Üç hafta önce bu sayfalarda “ Brezilya ’da oyun bitmedi” demiştik. İlk turun ardından Lula’nın yenilgisini, Amazonların yıkımını ve Latin Amerika’nın teslimiyetini peşinen ilan eden yorumlara karşı, önümüzdeki haftalarda ne yapılacağının önemine dikkat çekmiştik. Lula’nın ihtiyacı, mevcut desteğini korurken ilk turda ulaşamadığı ya da desteğini kaybettiği kesimlerle yeniden bağ kurabilmekti. Üç hafta sonra sandıktan çıkan sonuç, bunun mümkün olduğunu gösterdi: Lula, ilk turda geride kaldığı seçimi ikinci turda kazandı. Kamuoyu araştırma kuruluşlarının ikinci tur anketlerinde başlangıçta Bolsonaro lehine yüzde 52-48 olan dağılım, 22 Ekim’de yüzde 50-50’ye gelmişti. Seçim arifesindeki son araştırmada ise Bolsonaro yüzde 51, Lula yüzde 49 görünüyordu. İki puanlık hata payı içindeki bu sonuçlar başa baş bir yarışa işaret ediyordu. Sandık ise Lula’nın üstünlüğünü ortaya koydu. Lula, ikinci turda yüzde 51,79’la 64,26 milyon oya ulaşırken Bolsonaro yüzde 48,21’de, 59,83 milyon oyda kaldı. İkinci turda seçimlere katılım yüzde 78,92’den yüzde 80,78’e yükseldi. Yani sandığa yaklaşık 3 milyon kişi daha gitti. Boş ve geçersiz oyların azalması da buna eklenince geçerli oy sayısı yaklaşık 4,8 milyon arttı. Sonuçta ilk turda 2,22 milyon oy geride olan Lula, bu kez 4,43 milyon farkla kazandı. Bolsonaro’nun oyları artsa da kazanmaya yetmedi. Dolayısıyla ikinci tur, ilk turdaki oyların iki aday arasında yeniden paylaşıldığı bir seçim olmanın ötesine geçti. AŞIRI SAĞA VE WASHINGTON’A DARBE Lula’nın elde ettiği tarihi zafer, yalnızca Brezilya sınırları içinde değil, küresel ölçekte aşırı sağa ve Washington’un Monroe Doktrini'ni dayatarak Latin Amerika’daki hegemonyasını yeniden tesis etme çabalarına indirilmiş bir darbe niteliği taşıyor. İlk turdaki zorlu tablonun ardından gelen bu kazanım sokağa dökülen kitlelerin, Trump yönetiminin siyasi manevralarına, Meta'nın algoritmik manipülasyonlarına ve hatta ikinci turda oy verme günü toplu taşımanın durdurulması gibi aşırı sağın anti-demokratik engellemelerine karşı sergilediği muazzam kitlesel seferberlik sayesinde mümkün oldu. Kitleler bu direnişle, Bolsonaro hanedanlığının temsil ettiği oligarkların çıkarlarına, Amazon ormanlarının ve ülkenin kritik yeraltı kaynaklarının ABD şirketlerince yağmalanmasına ve emekçlilerin haklarının gasp edilmesine açıkça dur dedi. SOSYAL TALEPLERDEN SANDIĞA Peki Lula’ya kazandıran ne oldu? Lula ve ekibi, geride bıraktığımız üç haftada nefes almadan çalıştı diyebiliriz. İlk turun ardından ilan edilen kararlılık kısa sürede sonucu değiştirmek için yürütülen bir çalışmaya dönüştürüldü. İki tur arasındaki en önemli gelişmelerden biri, çalışma haftasının kısaltılmasını öngören anayasa değişikliğiydi. 16 Ekim’de ilan edilen düzenleme, ücretler düşürülmeden haftalık çalışma süresinin 44 saatten 40 saate indirilmesini ve iki gün ücretli dinlenmeyi öngörüyor. Uygulama kademeli olacak ancak altı gün çalışma düzeninin değiştirilmesi yönünde atılan bu adım, milyonlarca insanın gündelik hayatına doğrudan dokunan bir kazanım oldu. Üstelik çalışma süresinin azaltılması, sendikaların ve taban hareketlerin bir süredir örgütlediği talepler arasındaydı. Lula’nın hafta sonlarında toplu taşımayı ücretsiz hale getirme ve borç yükünü hafifletme önerileri de aynı gündelik ihtiyaçlara sesleniyordu. Bu talepler, iki tur arasında büyüyen sokak hareketliliğiyle birlikte kampanyanın yönünü belirledi. 