Haberler Netanyahu Seçimi Nasıl Kaybetti? Ama Henüz Gitmedi! 29.10.2026 - 08:15 Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Siyaset bilimi derslerinde öğrencilere seçim sistemlerini anlatırken iki uç örnek veririz. Bir uçta İngiltere vardır; her seçim çevresinden tek milletvekili çıkar, en çok oyu alan kazanır, gerisi çöpe gider. Öteki uçta İsrail durur. Bütün ülke tek bir seçim çevresidir, 120 sandalye oy oranına göre neredeyse milimetrik dağıtılır ve baraj yüzde 3,25’tir. Birincisi güçlü hükûmetler üretir, ikincisi ise “herkesin temsil edildiği” ama kimsenin yönetemediği meclisler. İsrail bu ikinci modelin ders kitabı örneğidir ve 27 Ekim’de bir kez daha bunu kanıtladı. Sonuç şu. Netanyahu’nun Likud’u 26 sandalyeyle yine birinci parti. Ama Netanyahu’nun blokunda toplam 53 sandalye var, hükûmet için 61 gerekiyor. Karşısındaki muhalefet bloku 48’de kaldı. Geriye kalan 19 sandalye Arap partilerinin. Yani kimse kazanmadı. Daha doğrusu herkes kazandığını ilan etti, sonra herkes hesap makinesine sarıldı. İçeriğin Devamı Aşağıda Reklam İsrail’de seçmen başbakanı seçmez, parti listesine oy verir; başbakanı ise Knesset’teki aritmetik belirler. Bu yüzden İsrail’de “seçimi kazanmak” diye bir şey aslında yoktur. Kazanılan şey, sandalyeleri 61’e tamamlayacak bir koalisyon kurma hakkıdır. Cumhurbaşkanı Herzog önümüzdeki günlerde Knesset’e giren bütün partilerle tek tek görüşecek, en çok tavsiye alan isme 28 gün süre verecek. O isim koalisyonu kuramazsa görev bir başkasına geçecek. O da kuramazsa İsrail 2019’dan bu yana yedinci kez sandığa gidecek. Evet, yedinci. Bazı ülkeler yedi yılda bir seçim yapar, İsrail yedi yılda yedi seçim yaptı. Sistemin bir başka özelliği de barajın acımasızlığıdır. Yüzde 3,25 kulağa düşük gelir, ama bir parti yüzde 3,2 alırsa tek sandalye bile alamaz ve oyları doğrudan rakiplerine yarar. 2022’de tam olarak bu oldu. Sol Meretz yüzde 3,16’da, Arap milliyetçisi Balad yüzde 2,9’da kaldı; ikisinin toplam 290 bin oyu buharlaştı ve Netanyahu bu sayede 64 sandalyelik bir çoğunluk kurdu. 2026’da ise aynı film tersten oynadı. Bu kez sağ bölündü. Emekli tuğgeneral Ofer Winter’ın yeni partisi yüzde 1,6’da, Yoaz Hendel’in “Yedekler” listesi yüzde 2,6’da kaldı ve yaklaşık 150 bin sağ oy çöpe gitti. Buraya kadar her şey matematik gibi görünüyor. Ama değil. İçeriğin Devamı Aşağıda Reklam Netanyahu’nun kaybı 11 sandalye, ama bu 11 sandalye tek bir yerden gitmedi. Önce şunu söyleyelim. İsrail sola kaymadı. Yahudi seçmenin ağırlık merkezi 7 Ekim’den sonra daha da sağa kaydı ve yeni Knesset’te de sağ çoğunluk var. Değişen şey ideoloji değil, Netanyahu’nun kendisi. Üç yıl boyunca 7 Ekim’in hesabını soracak bir devlet soruşturma komisyonunu engelledi. Haredi, yani ultra-Ortodoks ortaklarına askerlik muafiyetini korumak için uğraştı, bu arada yedek askerler dördüncü, beşinci kez cepheye çağrıldı. Yolsuzluk davası sürüyor, Herzog’dan af istedi, alamadı. Seçmen bunların hepsini sandıkta hatırladı. Likud 32’den 26’ya indi. Aslında Gideon Sa’ar’ın partisi seçimden önce Likud’a katıldığı için gerçek kayıp 36’dan 26’ya, yani 10 sandalye. Yine de Netanyahu’nun kişisel tabanı şaşırtıcı biçimde yerinde durdu; kaybeden daha çok ortakları oldu. Shas 11’den 7’ye düştü. Ben-Gvir ile Smotrich 2022’de ortak listeyle 14 sandalye almışlardı, bu kez ayrı girip toplam 13 aldılar. Aşırı sağın tabanı erimedi, yalnızca büyüyemedi. Asıl hareket muhalefet tarafında yaşandı ve burada ilginç bir durum var. Muhalefet blokunun toplam oyu neredeyse hiç değişmedi; 2022’de yüzde 38, şimdi yüzde 38. Ama içerisi altüst oldu. Yair Lapid’in Yesh Atid’i 24 sandalyeden, Bennett’le birleşmesine rağmen 12’ye indi. Benny Gantz seçime bir hafta kala yarıştan çekildi. İşçi Partisi ile Meretz nihayet birleşip “Demokratlar” adıyla 8 sandalye aldı. Bütün bu boşalan yeri ise tek bir adam doldurdu. O adam