Türkiye, Orta Koridor'a 10 milyar dolar yatırıyor. Hedef, 2031'e kadar Çin ile Avrupa arasında kesintisiz demiryolu bağlantısı kurmak. Özet: Türkiye, Çin ile Avrupa arasındaki ticarette stratejik bir lojistik merkez haline gelmek amacıyla Orta Koridor demiryolu altyapısına yaklaşık 10 milyar dolar yatırım yapıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2030-2031 döneminde ülkenin doğu ve batı sınırlarını birbirine bağlayan 2 bin kilometreyi aşkın kesintisiz bir demiryolu yük taşımacılığı hattı oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. İstanbul'da Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçecek yeni demiryolu bağlantısı, Avrupa'ya uzanan hatlar ve Irak üzerinden planlanan Kalkınma Yolu projesi, Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Küresel savaşlar ticaret yollarını değiştiriyor: Türkiye 10 milyar dolar yatırıyor Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler, Asya ile Avrupa arasındaki geleneksel ticaret güzergâhlarını yeniden şekillendiriyor. Rusya üzerinden geçen kuzey ticaret yollarının savaş ve yaptırımlar nedeniyle zorlaşması, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep çevresindeki güvenlik sorunları ise deniz taşımacılığının kırılganlığını artırıyor. Bu gelişmeler, Çin ile Avrupa arasında alternatif kara ve demiryolu bağlantılarına yönelik ilgiyi güçlendiriyor. Türkiye, değişen ticaret dengelerinden yararlanmak ve Orta Koridor üzerindeki altyapı eksikliklerini gidermek amacıyla yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım programı yürütüyor. Nikkei Asia'ya konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yapımı süren ve ihale aşamasına hazırlanan projeler sayesinde Türkiye'nin doğu ve batı sınırları arasında kesintisiz bir demiryolu yük taşımacılığı ağı oluşturulacağını belirtti. Uraloğlu'na göre, 2030-2031 döneminde tamamlanması hedeflenen yatırımlarla 2 bin kilometreyi aşan bir demiryolu koridoru oluşturulacak. Bu hattın yıllık yük taşıma kapasitesinin 30 milyon tona ulaşması öngörülüyor. Türkiye'nin hedefi yalnızca kendi ihracat ve ithalat taşımacılığını kolaylaştırmak değil, Çin'den Avrupa'ya uzanan transit ticarette daha büyük pay almak. Orta Koridor neden stratejik önem kazandı? Orta Koridor, Çin'den başlayarak Orta Asya, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan taşımacılık ağını ifade ediyor. Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru olarak da bilinen güzergâh, Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru'na alternatif oluşturuyor. Son yıllarda uluslararası ticarette yaşanan gelişmeler, bu hattın önemini artırdı. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından uygulanan yaptırımlar ve siyasi belirsizlikler, Rusya üzerinden yapılan taşımacılığı daha riskli hale getirdi. Orta Doğu'daki savaşlar ve deniz ticaret yollarına yönelik saldırılar ise Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Babülmendep ve Hürmüz çevresindeki güzergâhların güvenilirliğini tartışmaya açtı. Bu ortamda uluslararası lojistik şirketleri, teslimat sürelerini kısaltabilecek ve taşıma risklerini çeşitlendirebilecek alternatif güzergâhlara yöneliyor. