Benzerlik oldukça çoktu; Vucic, Erdoğan’ı andırmaktaydı. Ancak kolay gönderildi. Anlaşıldı ki, epey uzun yıldır iktidarda olmasına karşın yeterince “iyi” örgütlenememiş, örneğin ne bizim YSK’nin muadili Cumhuriyet Seçim Komisyonu üzerindeki etkisini sağlamlaştırabilmiş ne de adımlar atmış olsa bile yargıyı ele geçirebilmişti. Seçimlerde fazla hile hurda olmadı ve Vucic erken “pes” dediğinde henüz sandıkların tümü bile açılmamıştı. Bir benzerlik “üçüncü kez” aday olmasıydı. Ancak “3” rakamından ötesi farklıydı. Anayasa üçüncü kez adaylığa izin vermediği için iki dönem cumhurbaşkanlığı yapan Vucic bu kez başbakan adayı olarak parlamento seçimlerine katılmıştı. Anayasa değişikliğini zorlayacak gücü de olmadığı ortadaydı. Bir benzerlik de 2023 seçimlerini, karşısına aday çıkaran Avrupa Birliği yandaşı partiler koalisyonunu geride bırakarak kazanmasıydı. Noktasının konması benzer mi, göreceğiz. Vucic’e muhalefet eksik olmadı, ama iki yıl öncesine kadar muhaliflerini görece kolay saf dışı bırakabildi. Örneğin yenilgilerinin ardından 2023 koalisyonu dağıldı, bazı bileşenleriyle koalisyonun yerinde yeller esiyor. İki yıl önceyse, Vucic’in inşa ettirip kendi adıyla anılmasına özel önem verdiği ülkenin ikinci büyük kenti Novi Sad Tren İstasyonu’nun beton ön yağmurluk uzantısının çökmesi “yeni nesil” bir muhalefeti tetikledi. Vucic’in adıyla ileri ölçüde ilişkilendirdiği 16 kişinin ölümüne neden olan istasyon ön tavanının çökmesi, ülkede fazlasıyla sıkıntısı çekilip tepki toplayan yolsuzlukların simgesi oldu. Gençlik içinde mayalanan öfke patlaması hızla yayıldı. Bir farklılık burada. 19 Mart bir yana, Türkiye’de tren kazaları, madenlerde göçüklerle heyelanlar, imar aflarının şiddetini artırdığı depremler, 17-25 Aralık sarsıntılarıyla fon vurgunlarının tümü etkili ve uzun süreli tepkilere yol açmadan bastırılırken Sırbistan’da böyle olmadı. İstasyondaki çökme ve 16 can kaybı “Bardağı taşıran damla” oldu. Hep böyle olmuştur, yine böyle olacak ve kimsenin önceden kestiremeyeceği bir olay kitleleri sokaklara dökecektir. Geçen 19 Mart’ta bir örneğine tanık olduğumuz geçmiş kritik gelişmelerden biri, büyük Ekim Devrimi’nin provası niteliğindeki 1905 Devrimi’nin yaygınlaşmasına götüren Potemkin Zırhlısı’ndaki isyanın kurtlu kuru fasulye karavanası dolayısıyla patlamasıydı. Sırbistan’da öfke birikimi gençlikle sınırlı değildi ve yayılmasının hemen tüm koşulları mevcuttu. Tepki ve protesto gösterileri çeşitli katmanlarıyla halk içinde ve ülke çapında hızla yaygınlaştı. Vucic, kendisini bir türlü toparlayamayan ve nedenlerinin başında gelen yerli ve yabancı sömürü ilişkilerinin ekonomik, mali ve sosyal sonuçlarının her geçen gün daha da kötüleştiği Sırbistan ekonomisinin bu gidişatının baş sorumlusuydu. O da o kadar “sağlam” olmasa bile “tek adam” durumundaydı. Sırp ekonomisi bizimki gibi dışa bağımlıydı. Farkı, Batı’ya ve ABD ile Avrupalı emperyalistlere değil ama Rus emperyalizmine bağımlı oluşuydu. Vucic, AB karşıtlığı yapmadı ve -ne kadar uyguladığı ayrı sorun ama- AB ile ilişkilerin geliştirilmesini öngördü. Ancak örneğin Ukrayna savaşı dolayısıyla Rusya’yı hedef alan yaptırımları uygulamadığı gibi, Çin yatırımlarını ve bu ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesini teşvik etti. Muhalefeti önce siyasal baskıyla püskürtme yoluna gitti. ‘23 seçimlerine gidilirken bunu başardı. Aynı şeyi gençliğin öfke patlamasıyla sokakları dolduran muhalefet karşısında da denedi. Ancak kitlesel tutuklamalar dışında yapabileceği fazla şey yoktu. Muhalefetin ne cumhurbaşkanı ne başbakan adayları ne de etrafında örgütlendiği bir parti ve liderleri vardı ortada. Kısacası Vucic saldıracağı hedefler belirlemede zorlandı ve