Yalnızlık ile sosyal izolasyon aynı kavramlar değildir Fiziksel olarak tek başına yaşamak ile duygusal ve sosyal süreçlerin farklı olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Fiziksel olarak tek başına yaşamak ile subjektif bir his olan yalnızlık veya objektif bir durum olan sosyal izolasyon birbirinden farklı kavramlardır. Tek başına yaşayan her yaşlı birey psikiyatrik açıdan mutlak risk grubunda değildir; eğer bireyin güçlü bir sosyal ağı, zihinsel uğraşları ve fiziksel aktivitesi varsa sağlığını koruyabilir. Ancak eş kaybı, emeklilik ve hastalıkların birikimiyle sosyal çevrenin daralması, durumu sosyal izolasyona çevirdiğinde tıbbi bir kriz başlar" dedi. Sosyal bağlantı eksikliğinin önemli riskler içerdiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "ABD'de rapora göre; sosyal bağlantı eksikliği ve kronik izolasyon, günde 15 adet sigara içmekle eşdeğer düzeyde erken ölüm riski taşımaktadır. Sosyal izolasyon sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da doğrudan tehdit eder. 2025 yılında Aging Clinical and Experimental Research dergisinde yayımlanan, 86 farklı çalışmayı kapsayan kapsamlı bir meta-analiz, sosyal izolasyonun tüm nedenlere bağlı ölüm riskini yüzde 35 oranında artırdığını net bir şekilde kanıtlamıştır. Bununla birlikte tıbbi literatür, sosyal bağlantı eksikliğinin kalp hastalığı riskini yüzde 29, inme riskini ise yüzde 32 artırdığını göstermektedir. Ayrıca izolasyondaki bireylerde günlük yaşam aktivitelerinde gerileme görülür. Yalnızlık ve izolasyon; kişinin ilaçlarını düzenli kullanmasını, dengeli beslenmesini ve kişisel hijyenini sürdürmesini doğrudan bozar. Özbakımda yaşanan bu düşüş, kronik hastalıkların kontrolden çıkmasına zemin hazırlar" diye konuştu. Sosyal izolasyon demans riskini yüzde 50 artırıyor Sosyal etkileşim eksikliğinin beyin sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sosyal izolasyon, beyindeki nöral ağların yeterince uyarılmamasına neden olur. Güncel araştırmalar, kronik yalnızlık ve sosyal izolasyonun yaşlı bireylerde demans gelişme riskini yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koymuştur. Tek başına yaşayan yaşlılarda unutkanlık ve bilişsel gerilemenin fark edilmesi, evde ikinci bir gözlemci olmadığı için ciddi oranda gecikir. Burada psikiyatrik açıdan önemli bir ayrım vardır: Şiddetli depresyon yaşlılarda zihinsel yavaşlama ve bellek sorunlarına neden olarak 'Pseudodemans' (Yalancı Demans) tablosu oluşturabilir. Depresif hasta genellikle unutkanlığından muzdariptir ve bunu dile getirir; organik demansı olan birey ise sıklıkla durumun farkında değildir ve inkar etme eğilimindedir. Bu ayrımın yapılması ancak uzman bir psikiyatrik muayene ile mümkündür" diye konuştu. Öte yandan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ileri yaş grubunda depresyonun farklı belirtilerle ortaya çıktığını dile getirerek, "Yaşlılık depresyonu, genç veya orta yaş grubundakinden çok daha farklı bir klinik tablo çizer. Çoğu zaman hastalar çökkünlük veya ağlama hissiyle değil; açıklanamayan somatik (bedensel) yakınmalarla başvurur. Sürekli yorgunluk, inatçı uyku bozuklukları, iştahsızlık, isteksizlik ve bitmek bilmeyen vücut ağrıları, yaşlılıkta maskelenmiş depresyonun en sık karşılaştığımız belirtileridir. Bu semptomlar genellikle yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görülüp gözden kaçırılmaktadır" uyarısında bulundu.
Türkiyede büyüyen sessiz tehlike: Demans riski yüzde 50 artıyor - Sağlık Haberleri
Türkiyede tek başına yaşayan yaşlı nüfusun artması, beraberinde önemli sağlık risklerini de gündeme taşıdı. Araştırmalar, sosyal izolasyonun demans riskini yaklaşık yüzde 50, tüm nedenlere bağlı ölüm riskini ise yüzde 35 artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar; içine kapanma, telefonlara geç yanıt verme, kişisel bakımın ihmal edilmesi ve sürekli yorgunluk gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…