Haberin Devamı Dünkü derbinin Fenerbahçe açısından bence iki kritik kırılma noktası var. Birincisi, salı gecesi Slavia karşısında 62’de Kerem’in sahada kalıp Oğuz’un çıktığı an. O dakikadan sonra Fenerbahçe’nin önde top tutmakta zorlanması, oyuna rakibini ortak etmesi ve nihayetinde de gelen hayal kırıklığı. Futbolda momentum diye bir gerçeklik var. Galatasaray Lille’i geriden gelip yenerek, momentum kazanarak çıkıyor derbiye. Fenerbahçe ise kendi hocasının yanlış ya da geç değişiklikleri nedeniyle momentum yitirerek. Fenerbahçe için ikinci kırılma anıysa başkan Yıldırım’ın “Benim aklımda İsmail Kartal hiç yoktu. Siz Aykut Kocaman’ı istemediğiniz için bu tercihe yöneldim” şeklindeki, mevcut teknik adamını değersizleştiren açıklamaları. İsmail Kartal zaten Slavia oyunu nedeniyle baskı hissederken, onu biraz daha itibarsızlaştıran bu açıklamaların da hocanın özgüvenini artırmadığı kesin. Haberin Devamı Fenerbahçe’nin dün ilk devredeki kötü görüntüsünde bu ruh halinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben hayatımda bir derbide 45 dakika boyunca hiç pres yapmayan bir takım daha önce görmemiştim. Dün gördüm. İMZA: DAVINSON SANCHEZ Fenerbahçe'de ilk yarıda eksik olan o momentum, Galatasaray’da vardı santra ile birlikte. Lille’i yenen takım sanki bir devam filmine çıktı, santradan itibaren özgüvenli oynadı. İlk 45 dakikayı %68 topla oynama, rakip ceza alanında buluşmada 19-3, şutlarda 11-0, tabelada da 2-0 üstünlük kurarak bitirdi. Sarı lacivertliler ikinci yarıda toparlandıysa da yeterli olmadı o gelişim. Lille maçında iki golün kahramanı olan Batrakov dün de yaşının çok üzerinde bir soğukkanlılıkla oynadı. Hücumların kalbindeydi. Osimhen hemen her büyük maçta olduğu gibi tabelayı belirledi. Ancak bir ekstra parantezi de Davinson Sanchez için açmak isterim. Galatasaray’ın iki golünün de üretiminde o var, ilkinde 30 metrelik bir kafa, ikincide vole ondan. Sadece gollerin içinde olmakla kalmadı, Kante ve Lukaku’nun iki kritik aksiyonunu da kesti cansiperane. Bir büyük maçı daha büyük oynayarak bitirdi Davinson.