Yayınlanma Tarihi 22/10/2026 - 11:44 GMT+2 Troya Antik Kenti’nde yürütülen 2026 yılı kazılarında yaklaşık 2 bin 800 yıllık kemik flüt ile 4 bin 500 yıllık insan biçimli idol başı ortaya çıkarıldı. Kemik flüt, 160 yılı aşkın kazı tarihinde bulunan ilk müzik aleti olurken, idol başının Erken Tunç Çağı’ndaki kültürel etkileşimlere ışık tutması bekleniyor. REKLAM REKLAM Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdürülen kazılarda gün yüzüne çıkarılan iki eser, Troya’nın farklı dönemlerdeki kültürel ve sanatsal yaşamına ilişkin yeni bilgiler sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, keşifleri sosyal medya hesabından duyurarak kemik flütün Troya’daki müzik kültürüne ilişkin doğrudan arkeolojik kanıt niteliği taşıdığını belirtti. Ersoy, paylaşımında, “Arkaik Dönem’e ait kemik flüt, 160 yılı aşkın Troya kazıları tarihinde bugüne kadar bulunan ilk ve tek müzik aleti. Bu keşifle, Troya’daki müzik kültürüne ilişkin doğrudan bir arkeolojik kanıta ulaştık” ifadelerini kullandı. Troya’da müzik kültürüne ilişkin ilk arkeolojik kanıt Arkaik Dönem’e ait yerleşim dolgusunda bulunan yaklaşık 2 bin 800 yıllık kemik flüt, antik kentte müziğin varlığına ilişkin doğrudan arkeolojik kanıt sunması bakımından önem taşıyor. MÖ 750-480 yılları arasına tarihlenen Arkaik Dönem’de müzik, dini ritüellerin yanı sıra sosyal ve kamusal yaşamda da önemli bir yere sahipti. Kemik flütün gövdesine bağlı baş kısmının korunmuş olması, eserin yapısının ve işlevinin incelenmesine olanak sağlıyor. Organik malzemelerden üretilen müzik aletlerinin aradan geçen binlerce yılın ardından korunarak günümüze ulaşması oldukça güç. Bu nedenle buluntu, Troya’da müziğin geçmişine ilişkin araştırmalar açısından ayrıca önem taşıyor. Troya II kent kapısında 4 bin 500 yıllık idol başı Kazılarda ortaya çıkarılan diğer eser ise Troya II kent kapısı çevresinde bulunan, yaklaşık 4 bin 500 yıllık insan biçimli idol başı oldu. MÖ 2500 dolaylarına tarihlenen eser, Erken Tunç Çağı’nda Troya’da yaşayan toplulukların sembolik dünyasının ve Batı Anadolu’daki kültürel ilişkilerin araştırılmasına katkı sağlayacak. Küçük boyutlu insan biçimli idoller, Batı Anadolu’nun MÖ 3. binyıl arkeolojisinde sık karşılaşılan buluntular arasında yer alıyor. Troya’da ve bölgedeki diğer merkezlerde bulunan benzer örnekler, dönemin üretim gelenekleri ve kültürel etkileşimleri hakkında bilgi veriyor. MÖ 2500-2300 yıllarını kapsayan Troya II döneminde kent, Anadolu ile Ege dünyası arasındaki ilişkilerin geliştiği önemli merkezlerden biriydi. Yeni idol başının da bu dönemin toplumsal ve kültürel yapısının anlaşılmasına katkıda bulunması bekleniyor. Troya’nın binlerce yıllık tarihi MÖ 3. binyılın başlarından MS 13. yüzyıla kadar uzanan yerleşim tarihiyle Troya’da on ana kent katmanı tespit edildi. Farklı dönemlerde yeniden kurulan ve gelişen antik kent, Anadolu ile Ege dünyası arasındaki ilişkilerin araştırılması açısından önemli bir arkeolojik alan olmayı sürdürüyor. MÖ 12. yüzyılın sonlarında yaşanan yıkımların ardından bölgede yazılı kaynakların bulunmadığı yaklaşık dört yüzyıllık bir dönem yaşandı. Troya, MÖ 8. yüzyıldan itibaren Homeros destanlarıyla bağlantılı olarak yeniden önemli bir kültürel ve kutsal merkez hâline geldi. 2026 yılı kazılarında bulunan kemik flüt ve idol başı, kentin yalnızca Homeros destanları ve Troya Savaşı üzerinden değil, farklı dönemlerdeki inançları, sanat anlayışı ve gündelik yaşamı üzerinden de incelenmesine olanak sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle sürdürülen kazılarda, antik kentin farklı dönemlerine ait buluntuların bilimsel yöntemlerle belgelenmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.