11 Ekim’de São Paulo’daki Paulista Caddesi’ni dolduran Demokrasi Yürüyüşü, farklı toplumsal çevreleri yan yana getirdi. Bu kitlesel sokak buluşmaları son güne kadar farklı noktalarda devam etti. Lula’nın özel olarak teşekkür ettiği öğrenciler de önemli rol oynadı. Ulusal Öğrenci Birliği (UNE), “Lula’yla Öğrenciler” kampanyası kapsamında Lula’nın 2022’ye kıyasla oy kaybettiği mahallelerde yapılacak çalışmaları takvimine aldı. Kampanyanın bir başka yönü, Lula’nın yolsuzluk tartışmasını hesap verme çağrısına dönüştürmesiydi. Lula, Bolsonaro’dan kendisinin ve ailesinin banka ve telefon kayıtlarını incelemeye açmasını istedi. Rakibinin de aynısını yapması şartıyla, kendisi ve ailesi için de aynı sözü verdi. DİJİTAL GÜÇ VE EGEMENLİK MÜCADELESİ Lula’nın karşısındaki güç, dijital ortamda da kendisini gösterdi. Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın sahibi Meta’nın uyguladığı kısıtlamalar, Lula’nın reklamlarını ve paylaşımlarını olduğu kadar onu destekleyen gazetecilerin, aktivistlerin ve öğrenci örgütlerinin hesaplarını da etkiledi. Hesapların kapatılması, içeriklerin görünürlüğünün azaltılması ve paylaşım engelleri, kampanyanın seçmenlere ulaşmasını zorlaştırdı. Bolsonaro ailesiyle ilgili skandalları anlatan gazetecilerin hesabının kapatılması ve Lula’nın hesabına uygulanan kısıtlamaların şirket içi yazışmalara yansıması, bu eşitsizliğin somut örnekleriydi. Lula, bu dijital engelleri de kampanyasının konusu haline getirdi. Meta’ya yönelik itirazı, ABD merkezli teknoloji şirketlerinin Brezilya halkının neyi göreceği ve duyacağı üzerindeki gücünü tartışmaya açtı. Böylece emperyalist müdahale, diplomatik baskıların yanında insanların her gün kullandığı platformlar üzerinden de görünür hale geldi. Özetle Bolsonaro’nun kampanyasında kamu harcamalarını azaltma, daha sert güvenlik politikaları uygulama, darbe girişimi nedeniyle mahkûm edilen babasını serbest bırakma ve Trump yönetimiyle yakınlaşma vaatleri öne çıkarken Lula’nın kampanyasında ise egemenlik savunusu, ülkenin kaynaklarının nasıl kullanılacağı, hangi hakların korunacağı ve halkın geleceği üzerinde kimin söz sahibi olacağı soruları kampanyanın merkezine yerleşti. ZAFERİN TOPLUMSAL DAYANAĞI Lula’nın kampanyasında sosyal kazanımlar, egemenlik savunusu ve toplumsal hareketlilik birbirini besledi. Çalışma süresinin azaltılması, örgütlü bir talebin insanların yaşamını değiştirecek bir kazanıma dönüşebildiğini gösterirken, sokaktaki hareketlilik de yeni kazanımlar için mücadele etme isteğini büyüttü. Şimdi bu zaferi mümkün kılan kesimlerin beklentileri yeni dönemin gündeminde olacak. Meydanları dolduranlar, kazandırdıkları hükümetten geçim, toprak ve kamusal hizmetler konusunda adımlar atmasını bekliyor olacak. Sağ ağırlıklı Kongre karşısında bu taleplerin örgütlü biçimde sürdürülmesi, Lula’nın hareket alanını da genişletebilir. Brezilya’da mücadele seçim sonucunu değiştirdi, şimdi bu zaferin yeni toplumsal kazanımlara dönüşmesinde de aynı örgütlü gücün rolü belirleyici olacak. Bu örgütlü güç, yalnızca yerel kazanımları korumakla da kalmayacak. Aynı zamanda Brezilya’yı, Latin Amerika’da ABD hegemonyasına ve emperyalist müdahalelere karşı kalelerden biri olarak ayakta tutacaktır.
Brezilya’da yeniden mücadele kazandı
Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik. İlk turun ardından Lula’nın yenilgisini, Amazonların yıkımını ve Latin Amerika’nın teslimiyetini peşinen ilan eden yorumlara karşı, önümüzdeki...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…