Soğuk su mercanlarının oluşturduğu üç boyutlu yapılar, derin denizde birçok canlı için yaşam alanı sağlar. Science History Images/alamy.com/tr Okyanusu düşündüğümüzde gözümüzün önüne çoğunlukla yüzeye yakın sularda yüzen balıklar gelir. Oysa onların altında, kimi yerde binlerce metre derinde, hareketli bir dünya vardır. Çamurun içinde yaşayan solucanlar, denizyıldızları, denizhıyarları, süngerler, mercanlar ve mikroorganizmalar bu gözden uzak besin ağının parçalarıdır. Deniz tabanı, yukarıdan aşağı doğru inen organik maddeyi tüketen son durak olmanın ötesinde organik maddenin yeniden işlendiği ve enerjinin besin ağı boyunca aktarıldığı canlı bir kavşaktır. Bu yaşamın yakıtlarından biri yüzeyde üretilir. Güneş ışığından yararlanan ve fitoplankton olarak adlandırılan mikroskobik fotosentetik canlılar organik madde oluşturur. Ölü hücreler, küçük canlıların dışkıları ve başka parçacıklar zamanla dibe çöker. “ Deniz karı ” adı verilen bu akış, üst katmanlarla okyanus tabanını birbirine bağlar. Yüzeydeki üretimde yaşanan değişiklikler bu nedenle dipteki yaşamı da etkileyebilir. Dibe ulaşan organik madde, bakterilerden küçük kabuklulara ve denizhıyarlarına kadar pek çok canlı tarafından kullanılır. Dipte yaşayan küçük canlılar ise daha büyük kabuklular, ahtapotlar ve balıklar için besin kaynağıdır. Böylece organik madde ve içerdiği enerji yalnızca yüzeyden dibe doğru taşınmaz; dipte yaşayan canlılar tüketildikçe besin ağının daha üst basamaklarına da aktarılır. Denizbilimciler bu çift yönlü ilişkiye dip-su sütunu bağlantısı der. Bu bağlantının gücü her yerde aynı değildir; derinlik, akıntılar, mevsim ve canlıların beslenme biçimleri önem taşır. Bazen yukarıdan gelen besin, yavaşça çöken küçük parçacıklar değil, tek bir büyük gövdedir. Dibe ulaşan ölü bir balık ya da deniz memelisi, uzun süre besin kıtlığı yaşayan canlılar için geçici bir sofra kurabilir. Önce leşçil hayvanlar dokuları tüketir, ardından daha küçük canlılar kalan organik maddeden yararlanır. Fram Boğazı’nda yaşayan Eurythenes gryllusadlı leşçil bir kabuklunun beslenmesini incelendiği bir araştırmada , su sütununda yaşayan hayvanlardan dibe taşınan besinin önemine dikkat çekiliyor. Bu tür olaylar, kilometrelerce uzanan karanlık tabanın her noktasına eşit miktarda yiyecek düşmediğini de gösteriyor. Besin akışı bazı yerlerde kısa süreli yaşam odakları yaratabiliyor. Dipte başlayan yolculuk nerelere ulaşır? Güney Okyanusu’ndaki Scotia Denizi’nde yapılan bir araştırmada bilim insanları canlıların dokularındaki kararlı izotopları ve yağ asitlerini inceleyerek üç bölgedeki derin deniz besin ağlarını araştırdı. Her üç bölgede de beş beslenme basamağı belirlendi. Orta basamaklarda kabuklular ve kafadanbacaklılar, üst basamaklarda ise ağırlıklı olarak balıklar yer aldı. Çalışma, dipte ve su sütununda yaşayan canlıların aynı besin ağında buluşabildiğini gösteriyor. Araştırmacılar ayrıca bu derin deniz ağlarının Güney Okyanusu’nda incelenen kıyı ve açık deniz ağlarından daha uzun besin zincirlerine sahip olabileceğini ancak bunun bütün okyanuslar için geçerli olmadığını belirtiyor. Deniz tabanının sunduğu şey yalnızca besin de değildir. Soğuk su mercanları ve süngerler üç boyutlu yapılar oluşturarak küçük canlılara tutunacak yüzey, saklanacak yer ve beslenme olanağı sağlar. Kanada açıklarında yapılan bir araştırmada , yaklaşık 450 metre derinlikteki bir denizaltı kanyonu duvarında yan yana yaşayan mercanların, süngerlerin ve diğer canlıların farklı besin kaynaklarından yararlandığı gösterildi. Aynı kayalık yüzey üzerinde birden fazla beslenme stratejisinin bulunması, bu yaşam alanlarının neden çeşitli canlı topluluklarına ev sahipliği yapabildiğini anlamamıza yardımcı oluyor. En karanlık bölgelerde ise yaşamın başka bir enerji kaynağı vardır. Deniz tabanından metan veya sülfürlü