ABD’de yarın ara seçimler var. Seçim öncesinde ana akım medyada yorumlar, Trump yönetimine karşı gelişen, ekonomik hoşnutsuzluğu, siyasal meşruiyet kaybını, geleceğe ilişkin belirsizliklerin beslediği daha geniş bir tepki üzerinde yoğunlaşıyordu. Bu tepkiler geleneksel Demokrat-Cumhuriyetçi rekabetinin sınırlarını aşıyor. Sol yorumculara göre esas konu Trump’ın seçmen desteğini kaybetmesi değil; onu iktidara taşıyan toplumsal koalisyonun kendi iç çelişkileriyle karşı karşıya gelmesiydi. Bu çelişkileri aşabilecek bir siyasal alternatif henüz ortada yok. The Economist son sayısında, bu krizin ekonomik boyutuna işaret ediyordu: Ekonomi yüzde 3+ büyürken büyümenin kazançları esas olarak varlıklı kesimlerde toplanıyor. Gümrük vergileri ve İran savaşı fiyatları yükseltiyor. Yüksek gelir grupları vergi indirimlerinden yararlanırken sosyal yardımlardaki kesintiler emekçi sınıfların hayatını daha da zorlaştırıyor. İmalat sanayisi üretimi artmasına rağmen istihdam geriliyor. Borsa ve yapay zekâ yatırımlarından doğan servet artışının yaklaşık yüzde 90’ı en zengin yüzde 10’a gidiyor. The Economist ’e göre, Trump’ın Amerikan halk sınıflarına refah vaat eden söylemi ile iktidarının ekonomik sonuçları arasındaki çelişki giderek büyüyor. New York Times ’ta David Wallace-Wells , bu çelişkinin etkilerini MAGA hareketinin dönüşümüyle ilişkilendiriyordu. Düzenin seçkinlerine tepki olarak doğan MAGA, milyarderlerin, teknoloji şirketlerinin ve ayrıcalıklı sermaye çevrelerinin etkili olduğu bir iktidarın kurulmasının aracı oldu. Başlangıçta seçkinlere karşı olduğu iddiasıyla yükselen hareket, iktidarda ekonomik gücün yoğunlaşmasına hizmet eden ilişkilerle anılır hale geldi. MAGA büyük bir düş kırıklığı yaşıyor. Büyük sermayenin de kafası karıştı. Axios ’tan Zachary Basu ’nun aktardığına göre Trump yönetimiyle ayrıcalıklı ilişkiler kuran şirketler, şimdi Demokratların Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesi halinde soruşturma konusu olmaktan kaygılanarak Demokratlarla yakınlaşmaya çalışıyorlar. The Economist de “MAGA imajından kurtulmaya çalışıyorlar” diyor. Bu çelişki açığa çıkarken MAGA’nın evanjelik tabanı, hareketin toplumsal sürekliliğini sağlayan önemli bir unsur olmaya devam ediyor. Wallace-Wells Amerikan siyasetini “tepki siyaseti” anlamında “whiplash politics” kavramıyla tanımlamaya çalışıyor. 2020’de Biden’ın, 2024’te Trump’ın kazandığı seçimlerin ardından şimdi yeniden ters yönde bir tepki görülüyor. The Economist ’in seçim coğrafyası, “Hispanik” ve Asyalı seçmenler üzerine yazıları da geleneksel Cumhuriyetçi bölgelerde, seçmen gruplarında değişen tercihleri ortaya koyuyordu. Ancak bu gelişmeler kalıcı bir sola kayıştan çok, iktidardaki partiyi cezalandırma eğilimine işaret ediyor. Deneyimli muhafazakâr yorumcu Peggy Noonan da Wall Street Journal ’da büyük bir Demokrat zaferinin iki partiyi de kendi sorunlarıyla yüzleşmeye zorlayabileceğini savunuyor. “Cumhuriyetçiler Trump’ın vesayetinden kurtulabilir.” Demokratların seçim başarısını doğru yorumlaması, “kapsamlı bir toplumsal dönüşüm programına verilmiş onay olarak görmemesi gerekir” diyor. Adolph Reed Jr’ ın sosyalist The Bullet sitesindeki değerlendirmesi Trumpizmi mümkün kılan kapitalist birikim ile siyasal meşruiyet arasındaki yapısal çelişkiye dikkat çekiyordu. Reed , Amerikan siyasetinin ırksal, kültürel kimlikler üzerinden şekillenme eğiliminin sınıf ilişkilerini, ekonomi politiği görünmez kıldığına dikkat çekiyordu: “Trump’ın gitmesi bu yapısal çelişkileri ortadan kaldırmayacak.” Bunlara yanıt verecek bir siyasal program ve örgütlü toplumsal güç oluşturulmadıkça Trumpizmin başka bir biçimde geri dönme tehdidi sürecek. Reed uyarıyordu: Bir seçim zaferi, örgütlü bir toplumsal taban olmadan toplumsal dönüşüm gerçekleştirmeye yetmez. World Socialist Website da yorumunda “Sonuç ne olursa olsun, savaş ve işçi sınıfına yönelik saldırılar tırmanacak, çünkü onları üreten kriz devam edecek” diyordu. Özetle, Trump’ın seçim kaybetmesi, Demokratların, eğer başarabilirlerse, Trump çalarak ülkeyi bir kaosa sürüklemez ise Meclis ve Kongre çoğunluğunu ele geçirmesi, ABD’de “süreç olarak faşizmi” belki durdurabilecek hatta geriletebilecek ama onu doğuran ekonomik, kültürel krizin aşıldığı anlamına gelmeyecek.
Ergin Yıldızoğlu yazdı : Yarın seçimler var
ABD’de yarın ara seçimler var. Seçim öncesinde ana akım medyada yorumlar, Trump yönetimine karşı gelişen, ekonomik hoşnutsuzluğu, siyasal meşruiyet kaybını, geleceğe ilişkin belirsizliklerin beslediği daha...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…