AstraZeneca Türkiye tarafından, bağımsız sağlık araştırma şirketi Maverex iş birliğiyle hazırlanan “Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” çalışması, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna sunuldu. “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Dünya” yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilen araştırmada, kronik böbrek hastalığının bireyler, sağlık sistemi, toplum ve çevre üzerindeki etkileri ele alındı. Dünyada her 10 kişiden 1’ini, Türkiye’de ise her 7 yetişkinden 1’ini etkileyen kronik böbrek hastalığı, erken evrelerde çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebiliyor. Hastalık ilerledikçe daha yoğun sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyulması, sağlık sistemi üzerindeki baskıyı artırırken ekonomik ve çevresel etkileri de beraberinde getiriyor. HASTALIĞIN YILLIK KARBON AYAK İZİ 2,84 MİLYON TON Yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) yöntemiyle hazırlanan çalışmaya göre Türkiye’de kronik böbrek hastalığının yıllık toplam karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eş değeri (CO2e) olarak hesaplandı. Araştırmada ortaya konulan çevresel etki; bir uçağın dünyanın etrafında 4 bin 717 kez dolaşmasına, 591 bin 646 hanenin yıllık karbon ayak izine veya araçla yapılan 8,35 milyar kilometrelik yolculuğa eş değer olarak ifade edildi. HASTALIK İLERLEDİKÇE ÇEVRESEL YÜK ARTIYOR Araştırmada karbon emisyonlarının başlıca kaynakları arasında hastaların sağlık kuruluşlarına ulaşımı, hastanede yatışlar ve hastalığın ileri evrelerinde uygulanan böbrek replasman tedavileri, özellikle de hemodiyaliz öne çıktı. Çalışma, hasta başına düşen karbon ayak izinin hastalık ilerledikçe arttığını da gösterdi. Hastalığın farklı evreleri karşılaştırıldığında, hasta başına karbon ayak izinin yaklaşık 15 katına çıktığı belirtildi. Hasta başına en yüksek karbon ayak izi, merkezde hemodiyaliz tedavisi gören Evre 5 kronik böbrek hastalarında görüldü. Bu grupta yıllık karbon ayak izi 10,5 ton CO2e olarak hesaplandı. Söz konusu miktarın, araçla yapılan 30 bin 820 kilometrelik yolculuğa eş değer olduğu kaydedildi. ERKEN TANIDA EMİSYON TASARRUFU POTANSİYELİ Araştırma, kronik böbrek hastalığının erken evrelerde belirlenmesinin ve ilerlemesinin yavaşlatılmasının hem hasta sağlığı hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önemini ortaya koydu. Çalışmaya göre hastalığın ilerlemesinin önlenmesiyle yılda 0,65 megaton CO2e’ye kadar emisyon azaltımı sağlanabileceği öngörülüyor. Evre 1–3 hastalarında hastalığın ilerlemesinin yüzde 40 oranında önlenmesi durumunda yıllık 327 bin ton, yüzde 60 oranında önlenmesi durumunda 488 bin ton, yüzde 80 oranında önlenmesi durumunda ise 645 bin ton CO2e emisyon tasarrufu elde edilebileceği hesaplandı. Yüzde 80’lik senaryoda öngörülen tasarrufun, 134 bin 470 hanenin yıllık karbon ayak izine, bir uçağın dünyanın etrafında 1.072 kez dolaşmasına veya araçla yaklaşık 1,9 milyar kilometre yolculuk yapılmasına eş değer olduğu belirtildi. “HASTALIĞI DİYALİZ AŞAMASINA GELMEDEN FARK ETMEK HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR” Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, kronik böbrek hastalığının özellikle erken evrelerde belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekti. Hastalığın ilerlemesiyle yorgunluk, iştah kaybı ve uyku düzeninde değişiklikler gibi sorunların görülebildiğini belirten Arıcı, ileri evrelerde diyaliz gibi haftada birkaç kez saatler süren tedavilere ihtiyaç duyulmasının kişilerin iş, sosyal yaşam ve günlük bağımsızlıklarını etkileyebildiğini ifade etti. Türkiye’de diyabet ve hipertansiyonun yaygınlığının böbrek sağlığı açısından önemli bir uyarı olduğunu vurgulayan Arıcı, şunları söyledi: “Kronik böbrek hastalığının en zorlayıcı yanlarından biri, özellikle erken evrelerde kişi kendini tamamen iyi hissederken bile sessizce ilerleyebilmesidir. Böbrek fonksiyonları azaldıkça yorgunluk, iştah kaybı ve uyku düzeninde değişiklikler gibi sorunlar ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ise diyaliz gibi, haftada birkaç kez saatler süren seanslar gerektirebilen tedavilere ihtiyaç duyulması kişinin işini, sosyal yaşamını ve günlük bağımsızlığını derinden