Gadi Eisenkot. Eski genelkurmay başkanı, 7 Ekim’den sonra savaş kabinesine girmiş, bir yıl sonra Netanyahu’yla kavga edip ayrılmış, oğlunu Gazze’de kaybetmiş bir isim. Eylül 2025’te “Yashar!” (Dürüst!) adıyla kurduğu parti ilk seçiminde 21 sandalye aldı ve ikinci parti oldu. Eisenkot’un formülü basitti. Sağa yakın ama Netanyahu’dan yorulmuş seçmene, güvenlik kimliğinden hiç ödün vermeyen bir çıkış kapısı sundu. “Solcu” diye damgalanamayacak kadar asker, “Netanyahu’nun adamı” diye damgalanamayacak kadar muhalif. İsrail siyasetinde bu kombinasyon altın değerindedir ve Eisenkot bunu biliyordu. Bu seçimin asıl kahramanı ise bir parti değil, sandığa giden Arap seçmen oldu. İsrail nüfusunun yaklaşık beşte biri Arap vatandaşlardan oluşur. Türkiye’de bunlar çoğu zaman Gazze’deki ya da Batı Şeria’daki Filistinlilerle karıştırılır, oysa 1948’de sınırın içinde kalan, İsrail pasaportu taşıyan ve oy hakkı olan yaklaşık iki milyon kişiden söz ediyoruz. Bu seçmenin İsrail siyasetiyle ilişkisi hep gelgitli olmuştur. Kimi seçimde umutla sandığa gider, kimi seçimde protesto için evde oturur. 2022’de yüzde 53’ü oy kullanmıştı. Bu kez Netanyahu onlara büyük bir iyilik yaptı. Merkez Seçim Komitesi Eylül’de iki Arap listesini de seçimden men etti, Yüksek Mahkeme kararı bozdu. Seçim günü Netanyahu sosyal medyadan “Müslüman Kardeşler sandıkları basıyor” diye yazdı, Smotrich “Arap katılımı 53 yılın zirvesinde, acil durum” diye sağ seçmeni sandığa çağırdı. Korku kampanyası tersine işledi. Arap kasabalarında katılım yüzde 80’e dayandı; Sakhnin’de yüzde 87, Negev’deki Bedevi kenti Rahat’ta yüzde 82. Bu oranlar, Tel Aviv’in ve Kudüs’ün çok üstünde. Sonuçta Arap partileri 10 sandalyeden 19’a çıktı, İsrail tarihinin rekoru. Netanyahu’yu 61’in altında bırakan şey, Eisenkot’un başarısından çok, korkutmaya çalıştığı insanların sandığa koşması oldu. Genel katılım da yüzde 77,7 ile 1999’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Yurtdışında yaşayan İsraillilerin oy verebilmesi için ülkeye gelmesi gerektiğinden, otuz bini aşkın kişi sırf oy vermek için uçağa bindi. Netanyahu bu insanları dava etmekle tehdit etmişti. Onlar da geldi. Peki şimdi ne olacak? Üç senaryo var. Birincisi, ulusal birlik hükûmeti. Trump’ın çevresinden sızan haberlere göre Washington, Ben-Gvir ve Smotrich’in dışarıda kaldığı, Netanyahu ile Eisenkot’un dönüşümlü başbakanlık yaptığı bir hükûmet istiyor; hedef Suudi Arabistan’la normalleşme. Sorun şu ki Eisenkot kampanya boyunca “Netanyahu’nun altında çalışmam” dedi, Ben-Gvir de böyle bir hükûmeti “korkunç bir hata” ilan etti. İkincisi, azınlık hükûmeti. İsrail’de güvenoyu için 61 değil, oy kullananların çoğunluğu yeter. Muhalefet, Arap partilerinin dışarıdan desteğiyle hükûmet kurabilir. 2021’de Bennett ve Lapid bunu Ra’am’ı koalisyona alarak bir kez yapmıştı, bir yıl dayandı. Bu kez Arap partileri “biz hazırız” diyor, ama Lieberman ve Bennett’in aynı masaya oturması zor. Üçüncüsü, yeni seçim. Kimse hükûmet kuramazsa Knesset dağılır ve Netanyahu o güne kadar geçici başbakan olarak koltukta kalır. Bazı yorumculara göre onun için en iyi senaryo tam olarak bu. Hesap basit. Arap seçmen her seferinde yüzde 80 katılmaz, yurtdışından uçanlar her seferinde uçmaz. Netanyahu otuz yıldır bu oyunu oynuyor ve kaybettiği seçimlerden bile sağ çıkmayı biliyor. Onun için başlıkta “kaybetti” dedik ama “gitti” demedik. Bir gün gidişini de yazma umuduyla diyelim o zaman. Meraklısına Tuğçe Ersoy Ceylan ve Ceyhun Çiçekçi (ed.), İsrail: Kimlik, Siyaset, Dış Politika, Güvenlik , Orion Akademi, 2022. Ilan Pappé, İsrail / Tartışmalı Bir Ülkenin Kodları , Timaş Yayınları, 2026. (çev. Müge Kübra Oğuz). Twitter LinkedIn Instagram Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio Yorumlar ve Emojiler Aşağıda Reklam Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör! Test Gündem Magazin Video