2 haftadır yazamadığım için çok fazla konu birikti ama Galatasaray-Fenerbahçe’nin oynandığı hafta önce derbiyle başlamak lazım. Çok uzun yıllardır futbol izlerim, geriye dönük hatıralarımın başladığı yıllar 1998-1999 sezonu dersem yanlış olmaz. Fenerbahçe’nin ne demek olduğunu, nasıl bir büyük bir camia olduğunu iliklerine kadar hissetmiş, bunu yaşamış biri olarak bugün gelinen noktayı anlamam çok mümkün değil. Bu sezona girerken, İsmail Kartal ve kadro yapılanma tercihleri sonrasında, Fenerbahçe’nin bu sezon pek bir şey başaramayacağını düşünüyordum ama dünkü gibi bir teslimiyet ve çaresizlik göreceğimi hiç düşünmedim. Bir dönem, özellikle 2000’lerin ortasından itibaren rakiplerini soktuğu duruma kendi bile isteye düşmüş durumda. Hocasından, kadrosuna, yönetiminden, stadına fark çok açıldı. En garip nokta da bunun bir kabullenişe dönüşmesi ve maalesef kanıksamayla beraber gelen tepkisizlik. Fenerbahçe yönetimi sene başında İsmail Kartal tercihini yaptığı gün bir risk aldı ama istifa ettiğinde geri döndürerek kendi mekanizmasını da kilitlediğini belki şimdi fark ediyordur. 4 büyük takıma bakıldığında, teknik direktörü açık ara en yetersiz takım Fenerbahçe iken, bu farkı kapatacak bir takım da kurulmadığında bazı şeyler kaçınılmaz oluyor, dünkü maçta ezeli rakibin neredeyse zorlanmadan tabiri caizse yürüyerek seni yenebiliyor... Haberin Devamı › Derbi hakkında söylenecek çok da fazla bir şey yok, Fenerbahçe bu maçı aslında Divan Kurulu’nda kaybetti, İsmail Kartal’la ilgili yapılan açıklamalar motivasyonu ve takımı mutlaka etkilemiştir. Milli araya kadar zor bir fikstürü var Fenerbahçe’nin, milli arada birçok şeyin değişmesi lazım başta teknik direktörün... Haberin Devamı › Gelelim kazanana, Galatasaray’a. Sezonun kırılma maçlarından birinde Fransa’da Lille karşısında gelen galibiyet, Okan Buruk’un da maç sonu belirttiği gibi özgüven ve motivasyona sebep olduğu çok net belliydi. Şampiyonlar Ligi deplasmanında alınan bir galibiyet sezonun seyrini Galatasaray için değiştirmiş olabilir. Avrupa’da rekabet etmenin, Avrupa’da gelen moralin, özgüvenin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı, Fenerbahçe’nin Slavia Prag maçında aldığı sonuç ne kadar olumsuz etki ettiyse, Lille maçında alınan galibiyet de bir o kadar olumlu etki etmiş. Bir hoca değişikliği olmazsa, Fenerbahçe resimde olmayacak gibi gözüküyor, Galatasaray-Beşiktaş-Trabzonspor yarışı izleyeceğiz gibi.
Fark Çok Açık
haftadır yazamadığım için çok fazla konu birikti ama Galatasaray-Fenerbahçe’nin oynandığı hafta önce derbiyle başlamak lazım. Çok uzun yıllardır futbol izlerim, geriye dönük hatıralarımın başladığı yıllar...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…