Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Elektromanyetik Darbe ( EMP ) saldırıları günümüze kadar kimi zaman dizi ve filmlerde, kimi zaman bilgisayar oyunlarında, kimi zaman da kitaplarda sıkça gündeme geldi. Nükleer silahlarla da gerçekleştirilebilen bu saldırılar; doğrudan bir can kaybına ya da fiziki yıkıma yol açmasa da elektronik cihazları, haberleşme ağlarını ve elektrik şebekelerini anında devre dışı bırakan devasa bir risk olarak kabul ediliyor. Bu riski en derinden hisseden ülkelerin başında ise ABD geliyor. Washington; olası bir saldırıda günlük yaşamın durması ve iletişim altyapısının çökmesi riskine karşı, Trump döneminde alınan kararla federal kurumları bu felaket senaryosuna hazır hale getirmeyi hedefledi. Trump'ın 2019 yılında EMP saldırılarına karşı önlem alınmasına ilişkin imzaladığı başkanlık kararnamesinin önde gelen savunucularından bazıları, bugün ABD yönetiminde kilit görevler yürütüyor. Bu isimler arasında Savunma Bakanı Pete Hegseth, Başkan Yardımcısı JD Vance ve CIA Direktörü John Ratcliffe gibi kritik figürler bulunuyor. EMP saldırıları ile İran arasında bağlantı kuran bu isimlerden bazıları, ABD'nin İran politikalarında da etkin rol oynuyor. Ancak çatışmaların üzerinden aylar geçmesine rağmen Washington'ın İran'a yönelik resmi açıklamalarının hiçbirinde EMP detayına yer vermediği biliniyor. Uzmanlar, EMP saldırısının başarıya ulaşmasının patlatma yüksekliği ve atmosferdeki anlık uzay koşulları gibi kontrolü imkansız faktörlere bağlı olduğunu ifade ediyor Haberin Devamı Haberin Devamı Beyaz Saray, ABD yönetiminin olası bir askeri hamle öncesinde İran'ın elektromanyetik darbe saldırısı olasılığını görüşüp görüşmediği yönündeki sorulara doğrudan yanıt vermekten kaçındı. New York Times'ta yer alan bir habere göre ise bilim insanları ve güvenlik uzmanları, EMP riskinin ne kadar gerçekçi bir tehdit olduğunu tartışmaya devam ediyor. İLK KEZ 1962 YILINDA ORTAYA ÇIKTI EMP'nin yakın tarihte ilk kez gündeme geldiği olaylardan birisi 1962 yılında gerçekleşti. Dönem Soğuk Savaş devriydi ve bu yıllar ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki gerilimin yüksek olduğu yıllardı. İnsanlığın olası bir nükleer savaşın soğuk nefesini ensesinde hissettiği bu yıllarda ABD ordusu Pasifik Okyanusu üzerinde gece yarısı bir hidrojen bombası testi yapacağını duyurdu. Bu duyuru bir çok insanı endişelendirmiş olsa da bu habere sevinenler de olmuştu. Hawaii eyaletinin başkenti Honolulu'da oteller, insanların testi izleyebilmesi için çatı katlarında 'nükleer' partiler düzenledi. Testi izlemek isteyenler parkları ve plajları doldurdu, birçoğu uzaktaki patlamayı kutlamaya hazırlanıyordu. Saatler gece yarısını gösterdiğinde geceyi gündüze çeviren patlama gerçekleşti. Patlamayı seyredenler gökyüzünün kırmızı, yeşil ve mavi renklerle aydınlandığına şahitlik etti. Honolulu - 1962 Haberin Devamı Haberin Devamı Patlamanın ardından şehrin sokaklarında bazı beklenmedik olaylar yaşandı. Bazı sokaklarda aydınlatma sistemleri ve elektrik şebekesi devre dışı kalmıştı. Yaşanan bu durumun ardından uzmanlar, EMP'yi radyo dalgalarına benzeten bir analizde bulundu; ancak bu dalga, bildiğimiz radyo dalgalarından milyonlarca kat