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki coğrafi konumu sayesinde bu dönüşümün başlıca yararlanıcılarından biri olmayı hedefliyor. Ancak Orta Koridor'un büyümesinin önünde önemli altyapı ve bürokrasi engelleri bulunuyor. Özellikle Hazar Denizi geçişleri, sınır işlemleri, liman kapasitesi ve İstanbul Boğazı'ndaki demiryolu bağlantıları, taşımacılık hızını sınırlayan unsurlar arasında yer alıyor. Ankara'nın yeni yatırım programı, bu darboğazları azaltmaya odaklanıyor. İstanbul Boğazı'na 8 milyar dolarlık yeni demiryolu geçişi Türkiye'nin Orta Koridor stratejisindeki en büyük projelerden biri, İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi (INRAIL). Yaklaşık 8 milyar dolara mal olması beklenen proje , İstanbul'un iki havalimanını ve Boğaz'ın iki yakasındaki sanayi bölgelerini birbirine bağlayacak. Toplam 127 kilometre uzunluğundaki demiryolu hattı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçecek. Uraloğlu, projenin teknik tekliflerinin 11 Kasım'da açıklanacağını belirtti. Projenin finansmanında Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının yer alması öngörülüyor. Uraloğlu, hattın dört ila beş yıl içerisinde tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Bakan'a göre yeni demiryolu bağlantısının hizmete girmesi, Asya ile Avrupa arasındaki yük taşımacılığında İstanbul kaynaklı önemli bir darboğazı ortadan kaldıracak. Uraloğlu, ilgili taşımacılık kapasitesinin yıllık 3 milyon tondan 50 milyon tona yükselebileceğini ifade etti. Bu rakam, İstanbul Boğazı geçişine ilişkin kapasite beklentisi olarak değerlendirilmeli; Türkiye genelinde planlanan 30 milyon tonluk koridor hedefiyle aynı kapsamı ifade etmiyor. Marmaray yük taşımacılığı için yetersiz kalıyor Mevcut durumda İstanbul Boğazı'nın iki yakası arasındaki demiryolu yük taşımacılığı Marmaray Tüneli üzerinden gerçekleştiriliyor. Ancak Marmaray'ın yolcu taşımacılığındaki yoğun kullanımı, yük trenlerine ayrılabilecek kapasiteyi sınırlıyor. Haberde aktarılan verilere göre Marmaray'dan günde yalnızca dört yük treni geçebiliyor. Bu durum, Asya ile Avrupa arasında kesintisiz yük taşımacılığı yapılmasını zorlaştıran başlıca unsurlardan biri. Yeni demiryolu hattının Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçmesi, yük taşımacılığının Marmaray üzerindeki kapasite kısıtlarından daha az etkilenmesini sağlayacak. Türkiye ile Romanya, Çekya ve Almanya arasında haftada 20 sefer düzenleyen Mars Logistics'in yöneticilerinden Erdin Erengül, üçüncü Boğaz köprüsü üzerinden demiryolu bağlantısı kurulmasının taşımacılık kapasitesini önemli ölçüde artıracağını belirtti. Erengül'e göre yeni bağlantı sayesinde mevcut yük akışının iki katından fazlasına ulaşmak mümkün olabilir. Projenin tamamlanması, Türkiye'nin Avrupa ile demiryolu bağlantılarının daha verimli kullanılmasını da sağlayabilir. Bulgaristan sınırına yeni hat: Kapıkule-Çerkezköy bağlantısı açıldı Türkiye'nin Avrupa'ya uzanan demiryolu altyapısında da önemli ilerleme kaydedildi. Ekim ayında Bulgaristan sınırındaki Kapıkule ile İstanbul yakınlarındaki Çerkezköy arasında 153 kilometrelik yeni demiryolu hattı hizmete açıldı. Proje, Avrupa Birliği'nin de finansman desteği sağladığı yaklaşık 1,2 milyar euroluk , yani 1,3 milyar dolarlık yatırım programının parçası. Hattın Halkalı'ya kadar uzanacak toplam 229 kilometrelik bölümünün 2028 yılında tamamlanması hedefleniyor. Proje tamamlandığında İstanbul ile Bulgaristan sınırı arasındaki ulaşım süresinde önemli bir azalma bekleniyor. Mevcut durumda yaklaşık dört saat süren yolculuğun 90 