etkileyebilir. Türkiye’de diyabet ve hipertansiyonun yaygınlığı da böbrek sağlığı açısından önemli bir uyarıdır. Bu nedenle hedefimiz hastalığı böbrek fonksiyonları ciddi ölçüde azaldıktan sonra yönetmek değil, özellikle risk altındaki bireylerde erken fark etmek, ilerlemesini yavaşlatmak ve insanların yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumak olmalıdır.” “ERKEN TANIYI SAĞLIK SİSTEMİNİN GÜNLÜK İŞLEYİŞİNİN PARÇASI HALİNE GETİRMELİYİZ” Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül ise kronik böbrek hastalığıyla mücadelede bütüncül sağlık politikalarının ve erken tanının önemini vurguladı. Dünya Sağlık Asamblesi’nin 2025 yılında kabul ettiği böbrek sağlığı kararının, hastalığın yalnızca ileri evrede tedavi edilmesi gereken bir klinik sorun olarak değil, önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olarak ele alınmasını desteklediğini belirten Sümbül, Türkiye’de TÜSEB tarafından gerçekleştirilen çalıştayda da risk gruplarına yönelik taramaların güçlendirilmesi, farklı branşların iş birliği ve hastaların bakım süreçlerinin kesintisiz izlenmesinin öne çıktığını söyledi. Sümbül, sağlık hizmetlerine daha eşit erişim sağlanması ve risk altındaki hastaların zamanında belirlenmesi açısından dijital sağlık sistemlerinin de önemli bir rol üstlendiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Dünya Sağlık Asamblesi’nin 2025 yılında kabul ettiği böbrek sağlığı kararı, hastalığı yalnızca ileri evrede tedavi edilmesi gereken bir klinik sorun olarak değil, önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olarak ele alıyor. Türkiye’de TÜSEB tarafından gerçekleştirilen çalıştayda da diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı gibi risk gruplarında taramanın güçlendirilmesi, farklı branşların birlikte çalışması ve hastanın bakım basamakları arasında kesintisiz izlenmesi öne çıktı. Sağlık hizmetlerine daha eşit erişim için bu yaklaşımın günlük klinik uygulamalara yansıtılmasında, risk altındaki hastaların zamanında belirlenmesini ve gerekli testlere yönlendirilmesini kolaylaştıran dijital sağlık sistemleri de önemli bir rol oynuyor.” “ÖNCELİĞİMİZ ETKİYİ ÖLÇERKEN ÇÖZÜM YOLLARINI GELİŞTİRMEK” AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, erken tanı, iş birliği ve sürdürülebilir sağlık hizmetlerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Erken tanının hasta sonuçlarını iyileştirmenin yanı sıra sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltabileceğini ve kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunabileceğini ifade eden Gönenç, araştırmanın hastalığın bireylerden sağlık sistemine ve çevreye uzanan çok boyutlu etkisini ortaya koyduğunu söyledi. Gönenç, “Erken tanı ile daha iyi hasta sonuçları elde etmekle birlikte, sağlık sistemlerinin üzerindeki yükü azaltmak, kaynakları daha verimli kullanmak ve hep birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkün. ‘Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi’ çalışması, kronik böbrek hastalığının bireyden sağlık sistemine ve çevreye uzanan çok boyutlu etkisini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, asıl önemli olan yalnızca etkiyi ölçmek değil; erken tanı, hastalık ilerlemesinin önlenmesi, entegre bakım ve daha verimli hizmet modelleri üzerinden çözüm alanlarını görünür kılmak. Bu nedenle önceliğimiz hastalığın etkisini ölçerken aynı zamanda çözüm yollarını geliştirmek. AstraZeneca olarak kamu, bilim dünyası ve sağlık profesyonelleriyle iş birliği içinde, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini güçlendiren çözümler için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.
Türkiye’de kronik böbrek hastalığının karbon ayak izi 2,84 milyon tona ulaştı
Türkiye’de her 7 yetişkinden 1’ini etkileyen kronik böbrek hastalığı, yalnızca sağlık sistemi ve hastaların yaşam kalitesi üzerinde değil, çevre üzerinde de önemli bir yük oluşturuyor. AstraZeneca Türkiye’nin yayımladığı araştırmaya göre hastalığın yıllık toplam karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eş değerine ulaşıyor. Araştırma, erken tanı ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinin çevresel etkilerin azaltılmasına da katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…