Sırbistan'da pazar günkü seçimler gerek dünyada gerekse Türkiye’de geniş kesimlerce, “öğrencilerin on iki yıllık diktatörlüğü yıkması” olarak görüldü. Bizde Sırbistan seçimlerine böyle bakılmasının önemli bir nedeni, dünyadaki olayları iç politikaya baktığımız şekilde görmek isteyişimizdir. Nisandaki Macaristan seçimleri de bazılarınca yine bu eksende yorumlanmıştı. Ben, bunun aceleci bir yaklaşım olduğu görüşündeyim. Bir taraftan, evet, Aleksandar Vucic otoriterdi ve yolsuzluklar yaygındı. Zaten böyle olmasa iki yıl önce patlak veren öğrenci protestoları, toplumun geniş kesimlerine bu kadar kolay ulaşamazdı. Fakat Vucic, seçimlerin olduğu günün akşamı ne yaptı? “Seçimler hilelidir, dış güçler, fesat karıştırdı, burada mutlaka bir şey olmuştur” mu dedi? Hayır. Akşam saat dokuzda, daha kesin sonuçlar bile açıklanmadan, seçim yenilgisini kabul etti ve makamını devredeceğini açıkladı. Diğer taraftan otoriter eğilimleri olan bir ülkede öğrenciler tarafından başlatıldığı söylenen bir muhalefetin bu kadar rahat iktidara gelebilmesi, bu hareketin kendi rüzgârıyla iktidara gelmediğini, yelkenlere başkalarının üflediğini gösteriyor. NÜFUZ ÇATIŞMASI Daha net söylersem: Doğu Avrupa ülkelerindeki gelişmeler, ne sadece iç etkenlerle ne de sadece dış etkenlerle açıklanabilir: Her ikisi de aynı derecede etkilidir. Bu bölge, Rusya’yla Batı arasında nüfuz çatışmasının tam ortasında. İki taraf da bu ülkeleri kendi kaderine bırakmak istemez. Sırbistan’da her ne kadar halk Rusya’ya yakınlık da duysa, ülke Avrupa’nın göbeğinde ve NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ortasında bulunduğu için, Batı’nın buraya etki etme olanağı fazladır. Vucic bir taraftan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le ama diğer taraftan da ABD Başkanı Donald Trump’la ve İsrail’le yakın ilişkideydi (Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ilk devlet adamlarından biriydi). Muhalefetse ABD’deki Demokratlara, İngiltere’ye ve AB’ye yakın. Seçimlerin hemen ardından AB liderlerinin muhalefeti kutlaması, Rusya’dan açıklamaların epey temkinli hatta tedirgince olması, bunun bir göstergesi. Trump-Putin ikilisi, Macaristan’dan sonra Batı’nın liberalküreselleşmeci kanadından bir gol daha yemiş oldu. Fakat Sırbistan’da kutuplaşma sürüyor. Yıl sonuna kadar cumhurbaşkanı seçimleri yapılacak. Dünkü muhalifler burada tam anlamıyla iktidar olabilecek mi önümüzdeki aylarda göreceğiz.