TRABZONSPOR'UN 11'i bu sezon ilk kez birlikte oynuyordu. Bunun etkisini ilk 15 dakikada hissettik. Topun arkasına geçerken de hücuma çıkarken de birbirini anlamak için zamana ihtiyaç duyan bir takım vardı. Buna rağmen istek ve mücadele arzusu yüksekti. İlk yarının sorunları özellikle duran top savunmasında ve Cabral'ın arkasında bırakılan alanlarda ortaya çıktı. Hücumda ise yine Salah'ın etrafında şekillenen organizasyonlar vardı. Eksikleriyle birlikte değerlendirildiğinde üç gün önce böylesine sert bir derbi oynamış takım için kabul edilebilir bir 45 dakikaydı. İkinci yarıyla birlikte maç, Trabzonspor'un istediği çizgiye oturdu. Oyunun ritmini ve yönünü belirleyen taraf bordo-mavililerdi. Bouchouari, Salah ve Franculino'nun içinde olduğu ikinci gol organizasyonu baştan sona kalite taşıyordu. Franculino'nun bitirişi ise ayrıca konuşulmayı hak ediyordu. Sahalarda görmeye pek alışık olmadığımız, insanı tekrarını izlemeye çağıran muhteşem bir gol attı. Golcülüğün sezgiyle, teknikle ve özgüvenle buluştuğu bir andı. Salah ile Franculino arasındaki bağlantının altını özellikle çizmek gerekiyor. Salah'ın oyun aklı, Franculino'nun hareketliliği ve bitiriciliğiyle buluştuğunda Trabzonspor'un hücumları başka bir değer kazanıyor. Pası verenle golü arayan oyuncunun aynı şeyi düşünmesi, bir takımın hücumda ulaşabileceği en kıymetli uyumlardan biri. Trabzonspor'un önümüzdeki maçlar için en büyük güvencelerinden biri de bu iki oyuncu olacak. Reis'in iki Avrupa maçında da üç merkez orta sahayla kurduğu yapı, farklı oyun düzenlerini kullanma becerisini gösteriyor. Kadro değişirken takımın kazanma iradesi ve maçın ihtiyaçlarına cevap verme kapasitesi ayakta kalıyor. Yoğun fikstürde bunun kıymeti büyük. Trabzonspor, yorgunluğun ve rotasyonun içinden bir galibiyet daha çıkardı. Takımın oyunu kazanmak için yeterliydi.