bileşiklerin sızdığı alanlarda mikroorganizmalar, güneşe ihtiyaç duymadan kimyasal enerjiyi kullanarak organik madde üretir. Buna kemosentez denir. Bu mikroorganizmalar ve onlarla ortak yaşayan hayvanlar, yerel besin ağlarının temelini oluşturabilir. Kuril-Kamçatka ve batı Aleut hendeklerinde 5.800 ile 9.533 metre arasındaki derinliklerde tüp solucanları ve çift kabukluların öne çıktığı geniş kemosentetik topluluklar 2025’te yayımlanan bir araştırmada belgelendi. Güneş ışığının hiç ulaşmadığı bu derinliklerde bile yaşam, güçlü bir enerji kaynağının çevresinde yoğunlaşabiliyor. Meksika Körfezi’ndeki bir soğuk sızıntı alanında Lamellibrachia cinsi tüp solucanları. Bu tür ortamlarda kemosentetik mikroorganizmalar, güneş ışığına ihtiyaç duymadan kimyasal enerjiyi kullanarak organik madde üretir. Expedition to the Depp Slope 2007. NOAA-OE/Science Photo Library Üstelik bu ilişkiler bazen beklenmedik biçimler alır. Doğu Pasifik kıyısındaki metan sızıntılarında yaşayan bazı deniz örümceklerini inceleyen bir araştırmada , bu hayvanların vücut yüzeylerinde metan tüketen bakteriler bulundu. İzotoplarla yapılan deneyler, metandan gelen karbonun örümceklerin dokusuna geçtiğini gösterdi. Araştırmacılar, hayvanların vücut yüzeylerinde yaşayan bu mikroorganizmalarla beslenebildiği sonucuna vardı. Böylece kimyasal enerji, mikroskobik üreticilerden hayvanlara geçen bir başka yol buluyor. Bu bağlantıların sürmesi, dipteki habitatların fiziksel bütünlüğü kadar yüzeyden gelen besinin sürekliliğine de bağlıdır. Mercan ve süngerlerin oluşturduğu yapılar zarar gördüğünde canlılar sığınaklarını kaybedebilir. Besin kaynaklarının miktarı veya niteliği değiştiğinde ise etkiler, küçük dip canlılarından onları tüketen balıklara kadar uzanabilir. Bu keşifler bize okyanus tabanını tek tip, ıssız bir düzlük olarak düşünmememiz gerektiğini hatırlatıyor. Çamurlu düzlükler, mercan bahçeleri ve sızıntı alanları farklı besin kaynakları ve yaşam alanları sunar. Her biri daha büyük bir ağın parçasıdır. Yüzeyden dibe inen organik madde dipte yeniden işlenir ve dip canlıları ile onları tüketen avcılar aracılığıyla besin ağının daha üst basamaklarına aktarılır. Deniz tabanındaki bir değişiklik bu yüzden yalnızca dip canlılarını ilgilendirmez. Okyanusun farklı katmanları arasındaki bu ilişkileri anlamak, zengin derin deniz yaşam alanlarını korumanın da ilk adımıdır. Kaynaklar: · Ramondenc, S., Eveillard, D., Metfies, K. ve diğerleri. (2025). Unveiling pelagic-benthic coupling associated with the biological carbon pump in the Fram Strait (Arctic Ocean) . Nature Communications, 16, 840. · Schmittmann, L., Schindler, S. V., Bayer, T., Fuss, J., Havermans, C., Merten, V. ve Hoving, H.-J. T. (2024). The Sinking Dead—Arctic Deep-Sea Scavengers' Diet Suggests Nekton as Vector in Benthopelagic Coupling . Environmental DNA, 6(5), e70020. · Queirós, J. P., Belchier, M., Abreu, J. ve diğerleri. (2025). Benthopelagic Deep-Sea Food Webs Along a Latitudinal Gradient in the Scotia Sea (Southern Ocean) . Ecosystems, 28, 72. · Greenman, W., Murillo, F. J., de Moura Neves, B. ve diğerleri. (2025). Metre-scale vertical zonation of corals and sponges on a deep-marine cliff reflects trophic resource partitioning . Scientific Reports, 15, 6750. · Peng, X., Du, M., Gebruk, A. ve diğerleri. (2025). Flourishing chemosynthetic life at the greatest depths of hadal trenches . Nature, 645, 679–685. · Dal Bó, B., Guo, Y., Mayr, M. J., Pereira, O. S., Levin, L. A., Orphan, V. J. ve Goffredi, S. K. (2025). Methane-powered sea spiders: Diverse, epibiotic methanotrophs serve as a source of nutrition for deep-sea methane seep Sericosura . Proceedings of the National Academy of Sciences, 122(26), e2501422122. Yazar Hakkında: Prof. Dr. Ülgen Aytan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı