cumhuriyetçilerin mesafeli tutumları İran savaşıyla sınırlı kalmadı, göç politikalarına da uzandı. Bir dönem Cumhuriyetçi Parti’nin güçlü olduğu alanlardan biri olarak görülen göç meselesinde, Trump yönetiminin politikalarını uygularken sıklıkla şiddete başvuran yöntemleri kamuoyunda tepki çekti. Fox News’un yaptığı bir ankete göre katılımcıların yüzde 53’ü, ABD yönetiminin göçmenlik uygulamalarında sınırı aştığını düşünüyor. Bu durum özellikle Latin Amerika kökenli seçmenler üzerinde etkili oldu. Bunun üzerine bazı Cumhuriyetçi adaylar yönetimin uygulamalarından uzaklaşmaya, hatta zaman zaman bu uygulamaları eleştirmeye başladı. ABD Ulusal Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, 9 Ekim 2026'da Washington'da Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlileriyle birlikte (AP) Florida’yı Temsilciler Meclisi’nde temsil eden Cumhuriyetçi üye María Elvira Salazar, geniş çaplı sınır dışı işlemlerini bir seçim reklamında eleştirdi. Temsilciler Meclisi üyesi Monica De La Cruz ise Trump yönetiminin bazı uygulamalarından uzak durmaya çalıştı. De La Cruz, sabıka kaydı bulunmayan kişilerin hedef alınmasını eleştirerek sınır dışı işlemlerinin suça karışmış göçmenlere odaklanması çağrısında bulundu. New York’ta Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, bazı düzensiz göçmenlere yasal statülerini düzenleme yolu açacak reformları savundu. Lawler ayrıca yönetimin Haitili göçmenlere tanınan geçici koruma statüsünü sona erdirme kararına karşı çıktı. Pennsylvania’da ise Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Brian Fitzpatrick, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) çalışma yöntemlerinde reform yapılması ve kurum üzerindeki denetimin güçlendirilmesi amacıyla Demokratlarla birlikte yürütülen yasama girişimlerine katıldı. Trump’ın adını geri plana çekiyorlar Bazı adaylar, Trump’ın politikalarından uzaklaşmanın yanı sıra seçim kampanyalarında ABD Başkanı’na duydukları açık desteği de daha az görünür hâle getirmeye başladı. Bu adımların, Trump’ın tabanını aşarak daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşma çabasının parçası olduğu değerlendiriliyor. Trump, 23 Ekim 2026'da Florida valiliği için Cumhuriyetçi aday Byron Donalds ile birlikte (AP) Örneğin Florida’da Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Kathy Castor’a karşı yarışan Cumhuriyetçi aday Mike Beltran, kampanya internet sitesinin ana sayfasından Trump’la birlikte çekilmiş bir fotoğrafını ve başkana desteğini vurgulayan ifadeyi kaldırdı. Bunların yerine aile fotoğrafını koydu. Teksas’ta aday Carlos De La Cruz, kendisini tanımlarken kullandığı “Trump yanlısı muhafazakâr” ifadesini “kendini kanıtlamış muhafazakâr” olarak değiştirdi. Buna karşın Trump’ın fotoğrafı ve adına yapılan atıflar internet sitesinin diğer bölümlerinde yer almaya devam etti. Florida valiliğine aday olan Byron Donalds’ın seçim kampanyası da internet sitesinden Trump’a yönelik çeşitli atıfları kaldırdı. Temkinli denge arayışı New York’ta zorlu bir seçim mücadelesi veren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, Trump’ın desteğini korumakla ondan bağımsız bir tutum sergilemek arasında denge kurmaya çalışan Cumhuriyetçilerin yaklaşımını yansıtıyor. Lawler, Haitili göçmenlere yönelik geçici yasal koruma ve Türkiye’nin yeniden F-35 savaş uçaklarını alabilmesi önerisi gibi konularda Trump’la görüş ayrılığı yaşadı. Eylül ayında düzenlenen Cumhuriyetçi Parti kongresinde Trump destekçilerinin karşısında bu farklılıkları dile getirmekten çekinmedi. Lawler, Trump’la her konuda aynı fikirde olmadıklarını, bunun da doğal olduğunu söyledi. Benzer bir tablo Iowa’da da görülüyor. Eyalette zorlu bir seçim yarışına giren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mariannette Miller-Meeks, Trump’ın sığır eti ithalatına ilişkin politikasını eleştirdi. Daha önce benzer girişimlere karşı çıkmış olmasına rağmen, daha sonra Trump’ın İran’a karşı savaş başlatma yetkilerini kısıtlamayı amaçlayan bir düzenleme lehinde oy kullandı. Ancak bu oylamadan iki haftadan kısa bir süre sonra Miller-Meeks, Iowa’daki bir çelik fabrikasına yapılacak büyük ölçekli yatırımı duyurmak üzere Beyaz Saray’da Trump’ın yanında yer aldı. Bu örnek, bazı Cumhuriyetçilerin belirli konularda bağımsızlıklarını ortaya koyarken başkanla ilişkilerini korumaktan da vazgeçmediklerini gösteriyor. New York’taki Cumhuriyetçi aday Mike Lawler, 25 Ekim 2026 (AFP) Söz konusu adımlar, ön seçimler ile ara seçimler ve seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayacak dönem arasında farklılaşan siyasi hesapları gözler önüne seriyor. Trump’ın ön seçimlerde adaylara verdiği destek, parti tabanını harekete geçirmek ve adayların kendi partilerinin adaylığını kazanmasını sağlamak açısından belirleyici oldu. Ancak aynı adaylar, ara seçimlerde bağımsız ve ılımlı seçmenleri de kapsayan daha geniş bir destek tabanına ulaşmaya çalışıyor. Seçimlerin ardından bu açık görüş ayrılıklarının devam edip etmeyeceği ya da sandıkların kapanmasıyla birlikte sona erecek geçici seçim hesaplarından ibaret kalıp kalmayacağı merak konusu. İntikamcı eğilimleriyle tanınan Trump, iki yıl daha Beyaz Saray’da kalacak. Cumhuriyetçiler ise geçmişte parti içindeki muhaliflerini hedef almaktan çekinmeyen bir başkanla çalışmayı sürdürecek. Kongre’deki güç dengeleri netleştiğinde, Cumhuriyetçilerin Trump’tan ne ölçüde bağımsız hareket edebileceğinin sınırları da daha belirgin hâle gelecek.