dakikaya inmesi öngörülüyor. Yük taşımacılığı kapasitesinin ise yıllık 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa demiryolu ağına entegrasyonunu güçlendirecek. Özellikle Çin ve Orta Asya'dan Türkiye'ye ulaşan yüklerin Avrupa pazarlarına aktarılmasında daha yüksek kapasite sağlanması hedefleniyor. Avrupa Birliği'nden Orta Koridor'a 12 milyar euroluk destek hedefi Orta Koridor yatırımları yalnızca Türkiye'nin gündeminde değil. Avrupa Birliği de Asya ile Avrupa arasındaki ticaret güzergâhlarının çeşitlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak değerlendiriyor. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Kapıkule-Çerkezköy hattının açılışında yaptığı açıklamada, Birliğin Global Gateway girişimi kapsamında Orta Koridor için 12 milyar euroya kadar kaynak harekete geçirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu açıklama, Avrupa'nın bölgedeki ulaşım ve lojistik altyapısına yönelik ilgisini ortaya koyuyor. Global Gateway programı, Avrupa Birliği'nin uluslararası altyapı, enerji, dijital bağlantı ve ulaştırma yatırımlarını desteklemeyi amaçlayan girişimlerinden biri. Orta Koridor'a yönelik yatırımların artırılması, Avrupa'nın ticaret yollarını çeşitlendirme hedefiyle uyumlu. Bununla birlikte açıklanan 12 milyar euroluk tutar, tamamı kesinleşmiş ve harcanmış bir yatırım anlamına gelmiyor. Kaynağın hangi projelere, hangi koşullarda ve hangi takvimle aktarılacağı, uygulama sürecinde belirlenecek. Dünya Bankası: Türkiye ekonomisine 47 milyar dolarlık katkı mümkün Orta Koridor'un ekonomik potansiyeline ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerden biri Dünya Bankası'ndan geldi. Haberde aktarılan Dünya Bankası çalışmasına göre, koordineli altyapı yatırımları ve taşımacılık süreçlerinin iyileştirilmesi, Orta Koridor üzerinden taşınan yük miktarını 2040 yılına kadar 3,6 katına çıkarabilir . Çalışmada, bu gelişmelerin Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik büyüklüğünü yüzde 4,1 artırabileceği tahmin ediliyor. Bu artışın yaklaşık 47 milyar dolarlık ekonomik katkıya karşılık gelebileceği belirtiliyor. Söz konusu rakamlar, yatırımların başarıyla uygulanmasına dayanan modelleme sonuçları. Dolayısıyla 47 milyar dolarlık tutar, kesinleşmiş bir gelir veya doğrudan kamu bütçesine girecek kaynak olarak değerlendirilmemeli. Ancak tahminler, lojistik altyapı yatırımlarının Türkiye ekonomisinin üretim, ticaret ve hizmet sektörleri üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Daha hızlı ve güvenilir taşımacılık bağlantıları, ihracatçıların maliyetlerini azaltabilir ve Türkiye'nin uluslararası tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirebilir. Uraloğlu: En büyük sorun altyapı değil, bürokrasi Orta Koridor'un gelişmesinde altyapı yatırımları kadar idari süreçlerin de önemli olduğu belirtiliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, güzergâh üzerindeki en büyük sorunlardan birinin bürokrasi olduğunu vurguladı. Uraloğlu'na göre, sınır geçişleri, gümrük işlemleri ve ülkeler arasındaki idari uyumsuzluklar, taşımacılık sürelerini uzatıyor. Orta Koridor, birden fazla ülkenin demiryolu, liman ve gümrük sistemlerinden oluştuğu için koordinasyon eksiklikleri toplam teslimat süresini ciddi biçimde etkileyebiliyor. Bakan, güzergâhın etkin biçimde yönetilmesi halinde Çin ile Londra arasındaki teslimat süresinin 