Son yıllarda obezite tedavisinde yaygınlaşan ve kamuoyunda "zayıflama iğneleri" olarak bilinen ilaçların bilinçsiz kullanımına ilişkin uzmanlardan uyarı geldi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, zayıflama iğnelerinin doktor kontrolü dışında, yalnızca estetik amaçlarla veya kısa sürede kilo vermek için kullanılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini belirtti. GLP-1 temelli ilaçların obezite tedavisinde önemli sonuçlar sağladığını ifade eden Aykota, tedavi bırakıldıktan sonra kilo geri alımının yaşanabileceğini ve ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı. 'ZAYIFLAMA İĞNELERİ BASİT BİR KİLO VERME YÖNTEMİ DEĞİL' GLP-1 reseptör agonistleri ve benzer mekanizmalarla çalışan yeni nesil ilaçların iştah kontrolü ve kilo kaybında etkili olduğunu belirten Aykota, özellikle semaglutid ve tirzepatid gibi etken maddelerin bilimsel çalışmalarda önemli kilo kayıpları sağladığını söyledi. Ancak söz konusu ilaçların risksiz zayıflama ürünleri gibi değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Aykota, şu ifadeleri kullandı: "Bu ilaçların obezite tedavisindeki etkinliğini inkâr etmek mümkün değil. Özellikle son yıllarda geliştirilen semaglutid ve tirzepatid gibi etken maddeler, bilimsel çalışmalarda önemli kilo kayıpları sağlamıştır. Ancak toplumda bu ilaçların birkaç ay kullanılıp bırakılabilecek, herhangi bir riski bulunmayan basit zayıflama ürünleri gibi algılanması son derece yanlış. Bunlar belirli endikasyonları, yan etkileri ve takip gereklilikleri bulunan ciddi tıbbi tedavilerdir." VERİLEN KİLOLARIN ÜÇTE İKİSİ GERİ ALINABİLİYOR Zayıflama iğneleriyle ilgili en önemli sorunlardan birinin tedavi sonrasında yaşanan kilo geri alımı olduğunu belirten Aykota, bilimsel araştırmalardan örnekler verdi. Semaglutid tedavisine ilişkin bir çalışmada, ilacın ve yapılandırılmış yaşam tarzı desteğinin bırakılmasından sonraki bir yıl içerisinde hastaların verdikleri kilonun ortalama yaklaşık üçte ikisini geri aldıklarının görüldüğünü aktardı. Tirzepatid kullanılan başka bir araştırmada da tedaviyi bırakan hastalarda belirgin kilo geri alımı yaşandığını ifade eden Aykota, "Obezite kronik ve tekrarlama eğilimi gösteren bir hastalıktır. Birkaç ay ilaç kullanarak kilo vermek, hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez" dedi. CİDDİ YAN ETKİLERE NEDEN OLABİLİYOR Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkileri arasında bulantı, kusma, kabızlık, ishal ve karın ağrısının bulunduğunu belirten Aykota, bazı hastalarda daha ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İlaçların mide boşalmasını yavaşlatabildiğini belirten Aykota, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bazı hastalarda uzun süren sindirim sistemi şikâyetleri, ciddi sıvı kaybı ve buna bağlı böbrek fonksiyonlarında bozulma görülebiliyor. Safra kesesi hastalıkları ve pankreatit gibi önemli komplikasyonlar da dikkate alınmalı. Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma veya belirgin sıvı kaybı yaşayan hastaların vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerekiyor." Aykota, tedavi süresince kas kaybı riskine karşı yeterli protein tüketiminin, düzenli direnç egzersizlerinin ve gerektiğinde vücut kompozisyonunun değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. UZUN DÖNEM ETKİLERİ ARAŞTIRILMAYA DEVAM EDİYOR Yeni nesil zayıflama ilaçlarının obezite ve metabolik hastalıkların tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu belirten Aykota, uzun dönem kullanım ve tedavinin sonlandırılmasına ilişkin araştırmaların devam ettiğini ifade etti. Aykota, "Bugün bu ilaçların etkinliği konusunda güçlü bilimsel kanıtlarımız var. Bununla birlikte çok uzun yıllar boyunca kullanımın sonuçları, tedavinin hangi hastada ne kadar sürdürüleceği ve bırakılmasının ardından kilo kontrolünün nasıl sağlanacağı gibi konularda hâlâ araştırmalar devam ediyor" dedi. Genel anestezi veya derin sedasyon gerektiren işlemler öncesinde hastaların kullandıkları zayıflama ilaçlarını sağlık ekiplerine bildirmeleri gerektiğini de hatırlattı. 'OBEZİTE TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI' Obezite tedavisinde ilaç kullanımının ve cerrahi yöntemlerin birbirine alternatif değil, hastanın durumuna göre değerlendirilebilecek seçenekler olduğunu belirten Aykota, tedavi planının kişinin sağlık durumuna göre hazırlanması gerektiğini söyledi. Aykota, "Bazı hastalar için yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi yeterli olabilirken, özellikle ileri derecede obezitesi veya ciddi metabolik hastalıkları bulunan uygun hastalarda cerrahi tedavi daha güçlü ve kalıcı bir seçenek olabilir. Önemli olan herkese aynı yöntemi uygulamak değil, hastaya en uygun bilimsel tedaviyi seçmektir" ifadelerini kullandı.