Belli bir toplumsal “durum ”, içindeki istikrarsızlıkların istikrarlı bir biçimde kendini tekrarlamasına, bileşenler (örneğin sınıflar, kurumlar) arasındaki ilişkilerin, hiyerarşinin ve olasılıklar yelpazesinin sınırlarının sürekliliğine ilişkindir. Bazen bir etken, gerek içinden ya da dışından devreye girerek durumun istikrarını, sürekliliğini bozabilir, olasılıklar yelpazesinin içine yeni olasılıklar girmeye başlar. BİR ÖRNEK: SIRBİSTAN Pazar günü Sırbistan’da gerçekleşen ilginç seçimlerden hareketle, durumu değiştiren bir “etken” üzerinde düşünebiliriz. Vucic ’in Sırp İlerleme Partisi (SNS), 2012’den beri iktidarda. Vucic tek başına adeta de facto bir başkanlık rejimi ile anayasayı ciddiye almadan yönetiyordu; mahkemeler, seçim denetleme kurumları ve medya üzerinde neredeyse tam bir kontrol kurmuştu. Devlet içinde yolsuzluklar, devlet eliyle zenginleşmeler ortalıkta halkın gözü önünde yaşanıyordu. Halk zamanla bu durumu kanıksamıştı: “Burası Sırbistan, böyle gelmiş böyle gider” filan. Ancak Kasım 2024’te yeni restore edilmiş bir tren istasyonu çöktü, 16 kişi öldü. Bu olay halkta çok büyük bir öfke yarattı: “Yolsuzluk öldürür” algısı bir anda genelleşti. Sırbistan’da bir yıldan fazla bir süredir kitlesel protestolar, halkın büyük desteğini alan bir öğrenci hareketinin doğmasına yol açtı. Öğrenciler, pazar günkü seçimlerde hükümete karşı yarışmak üzere kendi aday listelerini oluşturdular. Son anketlere göre olası sonuçlar adeta bıçak sırtında. 2012-2024 arası bir kalıcı “durum” oluşmuştu. Kasım 2024 felaketi bu durumun istikrarını bozdu SNS iktidarı döneminin kapanmasını olasılıklar yelpazesi içine soktu. ‘DURUM’ VE ‘FON KRİZİ’ Cumhurbaşkanı, çoğu zaman en kritik anlarda ve önemli konularda olanları olduğu gibi açıkça söyler, İlk yıllarda, “Dinin ılımlısı olmaz”, “Ben değişmedim” ifadeleriyle liberal fantezilere ayar vermişti. Şimdi yine konuştu: Fon krizi yaşanırken de partisinin grup toplantısında “AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir” diyordu. Muhalefetin bu samimi sözler üzerinde çok iyi düşünmesi gerekiyor. Karşılarında sıradan bir parti değil, bir hareket ve çelik çekirdeği, kendi hakikatleriyle bu hareketi temsil eden özgün bir parti var. Bu partinin, “çelik çekirdeğinin” ekonomi politiğine, biyopolitiğine, özgün hakikat rejimine, susturmaya, bastırmaya, dışlamaya yönelik siyaset rejimine birçok kez değindim. Ekonomi politiği, artıkdeğer üretmeden biriktirmeye öncelik veriyor, adeta “kuyruğunu yiyerek yaşamaya çalışan” bir yılanı andırıyordu. Siyaset rejimi ise özellikle İmamoğlu tutuklandıktan bu yana muhalefetin belediyelerini (rant kaynaklarını-siyasi seçkinlerini), medya organlarını, araştırmacı gazetecilerini, entelektüellerini yiyerek ayakta kalmaya çalışıyordu. Adeta Sırbistan’daki tren istasyonu felaketine benzetebileceğimiz fon krizi bu durumu, içinden iki noktadan bozdu. Birincisi “kuyruğunu yiyerek yaşamaya devam etmek” artık olanaklı değildir. İkincisi, her siyasi tehdit olasılığında muhalefetini, diğer bir deyişle hareketin dışındaki “ötekisini” yiyerek ayakta kalan rejim. Şimdi, suçlayacak bir öteki bulamıyor; çaresiz kendi çelik çekirdeğini yemeye başlıyor. “Reis” temizlik yapsın diyenler farkında değil “Reis” in, reis olarak kalmasını sağlayan “şey” bu çekirdek. “Türkiye’miz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz” sözleri, hareketin bileşenlerinin de tehlikenin farkında olarak telaşlanmaya başladıklarını gösteriyor. Muhalefetin bu ifadelerde gizli olanı da çok iyi kavraması gerekiyor. Hiçbir hareket (toplumsal hareket) iktidarını, bu iktidarın kurduğu düzeni terk etmez. Elindeki tüm araçlarla direnir. Muhalefetin, bu araçların, bu araçları etkisizleştirmenin yolları üzerine de düşünmesi gerekiyor. Fon krizi kapalı bir “durumu” açtı. Yeni olasılıkların doğması kaçınılmaz. Ben muhalefetin bunları görebileceğine, değerlendirebileceğine inanmak istiyorum.