Suçun üstünü örtmek için bin suç daha işleniyor. Gazeteci arkadaşımız Murat Ağırel pazartesi günü bu kez yapmadığı bir haberden kendisi için uydurulan bir suçla tutuklandı. Geçen pazartesi, sabahtan akşam geç saate kadar, bir avuç gazeteciyle birlikte adliyenin önce 7. sonra 6. katında bekledik. Elbette Çağlayan’da mali dosyaların da görüldüğü bu koridor vızır vızırdı. Malum, Türkiye’de şu sırada en ciddi soruşturma fon meselesi üzerinden yürüyor. İşte Murat’ın akıbetini beklerken haber o koridorda karşıma çıktı. Şöyle anlatayım. SAVCILIĞA GELEN EL KOYMA YANITI Fon vurgununun resmi açıklamalara göre 455 bin 708 mağduru, yaklaşık 20 milyar dolarlık faturası var. Tabii ki bu doğrudan maliyet. Ülke ekonomisine yarattığı etki 100 milyar doların üzerinde. Bunun ötesinde, yatırım araçlarına karşı yarattığı güven sorunu, zaten ayağa düşmüş denetim mekanizmalarına verdiği hasar ise belki de bir daha onarılamayacak durumda. İşte bu noktada Erdoğan ’ın görevlendirmesiyle Cevdet Yılmaz yönetimindeki fon kurulu, doğrudan etkilenenlerin zararını ödemeye çalışıyor. Resmi açıklamaya göre; 66 yatırım fonunun tasfiye işlemleri tamamlandı, 45 bin 747 kişiye toplam 40.8 milyar lira tutarında ödeme yapıldı. Ancak mesele bundan sonra başlıyor. Zira asıl hasar yaratan Tera ve Pusula’daki tasfiye o kadar kolay değil. Hele açıklandığı gibi, vurguncuların kendi isteğiyle geri ödeme yapacağı paralarla, kamu varlığına bulaşmadan bu iş pek zor. “Giden para çoktan gitmiştir” gibi herkesin kabul edeceği genel varsayımların ötesine geçip belgelerle konuşayım. O koridorda karşıma çıkan elimdeki evraka dayanarak iki örnek vereyim. Haber de oldu, biliyorsunuz. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle, fon vurgununa karışan kişilerin hesaplarına el koyma kararı aldı. Bu konuda isim listesi de yayımladı. Kurumlardan gereğinin yapılmasını istedi. İşte bu talebin ulaştığı InvestAz Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin savcılığa iki ayrı kişi için yazdığı iki ayrı yanıt önümde duruyor. BORÇLA FON ALMIŞ Biri medyada “Cübbeli’nin damadı” diye anılan Esat Palazoğlu ... Invest-Az Yatırım, Palazoğlu için Savcılığa yanıt vermiş. Şu ifadeleri kullanmış: “Takdirlerinize arz etmek isteriz ki, söz konusu bloke konan payların bir kısmı, şüphelinin kredili işlemler çerçeve sözleşmesi kapsamında kurumumuzdan kullandığı kredi ile alınmış olup kredinin teminatını oluşturmaktadır. Şüphelinin 24 Eylül 2026 itibariyle kurumumuza 105 milyon 494 bin 843 TL kredi borcu bulunmaktadır. (...) Borcu düşüldükten sonra hesabın net değeri 37 milyon 856 bin 874 TL olup, pay fiyatındaki dalgalanmalara bağlı olarak bu değerin değişkenlik gösterebileceği hususunu da bilgilerinize sunarız. (...) Uygun görülmesi halinde, hesaptaki payların resen satışına, satış bedelinden kurumumuz kredi alacağının tahsiline ve kalan tutarın el koyma kapsamında bloke edilerek muhafaza edilmesine izin verilmesini talep etmekteyiz.” Yani biz Palazoğlu’nun hesabına bakıp 143 milyonu kurtardık sanıyoruz. Meğerse Palazoğlu, kazanacağından ne kadar eminse, faizle kredi çekip fona yatırmış. Ancak 105 milyon kredi borcu düşülünce elde 37 milyonu kalmış! PARA YERİNE BORÇ ÇIKTI! Sadece Palazoğlu değil. Mesela hakkında çok haber çıkan Kerem Lafçı ’nın durumu da farklı değil. Hatta daha da kötü. Invest-Az onun için de Savcılığa yazı yazmış. Şunu söylüyor: “İlgilinin kredili işlemler çerçeve sözleşmesi kapsamında kurumumuzdan kullandığı krediden kaynaklanan 22 milyon 779 bin 124 lira borcu bulunmakta olup (...) Sayın Başsavcılığınızın yazısı kurumumuza ulaşmadan önce, 7 Ekim 2026 günü saat 10.01’de Borsa İstanbul’da kurumumuzca resen satılmıştır. (...) Satış bedeli borcun tamamını karşılamamakta olup, takastan sonra ilgilinin kurumumuza 15 milyon 527 bin 695 TL borcu kalmaya devam edecektir. Bu nedenle takas sonucunda ilgili lehine tasarruf edilebilecek herhangi bir nakit veya kıymet oluşmamakta, hesaptan ilgiliye ya da üçüncü kişilere herhangi bir varlık transferi yapılmamaktadır.” Yani biz Kerem Lafçı’nın hesabında milyonlara ulaşıp mağduriyetler giderilecek sanarken... Kerem Lafçı’nın da kredi çekip fona para yatırdığı ortaya çıkmış. Savcılığın yazısının kuruma ulaşmasına dakikalar kala Kerem Lafçı’nın varlığı satılıp borcunun bir kısmı ödenmiş. Bu da yetmemiş, para gelecek diye beklerken savcılığın tedbirindeki varlık borçlu çıkmış. FONU GAZETECİLERLE KAPATTILAR Önümdeki belgeler akıp gidiyor... Benim söyleyeceğimi zaten belgeler söylüyor. Kamuoyu, kamunun malına dokunmadan fon krizinin çözüleceğini, vurguncuların mallarıyla her şeyin çözüleceğini sanıyor ama... O varlığın önemli bir kısmı buhar olmuş durumda. Bilemiyoruz. Belki de sürecin böyle bir noktaya geleceği vurguncular tarafından öngörüldüğü için baştan borçlanılmış olabilir. Belgelerin sayfalarını çevirdikçe, Murat Ağırel hakkında haberler geliyordu, sonunda tutuklandı. Oturduğum sandalyede düşündüm. Ülkenin bürokratları, kurumları, yargısı; gazeteciler yerine vurguncuların peşinde koşsaydı bütün ülkeyi fakirleştiren bu krizi yaşamayacaktık. Fon krizi patlayalı 5 hafta oldu, şu 5 haftada bile yapılanların ne kadar yetersiz olduğunu, savcılığa gelen özetle “uçtu gitti” diyen belgeler gösteriyor. İşte halk bu vurgunun perde arkasındaki gerçekleri bilmesin diye ardı ardına gazeteciler tutuklanıyor, televizyonlara el konuyor. Kimse sormazsa, konuşmazsa, itiraz etmezse fon krizi diye bir kriz de olmuyor! Kendisine biçilen kadere itiraz etmeyen milletler yoksulluğu kader olarak yaşar.