daha güçlüydü. Yapılan incelemeler, tren rayları, boru hatları, uçak gövdeleri ve elektrik hatları gibi metallerden oluşan her nesnenin adeta birer alıcı anten gibi çalıştığını ortaya koydu. Tüm bu metal yapılar, EMP enerjisini çekerek sistemleri felç eden ölümcül elektrik akımlarına dönüştürüyordu. Kısa süre içinde elektrik dalgalanmalarının sadece hassas mikro devreleri değil, modern yaşamın tüm teknolojik altyapısını da bozabileceğine karar verdiler. Doğru yükseklikte patlatılan bir nükleer silah, trenleri, uçakları, otobüsleri çalışamaz hale getirebilirdi. Bankacılık sistemi çökebilir ve tüm elektrik altyapısı kullanılamaz hale gelebilirdi. Ulaşılan sonuç modern yaşam göz önüne alındığında büyük bir kaosa neden olabilecek potansiyele sahipti. Haberin Devamı Haberin Devamı Uzmanlar önceleri basit bir EMP bombasının yapılmasının oldukça kolay olduğunu düşünüyordu. Ancak Los Alamos Silah Laboratuvarı'nın eski direktörlerinden fizikçi Stephen M. Younger'a göre, etkili bir EMP saldırısı için sıradan bir atom bombası yetmiyor; en az bir hidrojen bombası gerekiyordu. İlerleyen yıllarda Kuzey Kore'nin de EMP tehditlerini atom bombası testleri sırasında değil, ancak çok daha güçlü olan hidrojen bombasını geliştirdikten sonra savurmaya başlamış olması Younger'ı doğrular nitelikteydi. Uzay boşluğunda patlatılan bir silah; mantar bulutu ya da şok dalgası oluşturmak yerine, saldığı gama ışınlarının atmosferle etkileşime girmesiyle binlerce kilometre ötedeki devreleri yakabilecek devasa bir elektromanyetik dalgaya dönüşüyordu. Bu durumun netleşmesinin ardından küresel istihbarat örgütleri, bu kapasiteye erişebilen sınırlı sayıdaki ülkeyi çok daha yakın bir takibe almaya başladı. İRAN KORKUSUNU BİR SÜTÇÜ ATEŞLEDİ Haberin Devamı ABD'de İran tarafından gerçekleştirilecek olası bir EMP saldırısına ilişkin ilk endişeler Tahran'ın 2008 yılında atom bombası yapmaya yetecek miktarda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olmasının ardından tetiklendi. Bu korkular, New York'un kuzeyinde bir süt ürünleri girişimcisi olan Henry Schwartz tarafından daha da körüklendi; işi ona bir hareket başlatmak için gerekli imkânları ve İsrail yanlısı siyasi görüşleri de ona motivasyon sağlamıştı. Henry Schwartz Haberin Devamı Schwartz, 2009 yılında EMPACT America'yı kurarak bu konuda halkı bilgilendirmeyi ve hükümeti önlem alması için uyarmayı amaçladı. Milyonlarca dolar harcadığı örgütü, tanınmış muhafazakârların bu konuya yönelmesinde çok önemli bir rol oynayacaktı. Haberin Devamı EMPact America grubunun öne sürdüğü felaket senaryosu iki temel iddiaya dayanıyordu. İlkine göre; terör örgütleri ya da kural tanımaz bir ülke tarafından üretilmiş ilkel bir atom bombası dahi yıkıcı bir EMP dalgası tetiklemek için yeterliydi. İkinci iddia ise çok daha ürkütücüydü: Elektrik şebekesinin ve tedarik zincirlerinin çökmesiyle ülke genelinde yağmaların, salgın hastalıkların, kıtlığın ve çete savaşlarının yaşanacağı tam bir kaos ortamı doğacak, bu durum Amerikalıların büyük çoğunluğunun hayatına mal olacaktı. Gruba göre olası bir EMP saldırısının ardından yaşanacak can kayıpları ABD nüfusunun yüzde 90’ına, yani 300 milyondan fazla insana ulaşabilirdi. Bu