14 güne kadar düşebileceğini söyledi. Bu hedef, mevcut taşımacılık koşullarından ziyade altyapı ve idari süreçlerin iyileştirilmesiyle ulaşılabilecek potansiyel süreyi ifade ediyor. Orta Koridor'un uluslararası lojistik şirketleri için cazip hale gelmesi, yalnızca teslimat süresinin kısalmasına değil, bu sürenin öngörülebilir olmasına da bağlı. Gümrüklerde yaşanan gecikmeler, farklı ülkelerdeki demiryolu işletme kuralları ve Hazar Denizi geçişlerindeki kapasite sorunları, güzergâhın rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye'nin ikinci büyük projesi: Irak Kalkınma Yolu Ankara, Çin-Avrupa bağlantısının yanı sıra Orta Doğu'ya uzanan yeni ticaret güzergâhları üzerinde de çalışıyor. Bu projelerin başında Irak Kalkınma Yolu geliyor. Yaklaşık 25 milyar dolarlık yatırım gerektirmesi beklenen proje, Irak'ın Basra Körfezi kıyısındaki Büyük Faw Limanı'nı Türkiye'ye bağlamayı hedefliyor. Proje kapsamında demiryolu ve karayolu bağlantılarının geliştirilmesi planlanıyor. Böylece Körfez bölgesinden gelen yüklerin Irak üzerinden Türkiye'ye ve buradan Avrupa'ya ulaştırılması amaçlanıyor. Uraloğlu, Türkiye ile Irak'ın projenin finansman modeli üzerinde anlaşmaya vardığını açıkladı. Buna göre inşaat faaliyetlerinin Türk müteahhitler tarafından yürütülmesi, finansmanın ise Irak'ın petrol gelirlerinden karşılanması öngörülüyor. Ancak modelin uygulanabilmesi için Irak Parlamentosu'nun onayı gerekiyor. Uraloğlu, parlamentonun bu yıl içerisinde onay vermesini umduğunu belirtti. Bakan, onayın alınması halinde inşaatın gelecek yıl başlayabileceğini ve yaklaşık beş yılda tamamlanabileceğini söyledi. Kalkınma Yolu'nun Türkiye ekonomisine katkısı 55 milyar dolar olabilir Uraloğlu, Irak Kalkınma Yolu projesinin Türkiye ekonomisine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Bakan'ın tahminine göre proje, 10 yıllık dönemde Türkiye ekonomisine yaklaşık 55 milyar dolarlık katkı yaratabilir. Bu katkının taşımacılık, lojistik, inşaat, ticaret ve bağlantılı hizmet sektörlerinden kaynaklanması bekleniyor. Projenin gerçekleşmesi, Türkiye'nin Körfez ülkeleri ile Avrupa arasındaki ticarette daha önemli bir geçiş noktası haline gelmesine yardımcı olabilir. Ancak bu büyüklükteki bir altyapı projesinin başarısı, finansman, güvenlik, siyasi istikrar ve uluslararası ticaret talebi gibi birçok unsura bağlı. Irak Parlamentosu'nun onayı henüz alınmadığı için projenin uygulama takvimi de kesinleşmiş değil. Bununla birlikte Ankara, Kalkınma Yolu'nu Türkiye'nin bölgesel lojistik stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görüyor. Uraloğlu'ndan IMEC'e sert eleştiri: Ölü doğmuş proje Uraloğlu, ABD tarafından desteklenen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'na (IMEC) da değindi. Bakan, söz konusu girişimi “ölü doğmuş” olarak nitelendirdi. IMEC, Hindistan ile Avrupa arasında Körfez ülkeleri ve Orta Doğu üzerinden yeni ticaret bağlantıları oluşturmayı amaçlıyor. Proje, demiryolu, liman, enerji ve dijital altyapı bağlantılarını kapsayan geniş bir ekonomik koridor olarak tasarlanmıştı. Ancak Orta Doğu'daki savaşlar ve siyasi anlaşmazlıklar, girişimin uygulanabilirliğine ilişkin belirsizlikleri artırdı. Uraloğlu'nun değerlendirmesi, Ankara'nın alternatif ticaret güzergâhları arasında Irak Kalkınma Yolu ve Orta Koridor'a öncelik verdiğini gösteriyor. Bununla birlikte IMEC'in