Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Haberin Devamı İsrail siyasetinde Netanyahu’ya karşı öne çıkan isimlerden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, seçim kampanyasını ülkenin geleceği ve liderlik anlayışı üzerine kuruyor. Siyasi söyleminde geleneksel kampanya yöntemlerinden uzak duran Eisenkot, vaatlerini ve eleştirilerini askerî bir komutanın görev tanımı yapar gibi doğrudan dile getiriyor. 66 yaşındaki isim, Netanyahu yönetiminin İsrail’i uzun süreli savaşlara sürüklediğini, ülkenin uluslararası itibarını zedelediğini ve özellikle ABD’deki desteğini aşındırdığını savunuyor. Netanyahu’yu ülkede otoriter eğilimleri güçlendirmekle ve toplumsal kesimler arasındaki ayrışmayı derinleştirmekle suçlayan Eisenkot, güvenlik politikalarının yanı sıra hukuk, yönetim ve toplumsal eşitlik alanlarında da değişim gerektiğinin altını çiziyor. Haberin Devamı ANKETLERDE ÖNE GEÇTİ İsrail’de Kanal 12 televizyonunun anketine göre Eisenkot, başbakanlık için tercih edilen isimler arasında yüzde 44 destekle öne çıkarken, Netanyahu'nun desteği yüzde 33’te kaldı. Son ankete kıyasla Netanyahu bloğunun sandalye sayısı 2 azalarak 53’ten 51'e geriledi. Eisenkot’un bloğu ise 55 sandalyeye ulaştı. Eisenkot'un bloğu önde görülüyor ancak 120 sandalyeli İsrail Meclisinde hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalyelik çoğunluğa her iki blok da ulaşamadı. LİDERLİK ANLAYIŞI NETANYAHU’DAN NASIL AYRIŞIYOR? Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Eisenkot’un askerî geçmişinin yönetim anlayışını ve devlet kurumlarıyla ilişkilerini doğrudan etkilediğini belirtti. Eisenkot’un Netanyahu’dan farklı olarak daha hiyerarşik, düzenli ve kurumsal bir yönetim anlayışını benimsediğini ifade eden Sakman, iki siyasetçi arasındaki temel ayrımın İsrail’in bölgesel hedeflerinden çok bu hedeflere ulaşmak için tercih ettikleri yöntemlerde ortaya çıktığını söyledi. Sakman, “Eisenkot, askerî geçmişi nedeniyle devlet algısı ve kurumlarla ilişkileri daha hiyerarşik ve düzenli seyreden bir siyasetçi. Özellikle Netanyahu’nun kurumları birbirine tezat oluşturarak kendisine alan açtığı siyasi zeminden uzak, daha net bir bakış getirmeye çalışıyor ve kurumların da sorumluluk almasından yana. Tabii bu durum, İsrail devlet politikasının değişeceği veya buna alternatif oluşturacağı anlamına gelmiyor. İsrail’in bölge politikalarında aşağı yukarı benzer noktalarda olan iki siyasetçi, hedeflere ulaşmak için kullanacakları yollarda ayrışıyor” değerlendirmesinde bulundu. Haberin Devamı Eisenkot’un askerî geçmişinde geliştirdiği doktriner yaklaşımın siyasete de yansıdığını kaydeden Sakman, eski komutanın karar süreçlerini kişisel ilişkilere dayandırmak yerine belirli ilkeler ve kurumsal mekanizmalar üzerinden yürütmeyi tercih ettiğini belirtti. ELEŞTİRİLERİN MERKEZİNDE 7 EKİM GÜVENLİK ZAAFİYETLERİ VAR New York Times’ta yer alan habere göre Eisenkot’un eleştirilerinin merkezinde, 7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğünde gerçekleştirilen saldırılara yol açan güvenlik zaafiyetleri bulunuyor. Netanyahu’nun bu başarısızlıkların siyasi sorumluluğunu üstlenmediğini savunan Eisenkot, mevcut başbakanın kriz anlarında sorumluluğu başkalarına bıraktığını ileri sürüyor. Haberin Devamı Eski komutan, liderliğin temel ölçütünün başarıların arkasındaki ekibi öne çıkarmak, başarısızlık durumunda ise sorumluluğu üstlenmek olduğunu ifade ediyor. Netanyahu’nun bu anlayışın tersini temsil ettiğini savunan Eisenkot, seçimi “sorumluluk almak ile sorumluluktan kaçmak” arasında bir tercih olarak tanımlıyor. Eisenkot, iktidara gelmesi halinde 7 Ekim saldırılarına giden süreçteki güvenlik ve yönetim hatalarını araştırmak üzere bağımsız bir devlet soruşturma komisyonu kurulmasını vaat ediyor. Soruşturmanın yalnızca Netanyahu yönetiminin kararlarını değil, kendisinin genelkurmay başkanlığı dönemindeki kararları da kapsaması gerektiğini belirtiyor. Haberin Devamı Dr. Tolga Sakman'a göre 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki sürecin araştırılması talebi, Eisenkot’un siyasi anlayışında öne