rakam, insanlık tarihinin en kanlı çatışması olan İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden toplam insan sayısının yaklaşık dört katına denk geliyordu. Yıllar içinde Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimleri arasında giderek yaygınlaşan bu görüşler ABD içinde bir ulusal güvenlik açığı olarak görülmeye başlandı ve 2019 yılında Beyaz Saray'ın resmi bir EMP kararnamesi yayınlamasıyla sonuçlandı. TEHDİT GERÇEK Mİ? Kamuoyunda ve ABD hükümeti içindeki endişelere rağmen EMP saldırıları üzerinde araştırmalar yapan bilim insanları, böyle bir saldırı ihtimalinin zor olduğunu düşünüyor. Los Alamos Üniversitesi fizikçisi Dr. Younger, "İran'ın üretebileceği türden bir bomba, tüm iletişim hatlarını kesmeyecek. Elektrik şebekesini de devre dışı bırakmayacak." şeklinde konuşarak olası EMP saldırılarının başarılı olabilmesinin birden fazla parametreye bağlı olduğunu söyledi. Uzmanlar, nükleer silaha sahip olduğu bilinen devletlerin dahi başarılı bir EMP saldırısı yapma ihtimalinin yazı tura atmaya denk bir başarı oranına sahip olduğunu belirtiyor. İran'ın İsfahan kentinde bulunan nükleer enerji santrali Uzmanlara göre, etkili bir EMP saldırısı gerçekleştirmek sanıldığı kadar kolay değil; çünkü saldırının başarısı uzay hava koşullarından Güneş rüzgârlarına, patlatma yüksekliğinden Dünya 'nın manyetik alan çizgilerine kadar pek çok değişkenin hassas bir şekilde denk gelmesine bağlı. Hatta birçok bilim insanına göre, insan yapımı bir saldırıdan ziyade şiddetli Güneş patlamalarının tetikleyeceği doğal bir elektromanyetik fırtına, modern altyapılar için çok daha gerçekçi ve büyük bir tehdit oluşturuyor. Bune ek olarak bu tür anlık uzay verilerini ve uyduları takip etme kabiliyeti, İran veya Kuzey Kore gibi ülkelerde son derece kısıtlı. Savunma Tehdit Azaltma Ajansı eski direktörü Dr. Stephen M. Younger'a göre, felaket senaryolarındaki pek çok unsur teknik olarak sınıflandırılmış gizli detaylara dayanıyor ve EMP riskinin bu kadar abartılması adeta başlı başına ticari bir "korku endüstrisine" dönüşmüş durumda. Washington’da insanları korkutarak para kazanıldığını belirten Dr. Younger, bu mekanizmanın tam olarak böyle işlediğini vurguladı. EMP saldırısının teknik olarak mümkün olduğunu ve bu konuda dikkatli olunması gerektiğini kabul eden Younger, buna rağmen tehdit sıralamasına dikkat çekti. Tehditlerin gerçekçiliği ele alındığında, İran'ın ABD'ye yönelik başarılı bir EMP saldırısı gerçekleştirme olasılığının Washington'ın zaman ayırmasını gerektirmeyecek kadar düşük olduğunu belirten tecrübeli fizikçi, bu senaryo için "Son derece düşük bir olasılık" değerlendirmesinde bulundu.
Beyaz Saray’ın uykularını kaçıran sütçü! ABD'nin EMP kabusu ne kadar gerçekçi?
ABD Başkanı Trump, göreve geldiği ilk dönemde danışmanlarının alışılmadık bir nükleer saldırı senaryosuna karşı uyarması üzerine federal kurumlara bu saldırıya karşı hazırlıklı olmaları yönünde talimatlar veren bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Elektromanyetik Darbe ya da bir diğer adıyla EMP olarak bilinen bu saldırı tipi, ABD ve İran arasında gerçekleşen çatışmaların ardından yeniden gündeme geldi.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…