Ferrari garajında bu kez göstermelik olmayan birkaç gülümseme görüldü. Austin'de toplanan veriler, yalnızca son güncelleme paketinin işe yaradığını değil, gelecek yılki aracın tasarımında ilerlenen yönün doğruluğunu da gösterdi. Yeni motor etrafında şekillendirilen 2027 aracının temel hedeflerinden biri, Mercedes ve Red Bull'un içten yanmalı motorlarıyla arasındaki güç farkını kapatmak için 25 beygir daha kazanmak olacak. Amerika Grand Prix'si, SF-26'nın rekabet gücünü ölçmek ve 2027 için alınan kararların arkasındaki düşünceleri desteklemek açısından önemliydi. Özellikle bir veri dikkat çekti: Cuma gecesi simülatörde yapılan çalışmaların sonuçları, cumartesi sabahı Teksas pistinde doğrulandı ve Lewis Hamilton tüm rakiplerinin önünde yer aldı. Simülasyon araçları, rüzgâr tüneli ve pist arasındaki kusursuz korelasyon, Ferrari'nin son güncellemeyle yaklaşık 0.2 saniye kazanmasını sağladı. Amerika'dan Meksika'ya geçilirken Ferrari, sezonun son yarışlarında kendi kozlarını oynayabileceğine inanıyor. İtalyan ekibi yalnızca Takımlar Şampiyonası'ndaki ikinciliğini korumayı değil, yaz aylarında elde ettiği iki galibiyete en az bir zafer daha eklemeyi de hedefliyor. Bu iki galibiyetin ilki Barcelona'da Hamilton'dan, diğeri ise Silverstone'da Leclerc'ten gelmişti. Monakolu pilot, beklentilerini dile getirirken oldukça iyimserdi: “Önümüzde başka bir araç olmadığında yarış tempomuzun çok iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak üç ya da dört saniye önümdeki bir aracı takip ederken ciddi zaman kaybediyordum. Kimi dün sıralama turlarında, bugün de yarışta kusursuz bir iş çıkardı ve galibiyeti sonuna kadar hak etti. Yine de biz ilerleme kaydediyoruz. Umarım yıl bitmeden bir, iki, üç, hatta beş galibiyet alırız!” Sezonun son bölümündeki üç yarışlık serinin ikinci ayağı bu hafta sonu Meksika ve Brezilya'da yapılacak yarışlarla tamamlanacak. Takımlar, deniz seviyesinden 2.240 metre yüksekte bulunan Meksika'nın başkenti Mexico City'de mücadele edecek. Bu yükseklikte hava oldukça seyrek. Motorların bu seviyede güç kaybetmesi bekleniyor. Bu nedenle standart koşullardaki değerlerden ne ölçüde sapma yaşanacağı merak konusu. Mercedes'in altı silindirli motoru 545 beygir gücünde değerlendirilirken Ferrari'nin 067/6 kodlu motorunun 520 beygir ürettiği belirtiliyor. Yüksek rakımda, alışılmış güç dengelerini değiştirebilecek bazı özellikler devreye giriyor. Eskiden atmosferik motorlar Meksika'nın yüksek rakımlı pistinde güçlerinin yaklaşık %25'ini kaybederdi. Günümüzde kullanılan turbo hibrit motorlar ise bu koşullardan çok daha az etkileniyor. Yine de turboşarjın, seyrek havayı sıkıştırarak hedeflenen aşırı besleme basıncını koruyabilmek için normalden kaçınılmaz olarak daha yüksek devirlerde çalışması gerekiyor. Bu da verimlilikte düşüşe yol açıyor. Peki, bu koşullardan kim avantaj sağlayacak? Ferrari'nin daha küçük turbo gövdesi tek başına bir avantaj oluşturmuyor. Turbonun performansı, kanatçıkların sayısına ve açılarına da bağlı. Yüksek rakımda performans ve dayanıklılık açısından bir diğer kritik konu ise soğutma. Takımlar, sıcaklıkları çalışma aralığında tutabilmek için sıcak havanın dışarı atıldığı açıklıkları ve fren hava kanallarını büyütmek zorunda. SF-26'nın motor kapağında rakiplerine kıyasla daha az soğutma açıklığı bulunup bulunmayacağı bilinmiyor. Ferrari'nin içten yanmalı motoru yüksek sıcaklıklarda çalıştığı için daha küçük radyatörlere ihtiyaç duyuyor. Teorik olarak bu durum, İtalyan ekibe küçük de olsa bir avantaj sağlayabilir. Buna bir de Mexico City'nin pist karakterini eklemek gerekiyor. Geçmişte burada araçlar, Monako'dakine benzer yüksek yere basma kuvveti sağlayan kanatlarla piste çıkmalarına rağmen saatte 350 kilometreyi aşan hızlara ulaşabiliyordu. Bunun nedeni, havanın daha düşük yoğunluğu yüzünden oluşan yere basma kuvvetindeki kaybı telafi etmek için maksimum aerodinamik yükün tercih edilmesiydi. Ancak mevcut kuralların getirdiği daha çevik araçlarla bu kez farklı bir tablo görebiliriz. Yeni nesil F1 araçları, tasarımları gereği yüzde 30 daha az yere basma kuvveti üretiyor. Bu da pilotların sürüşü zor, yol tutuşu son derece sınırlı araçlarla mücadele etmesi anlamına geliyor. Ferrari, gelişmiş FTM sistemi ve egzozun oluşturduğu üfleme etkisi sayesinde daha fazla yere basma kuvveti üreten bir aerodinamik yapıya sahip. Bu özellikler, Mexico City'de performans açısından İtalyan ekibinin elini güçlendirebilir. Bütün bunlara, minimum yerden yükseklik arayışını aşırıya kaçmadan daha fazla yere basma kuvveti elde etmeyi sağlayan dördüncü güncelleme paketi de ekleniyor. Bu güncellemelerin, SF-26'yı tur boyunca daha dengeli ve istikrarlı hâle getirmesi bekleniyor. Böylece lastik aşınmasını kontrol altında tutmak açısından kritik öneme sahip daha iyi bir denge yakalanabilir. Ferrari'nin Austin verilerini inceleyen analiz ekibi, ABD'de Kimi Antonelli'yi zorlayabilecek bir potansiyelin zaten mevcut olduğunu belirledi. Ancak Leclerc'in son iki virajda yaptığı hata, Ferrari'nin aracı ilk çizgiye yerleştirme şansını ortadan kaldırdı ve Monakolu pilot sıralama turlarını dördüncü sırada tamamlamak zorunda kaldı. Bununla da kalmadı: Yarışa yumuşak hamur lastiklerle başlama ve stratejiyi iki pit stop üzerine kurma tercihi beklenen sonucu vermedi. Antonelli'nin stratejisini kopyalamak, SF-26'nın yarış boyunca mücadeleye daha fazla dâhil olmasını sağlayabilirdi. Fotoğraf: Stuart Codling Ayrıca şunu da okuyun: Formula 1 McLaren'da kriz rakamlara yansıyor: Red Bull ile puan farkı kapandı Fikrinizi almak istiyoruz! Motorsport.com'da ne görmek istersiniz? 5 dakikalık anketimize katılın. - Motorsport.com Ekibi
Meksika'nın rakımı, Ferrari için fırsat olabilir mi?
Ferrari garajında bu kez göstermelik olmayan birkaç gülümseme görüldü. Austin'de toplanan veriler, yalnızca son güncelleme paketinin işe yaradığını değil, gelecek yılki aracın tasarımında ilerlenen yönün...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…