çıkan değişim başlıklarının başında geliyor. Bu girişimin yalnızca geçmişteki güvenlik zaaflarının araştırılmasıyla sınırlı olmadığını belirten Sakman, soruşturmanın İsrail ordusunun ve devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması için de bir araç olarak görüldüğünü ifade etti. “Netanyahu’nun ısrarla kaçındığı bu soruşturma, Eisenkot için hem İsrail ordusunu hem de İsrail devletini yeniden şekillendirme aracı olarak görülüyor. Çünkü Netanyahu döneminde kurumsal kapasitenin aşındığını söylüyor. Bu nedenle bir toplumsal mutabakat da aradığını görüyoruz. Yani daha şeffaf olma sözü veriyor” diyen Sakman, hesap verebilirlik söyleminin İsrail toplumunun yanı sıra yurt dışındaki İsrail yanlısı lobilere de hitap ettiğini belirtti. ASKERÎ GEÇMİŞİ VE DİSİPLİNLİ YÖNETİM ANLAYIŞI Haberin Devamı Meslek hayatını İsrail ordusunda geçiren Gadi Eisenkot, ülkesinde disiplinli ve stratejik yaklaşımıyla biliniyor. Görev yaptığı dönemlerde askerî disiplin ihlallerine karşı sert tutumuyla öne çıkmış durumda. 2003 yılında Batı Şeria’daki görevinde, Filistinlilere karşı yürütülen operasyonların yanı sıra İsrail ile Batı Şeria arasındaki ayırma duvarının inşasının hızlandırılmasında aktif rol oynadı. Özellikle Filistinlilere yönelik toplu cezalandırma çağrılarına karşı çıkması ve siyasi müzakerelerin önemini vurgulamasıyla da ayrıştı. Hizbullah konusunda ise daha sert bir caydırıcılık anlayışını savunan Eisenkot, 2008 yılında saldırılara yıkıcı karşılık verilmesini öngören ve ‘Dahiye Doktrini’ olarak bilinen yaklaşımı ortaya koydu. Bu doktrin, İsrail’in karşı taraf üzerinde caydırıcılık oluşturmak amacıyla ağır askerî güç kullanmasını öngörüyordu. OĞLU GAZZE’DE HAYATINI KAYBETTİ Eisenkot’un siyasi tutumunu şekillendiren en önemli unsurlardan biri de kaybı. En küçük oğlu, Aralık 2023’te Gazze’de asker olarak görev yaparken bir tünelde meydana gelen patlamada hayatını kaybetti. Cenaze törenine binlerce kişi katılırken, Eisenkot’un oğluna veda ettiği konuşma İsrail televizyonlarında geniş yankı uyandırdı. Aynı gün yeğenlerinden biri de Gazze’de yaşamını yitirdi. Bir diğer yeğenini ise yaklaşık 11 ay sonra kaybetti. Ailesinin yaşadığı kayıplar, İsrail’in savaş politikalarının insani maliyetini kamuoyunun gündemine taşıdı. Eisenkot, kendisini Netanyahu’ya karşı daha ılımlı bir alternatif olarak konumlandırıyor ancak bu kayıplarla birlikte Filistinlilere yönelik güvenlik politikalarında sert bir çizgiyi savunuyor. NETANYAHU YÖNETİMİNDEN AYRILDI, YENİ PARTİ KURDU Eisenkot, 7 Ekim saldırılarından beş gün sonra Beni Gantz ile birlikte Netanyahu’nun savaş kabinesine katıldı. Ancak Gazze’de kesin zafer elde edilmesi söylemi ile rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varılması arasındaki görüş ayrılıkları, hükümetle arasındaki mesafeyi artırdı. Haziran 2024’te hükümetten ayrılan Eisenkot, 2025 yılında Yashar adlı siyasi partisini kurdu. İbranice “dürüst” veya “doğru” anlamına gelen parti adı, Eisenkot’un siyasi söyleminde öne çıkardığı şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik vurgusuyla örtüşüyor. Eisenkot’un kurumsal reform yaklaşımının ABD ile ilişkilere de yansıyabileceğini belirten Dr. Tolga Sakman, eski Genelkurmay Başkanı’nın Netanyahu döneminde şekillenen ilişki biçimi yerine geleneksel devletler arası mekanizmaları güçlendirmeye çalışabileceğini söyledi: “Amerika ile ilişkilerde Netanyahu’nun kurduğu düzlemde değil, ondan önce var olan devletler arası ilişkiler nezdinde yeniden kurumsallaşmaya çalışacak. Böylece Amerika içerisinde bu lobilerin daha etkili olabileceği, Amerika’nın da İsrail ile ilişkilerde yeniden çift taraflı fayda ilkesine döneceği algısı var.” Askerî ve istihbarat kurumları ile siyasi liderlik arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesinin de bu dönüşümün temelini oluşturacağını kaydeden Sakman, karar alma süreçlerinin daha kurumsal hale getirilmesinin Eisenkot’un yönetim anlayışındaki belirleyici unsurlardan biri olacağını vurguladı. SİYASİ REFORM VE TOPLUMSAL NORMALLEŞME VAADİ Eisenkot’un seçim programı, güvenlik politikalarının ötesinde İsrail’in yönetim yapısında kapsamlı değişiklikler de öngörüyor. Başbakanlar için görev süresi sınırı getirilmesini, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik yükümlülüğüne dahil edilmesini ve dinî okullarda matematik, İngilizce ve fen bilimleri derslerinin zorunlu hale getirilmesini istiyor. Bu vaatlerle ülkedeki siyasi kutuplaşmayı azaltmayı, kamu kurumlarına güveni yeniden tesis etmeyi ve toplumsal kesimler arasındaki gerilimi hafifletmeyi hedefliyor. Netanyahu ise Eisenkot’un politikalarının sağ seçmeni endişelendireceğini, Batı Şeria konusunda geri adım atılmasına neden olabileceğini ileri sürüyor. Ayrıca en önemlisi Eisenkot’un siyasi deneyiminin sınırlı olduğunu savunuyor. EİSENKOT’UN İRAN POLİTİKASINDA NE BEKLENİYOR? Eisenkot’un iktidara gelmesi durumunda İsrail’in İran politikasında köklü bir yumuşama yaşanmayacağını düşünen Dr. Tolga Sakman, eski Genelkurmay Başkanı’nın askerî doktrinlerinden yararlanarak baskı politikasını sürdürebileceğini ifade etti. Sakman’a göre, İsrail’in İran karşısındaki yaklaşımında asıl belirleyici unsur mevcut güvenlik hedeflerinden vazgeçilmesinden çok bu hedeflerin hangi yöntemlerle uygulanacağı ve ABD ile ne ölçüde koordinasyon sağlanacağı olacak. Sakman, “İran Savaşı’nda Eisenkot’un askerî doktrinlerinden faydalanma ihtimali var. Yani devamlı baskı ve suçlu olabilecek isimlerin elimine edilmesi bir strateji olarak kullanılabilir. Bu durum, İsrail’in İran ile ilişkilerinin yumuşayacağı veya gevşeyeceği düşüncesinin tam aksi bir durum” değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in İran politikasının genel hedeflerinin büyük ölçüde süreklilik gösterdiğine, uygulamaların ise Washington ile ilişkiler doğrultusunda şekillendiğine dikkati çeken Sakman, Eisenkot’un yaklaşımının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “Bugüne kadar İran politikası İsrail’de çok fazla değişmezken uygulamalar Amerika ile ilişkiler üzerinden tanımlanıyor.” Bu durumu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa’ya danıştığımda, İsrail’de seçimlerin sonucundan bağımsız olarak İran’a yönelik temel güvenlik hedeflerinin değişmesi beklemediğini söyledi. Toğa, Gadi Eisenkot’un İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin meselenin çözülmesini savunduğunu, Naftali Bennett’in ise İran yönetiminin devrilmesine yönelik daha sert bir yaklaşım benimsediğini belirtti. Netanyahu’nun seçim öncesinde İran üzerinden verdiği mesajların siyasi boyutuna da dikkat çeken Toğa, olası bir askerî harekâtın zamanlamasında Washington’ın belirleyici rol oynayacağını vurguladı. Uzman ismin değerlendirmesine göre, İsrail’de iktidar değişse bile İran politikası gündemdeki ağırlığını koruyacak. SEÇİM YARIŞINDA EN BÜYÜK SINAVI: SEÇMENİ HAREKETE GEÇİRMEK Gadi Eisenkot ’un kampanyasının en önemli sorunlarından biri, seçmenlere ulaşma biçimi olarak görülüyor. Büyük ve coşkulu mitinglerden ziyade birebir görüşmeleri tercih eden, sakin ve ölçülü bir üslup kullanan eski general, bazı seçmenler tarafından güvenilir ve ciddi bir lider olarak değerlendirilirken bazıları tarafından yeterince etkili bulunmuyor. New York Times’ta yer alan haberde Hayfa’daki bir mitinge katılan bazı seçmenler, Eisenkot’un kampanyasının fazla sessiz ilerlediğini ve Netanyahu karşısında daha kararlı bir siyasi mücadele yürütmesi gerektiğini savunuyor. Diğer seçmenler ise ülkenin ihtiyacının sert siyasi söylemlerden çok dürüst, cesur ve sorumluluk sahibi bir lider olduğunu düşünüyor. Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki şu anlık avantajının artması, seçim yarışının yalnızca iki liderin politikaları üzerinden değil, liderlik tarzları ve seçmenlerle kurdukları ilişki üzerinden de şekillendiğini gösteriyor. Eski Genelkurmay Başkanı, İsrail’in yaşadığı krizden çıkışın Netanyahu’nun iktidardan ayrılmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Ancak askerî disiplin ve doğrudan iletişim üzerine kurulu yaklaşımının, ülkenin en üst siyasi makamını kazanmak için yeterli olup olmayacağı seçimlerin belirleyici sorularından biri olarak öne çıkıyor.