Türkiye, Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu'daki aktif fay sistemleri nedeniyle deprem tehlikesinin yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Ancak bazı şehirler, büyük fay hatlarına uzak konumları ve jeolojik yapıları sayesinde diğer bölgelere göre daha düşük deprem tehlikesine sahip. Özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya'nın bazı kesimleri bu özellikleriyle öne çıkıyor. İç Anadolu'daki iller dikkat çekiyor Türkiye'de deprem tehlikesinin görece düşük olduğu bölgelerin başında İç Anadolu'nun bazı kesimleri geliyor. Konya, Karaman, Niğde, Aksaray ve Nevşehir, sismik hareketliliğin daha sınırlı olduğu iller arasında gösteriliyor. Konya Ovası'nın bazı bölümleri, büyük fay sistemlerinden uzak konumlarıyla dikkat çekiyor. Karaman da benzer jeolojik özellikleri nedeniyle deprem tehlikesinin nispeten düşük olduğu şehirler arasında değerlendiriliyor. Niğde, Aksaray ve Nevşehir'in bazı kesimlerinde de sismik hareketlilik diğer bölgelere göre daha sınırlı seyrediyor. Güneydoğu Anadolu'da iki il öne çıkıyor Mardin ve Şanlıurfa'nın bazı bölgeleri de deprem tehlikesinin görece düşük olduğu alanlar arasında bulunuyor. Özellikle Mardin'in güney kesimleri ile Şanlıurfa'nın bazı yerleşim alanları, büyük fay sistemlerine olan uzaklıklarıyla öne çıkıyor. Ancak Şanlıurfa'nın kuzeybatı kesimleri ile bölgedeki fay hatlarına yakın alanlarda deprem tehlikesi artabiliyor. Bu nedenle illerin tamamını aynı tehlike düzeyinde değerlendirmek mümkün değil. Trakya'da Edirne ve Kırklareli öne çıkıyor Marmara Bölgesi'nde ise Edirne ve Kırklareli'nin bazı kesimleri, deprem tehlikesinin daha düşük olduğu alanlar arasında gösteriliyor. Kırklareli'nin kuzeybatısı ve Edirne'nin batı kesimleri, aktif fay sistemlerine uzaklıkları nedeniyle dikkat çekiyor. Buna karşılık Trakya'nın doğusuna ve Marmara Denizi'ne yaklaşıldıkça deprem tehlikesi genel olarak artış gösteriyor. Dünyanın bazı bölgelerinde deprem hareketliliği sınırlı Türkiye'deki farklılıkların benzerleri dünyanın çeşitli bölgelerinde de görülüyor. İsveç, Norveç, Finlandiya, Kanada ve Sibirya'nın geniş kesimleri, eski ve görece kararlı kıtasal kaya kütleleri üzerinde bulunmaları nedeniyle düşük sismik hareketlilikle dikkat çekiyor. Brezilya, Avustralya ve Batı Afrika'nın bazı bölgelerinde de aktif levha sınırlarına uzaklık nedeniyle deprem tehlikesi birçok bölgeye kıyasla daha düşük seviyelerde bulunuyor. Düşük deprem tehlikesi sıfır risk anlamına gelmiyor Türkiye'de deprem tehlikesi yalnızca il sınırlarına göre belirlenmiyor. Aynı şehrin farklı ilçeleri ve mahalleleri arasında bile önemli farklılıklar görülebiliyor. AFAD'ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası, deprem tehlikesini konum bazında değerlendiriyor. Ancak bu harita, binaların dayanıklılığını ve olası can kayıplarını gösteren bir risk haritası niteliği taşımıyor. Bu nedenle deprem tehlikesinin görece düşük olduğu şehirlerde de yapı güvenliği, zemin özellikleri ve depreme dayanıklı yapılaşma büyük önem taşıyor. Kaynak: AJANSLAR