Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün yeni kitabı, “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan” çıktı. Dokgöz, kitabında şiddetin toplumsal arka planına dikkat çekiyor. 23.10.2026 05:00 Giriş: 23.10.2026 05:00 Güncelleme: 23.10.2026 05:57 Bir cinayetin aydınlatılması, bir çocuğun uğradığı istismarın ortaya çıkarılması, zehirlenmeler, kayıp bir kişinin akıbetinin belirlenmesi... Adaletin sağlanması, yalnızca failin bulunmasına değil, bilimsel kanıtların doğru değerlendirilmesine ve liyakate de bağlı. Adli tıp uzmanı ve BirGün çizerlerinden Prof. Dr. Halis Dokgöz , yeni kitabı “Temastaki İz Ayrıntıdaki Şeytan”da suçun ve şiddetin toplumsal arka planını irdeledi. Kadın ve çocuk cinayetlerinden kayıp vakalarına uzanan kitapta Dokgöz, adaletin sağlanması ve şiddetin önlenmesi için bilimsel gerçeklik ve liyakata dikkat çekti. A7 Kitap etiketiyle yayımlanan 16 bölümlük kitap, suçun aydınlatılmasında kullanılan bilimsel yöntemlerin yanı sıra şiddetin toplumsal arka planını da tartışmaya açıyor. Dokgöz, suçun yalnızca failin kimliği üzerinden açıklanamayacağına da dikkat çekiyor. Kadın ve çocuk cinayetleri, cinsel istismar, kayıp çocuklar ve zehirlenmeler gibi konuları ele alan kitap, bilimsel bilginin adalet sistemindeki yerini ve suçun ortaya çıktığı toplumsal koşulları sorguluyor. HER TEMAS İZ BIRAKIR Dokgöz, adli olayların hem hukuk ve adaletin konusu hem de toplumsal yaşamın bir parçası olduğunu belirterek suç ve suçluyu araştırırken toplumsal koşulların, psikolojik etkenlerin ve kültürel kodların yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Adli bilimlerin ölüm nedeni, ölüm şekli ve ölüm zamanının belirlenmesinden yaşayan bireylerdeki travma, cinsel saldırı ve suçla ilişkili davranışların incelenmesine kadar geniş bir alanı kapsadığını belirten Dokgöz, adli raporların ve otopsilerin bilimsel standartlara uygun hazırlanmasının önemine dikkat çekti. Dokgöz, adli bilimlerin yalnızca suçun failini belirleyen bir alan olarak görülmemesi gerektiğini, toplumsal arka planı da kapsayan analizlere ihtiyaç olduğunu kaydetti. Kitabın adına ilham veren "Her temas iz bırakır" ilkesi, adli bilimlerin temel yaklaşımlarından biri. Edmond Locard tarafından ortaya konulan bu ilke, temas eden iki nesnenin birbirleri üzerinde iz veya kalıntı bırakabileceğini ifade ediyor. Olay yeri incelemesinden DNA analizlerine ve dijital delillere kadar pek çok uygulama bu ilkeyle ilişkili. Dokgöz, "Suç olarak tanımlanan eylemlerde sadece suçlunun belirlenmesinde bilimsel gerçekliğin kullanılması değil aynı zamanda bunların hukuk sistemine ve kültür sanat yaşamımıza yansımaları kaçınılmaz. Bu kitap da tam olarak buna hizmet ediyor" diye konuştu. Faili meçhul dosyalar, yüksekten düşmeye bağlı ölümler ve cinsel istismar vakalarında adli tıbbın yargı süreçleri boyunca yer almasının önemine dikkat çeken Dokgöz, bilimsel gerçeklik ve liyakatin adalet sisteminin temel unsurları olduğunu söyledi. Dokgöz, "Bilimsel gerçekliğin ve liyakatin geleceğin adalet sistemi ve toplumsal yaşamın inşasında en önemli faktör olduğu yadsınamaz" dedi. ACİL EYLEM PLANI GEREKLİ Kadın ve çocuk cinayetleri, kayıp çocuklar ve cinsel istismar gibi toplumsal sorunların yalnızca olay gerçekleştikten sonra ele alınmasının yeterli olmadığını belirten Dokgöz, adli tıp ve adli bilimlerin koruyucu ve önleyici mekanizmalarda yer alması gerektiğini söyledi. Dokgöz, "Bu alanlarda toplumsal hafızayı canlandırıp disiplinler arası etkileşim ile bir eylem planı oluşturulması gerekiyor" dedi.