bulamayınca tutumunu yarı yumuşatarak, tepkileri yatıştırma politikası izlemeye yöneldi. Öte yandan 1 Kasım’daki çöküntünün hemen ardından üniversite kampüslerinde başlayıp kentlerde yolsuzluğa karşı ve adalet talebiyle düzenlenen gösteriler her hafta yinelenirken, artık başta öğretmenler ve üniversite öğretim üyeleri olmak üzere tüm halk kesimleri gösterilerdeydi. Ocak 2025’te Vucic’in başbakanı yatıştırma politikası kapsamında “Gerilimi düşürmek” üzere istifa etti; ancak o güne kadar Sırbistan’ın gördüğü en büyük gösteri aynı yılın martında gerçekleşti. Artık halk kitleleri ayaktaydı, ancak hâlâ belirli bir örgütleri yoktu. Böyle gitmeyeceğinin farkında olan muhalifler hızlı bir örgütlenme çabası içine girdi. Tuttukları yol denenmemiş bir yol değildi; meclisler halinde örgütlenme görece hızla yayıldı. Önce üniversitelerde öğrenci meclisleriyle başlandı ve ardından diğerleri geldi. Denenmişti. Örneğin Rus Devrimleri sırasında doğan Sovyetler, meclis türü örgütlenmenin fikir ve pratik olarak öncülüydü ki izledikleri Paris Komünü örneğiydi. Karakteristikleri, Sırbistan’da yinelenmekte olduğu gibi, kitlelerin hareketi içinde ve kendi deneylerinin ürünü ve ihtiyacı olarak ortaya çıkmalarıydı. Ancak Komün’de eksiği hissedilip Sovyetleri başarıya ulaştıran ikinci bir örgütle bir aradalıkları oldu hep: Kesin başarının elde edilebilmesi için vazgeçilmez olan, kapitalist toplumun en devrimci sınıfı olan proletaryanın en üst örgütlenmesi olarak partileşmesiydi. Sırbistan’da şimdilik eksik olan tam da bu. Öğrenci gençlikten başlayan hareket ve örgütlenme yayıldı ve muhalefetin kazandığı 25 Ekim’deki seçimlere “öğrenci listesi” adı verilen listeyle gidildi. “Liste” demokratik tartışmayla meclislerde belirlendi. Hareketin dinamizminin şu ya da bu ölçüde listeye yansıdığı tahmin edilebilir. Ancak listede tek bir öğrenci genç bile yer almadı. Bir tek gencin bile olmayışı akla bir “ilke” kararının alınmış olabileceğini getiriyor ve bunda yaşam deneyi sınırlı gençlerden oluşan bir listeden güven eksikliği nedeniyle oy kaçışlarının önlenmesi düşüncesinin etkili olması ya da inisiyatif almış gençlerin bu yolla önünün kesilmesi muhtemel. Ancak öyle ya da böyle, kağıt üstüne dökülen ve bundan sonra içinden ülkeyi yönetecek isimlerin çıkacağı listede muhalefetin önüne düşüp başını çekenlerle dinamizmlerinin eksikliğinin hissedileceği açık. Bunun anlamı, başından itibaren kendiliğinden olan, dolayısıyla burjuva politikasının sınırlarını zorlasa bile aşamayan muhalefetin kolaylıkla düzen içine çekilebilme olasılığının az olmayışı. Avrupa ve AB bir çekim merkezi ve Avrupa yandaşı partiler hâlâ küçümsenmeyecek bir etki sahibi. Listede gençler yok ama birinci sıra adayı Novi Sad Üniversitesinde kardiyoloji profesörü olan İlija Srdanoviç. Vitrin oluşturan ama listenin düzenle ilişkisinin de işareti olan ünlü bir oyuncu ve eski bir basketbol yıldızıyla bir opera sanatçısının bulunduğu listenin asıl ünlüsü ve olası başbakan adayıysa Eski Sırbistan Merkez Bankası Başkanı D. Soskic. İstifa eden Vucic’in yerine yenisinin seçilmesi için bu yıl içinde yenilenecek cumhurbaşkanlığı seçimine gidilirken muhalefetin şekillenişi netleşecektir. Evrensel'e Abone Ol 31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver. 📰 E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku... 🔊 Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle... 🚫 Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan. Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi İndir, Oku, Dinle... 📰 E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku... 🔊 Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle... 🔑 Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.