geleceğine ilişkin nihai değerlendirme, katılımcı ülkelerin yatırım ve uygulama kararlarına bağlı olacak. Hicaz Demiryolu yeniden gündemde: Türkiye'den Suudi Arabistan'a bağlantı Türkiye'nin üzerinde çalıştığı bir diğer proje, tarihî Hicaz Demiryolu'nun yeniden canlandırılması. Ankara, Türkiye'yi Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a bağlayacak bir demiryolu güzergâhı oluşturmayı hedefliyor. Bu bağlantının hayata geçirilmesi, Türkiye ile Arap Yarımadası arasında yeni bir kara taşımacılığı seçeneği sağlayabilir. Proje, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik sorunları nedeniyle alternatif güzergâh arayışlarının arttığı bir dönemde önem kazanıyor. Uraloğlu, Suudi Arabistan'a uzanacak demiryolu bağlantısının inşasının en az beş yıl sürebileceğini belirtti. Bakan, bölgedeki sınırlı çatışmalar nedeniyle bu tür projelerin rafa kaldırılmayacağını ifade etti. Ancak güzergâhın Suriye ve Ürdün üzerinden geçmesi, projenin siyasi ve güvenlik koşullarına duyarlı olmasına neden oluyor. Bu nedenle hattın uygulanabilirliği, ülkeler arasındaki anlaşmalara ve bölgesel istikrarın seyrine bağlı olacak. Zengezur Koridoru da Orta Koridor'un parçası olabilir Türkiye'nin bölgesel bağlantı stratejisinde Güney Kafkasya da önemli yer tutuyor. Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile ülkenin ana toprakları arasında Ermenistan'ın güneyinden geçecek bir ulaşım bağlantısı oluşturulması, gündemdeki projeler arasında bulunuyor. Türkiye'de Zengezur Koridoru olarak bilinen bu güzergâh, Orta Koridor'a ek bir bağlantı sağlayabilir. Projenin hayata geçirilmesi halinde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kara ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi mümkün olacak. Bu gelişme, Türkiye'nin Hazar Denizi ve Orta Asya'ya uzanan ticaret ağları açısından da önem taşıyor. Ancak güzergâhın hukuki statüsü, sınır ve gümrük düzenlemeleri ile işletme koşulları, ilgili ülkeler arasında yapılacak anlaşmalarla belirlenecek. Dolayısıyla Zengezur bağlantısının ne zaman ve hangi kapasiteyle hizmete gireceği henüz kesinleşmiş değil. Türkiye'nin hedefi: Asya ile Avrupa arasında lojistik merkez olmak Türkiye'nin demiryolu ve lojistik yatırımları, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Rusya-Ukrayna savaşı, İran çevresindeki çatışmalar ve deniz taşımacılığındaki güvenlik riskleri, alternatif ticaret yollarına yönelik ilgiyi artırıyor. Ankara ise bu gelişmeler karşısında birden fazla güzergâhı eş zamanlı geliştirmeye çalışıyor. Orta Koridor, Çin ve Orta Asya ile Avrupa arasındaki bağlantıları güçlendirmeyi amaçlıyor. Irak Kalkınma Yolu, Basra Körfezi'nden Türkiye'ye uzanan yeni bir ticaret güzergâhı oluşturmayı hedefliyor. Hicaz Demiryolu, Türkiye'nin Arap Yarımadası ile kara bağlantılarını geliştirebilir. Zengezur bağlantısı ise Güney Kafkasya üzerinden Orta Koridor'un kapasitesini artırabilecek alternatiflerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu projelerin ortak hedefi, Türkiye'nin uluslararası yük taşımacılığından aldığı payı artırmak. Ancak yatırımların ekonomik getirisi, yalnızca altyapının tamamlanmasına değil, uluslararası taşımacılık talebine, maliyetlere ve güzergâhların güvenilirliğine de bağlı olacak. Turkiye Today Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz? Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.