Dünyada ucuz kamikaze dronların savaşların seyrini değiştirmesi, hava savunma sistemlerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Milyonlarca dolarlık füzelerle birkaç bin dolarlık insansız hava araçlarını vurmanın maliyeti giderek artarken, Türkiye'nin geliştirdiği düşük maliyetli hava savunma sistemlerine uluslararası talep yükseliyor. ASELSAN'ın KORKUT sistemi, bir dronu 10 bin doların altında maliyetle etkisiz hale getirebilmesiyle öne çıkıyor. Dokuz ülkede kullanılan ve Ukrayna'nın savunmasında da görev alan sistem, Türkiye'nin savunma ihracatındaki büyümenin önemli unsurlarından biri haline geldi. ASELSAN'ın yaklaşık 30 milyar dolarlık sipariş birikimi ve 2030 yılına yönelik ihracat hedefleri ise Türk savunma sanayisinin küresel pazardaki iddiasını ortaya koyuyor. Türkiye, son yıllarda insansız hava araçlarıyla elde ettiği uluslararası başarıyı hava savunma sistemlerine taşımaya hazırlanıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmalarda düşük maliyetli kamikaze dronların yoğun biçimde kullanılması, ülkeleri daha ekonomik ve sürdürülebilir savunma çözümlerine yöneltiyor. Financial Times'ın haberine göre; Türkiye'nin geliştirdiği düşük maliyetli hava savunma sistemleri, Körfez ülkelerinden Ukrayna'ya kadar geniş bir coğrafyada artan ilgi görüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise Türkiye'nin önde gelen savunma sanayisi şirketlerinden ASELSAN'ın geliştirdiği KORKUT hava savunma sistemi bulunuyor. Milyon dolarlık füzeye karşı bin dolarlık mühimmat Modern savaşların en büyük sorunlarından biri, saldırı ve savunma maliyetleri arasındaki giderek büyüyen fark. Rusya'nın Ukrayna'da, İran'ın ve İran destekli grupların Orta Doğu'da kullandığı düşük maliyetli kamikaze dronlar, hava savunma sistemlerini hem askeri hem de ekonomik açıdan zorluyor. Bir tarafta seri üretimle düşük maliyetlere indirilebilen insansız hava araçları bulunurken diğer tarafta bu hedefleri etkisiz hale getirmek için kullanılan yüz binlerce, hatta milyonlarca dolarlık önleyici füzeler yer alıyor. Patriot PAC-3 ve IRIS-T gibi hava savunma sistemlerinde kullanılan önleyicilerin maliyetleri yüz binlerce dolardan birkaç milyon dolara kadar çıkabiliyor. ASELSAN'ın KORKUT sistemi ise bu maliyet dengesizliğine daha ekonomik bir çözüm sunuyor. Sistemin kullandığı programlanabilir 35 milimetrelik hava patlamalı mühimmatın birim maliyeti yaklaşık 1.000 dolar seviyesinde bulunuyor. Bir dronun etkisiz hale getirilmesinin toplam mühimmat maliyeti ise kullanılan atış miktarına bağlı olarak 10 bin doların altında kalabiliyor. Böylece KORKUT, özellikle düşük maliyetli ve çok sayıda kullanılan dronlara karşı pahalı füze stoklarının tüketilmesini önlemeye yardımcı olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor. ASELSAN Genel Müdürü Akyol: Dokuz ülkede kullanılıyor ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, KORKUT sisteminin halihazırda dokuz ülkede faal olduğunu açıkladı. Akyol, sistemin bugüne kadar yüzlerce dronu etkisiz hale getirmiş olabileceğini belirtti. Bu açıklama, Türkiye'nin hava savunma teknolojilerinin yalnızca iç pazarda değil, uluslararası operasyonlarda da kullanıldığını gösteriyor. KORKUT'un en önemli özelliklerinden biri, alçak irtifadan gelen tehditlere karşı hızlı tepki verebilmesi. Programlanabilir mühimmat, hedefin yakınında havada patlayarak birden fazla parçacıkla etkili bir savunma alanı oluşturuyor. Bu yaklaşım, küçük ve hareketli hava hedeflerinin doğrudan isabet gerektiren klasik mühimmatla vurulmasına kıyasla önemli avantajlar sağlayabiliyor. Ukrayna da KORKUT kullanıyor KORKUT'un kullanıldığı ülkeler arasında Ukrayna da bulunuyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri, bir hava savunma biriminin açıklanmayan sayıda KORKUT sistemiyle donatıldığını doğruladı. Rusya'nın yoğun insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya bulunan Ukrayna, özellikle Shahed ve Geran tipi kamikaze dronlara karşı daha ekonomik önleme yöntemleri geliştirmeye çalışıyor. Savaş boyunca Ukrayna'nın hava savunma kapasitesi, Rusya'nın farklı hız ve irtifalarda hareket eden insansız hava araçlarıyla sınandı. Bu nedenle ülke, yüksek maliyetli füze sistemlerinin yanı sıra uçaksavar topları, elektronik harp araçları ve farklı önleme teknolojilerini birlikte kullanıyor. KORKUT da bu çok katmanlı savunma yaklaşımının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya'nın saatte 600 kilometre hız yapan dronları yeni tehdit Rusya'nın geliştirdiği jet motorlu Geran tipi dronlar, hava savunma sistemleri için yeni bir sorun oluşturuyor. Bu araçların saatte yaklaşık 600 kilometre hıza ulaşabilmesi, daha yavaş hareket eden kamikaze dronlara karşı geliştirilen savunma yöntemlerinin etkinliğini sınırlayabiliyor. Ukrayna, söz konusu hızlı hedeflerin bir bölümünü F-16 savaş uçaklarıyla etkisiz hale getiriyor. Ancak savaş uçaklarının kullanılması, operasyonel maliyet ve kaynak yönetimi açısından ayrı bir yük oluşturuyor. KORKUT'un jet motorlu bir dronu vurduğunu gösteren kamuya açık bir kayıt bulunmuyor. Bununla birlikte sistem, saatte 700 ila 900 kilometre hızla uçabilen alçak irtifa uçakları ve seyir füzelerine karşı kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Dolayısıyla KORKUT'un teknik kapasitesi, yalnızca yavaş hareket eden kamikaze dronlarla sınırlı değil. Buna rağmen farklı tehdit türlerine karşı gerçek operasyonel performansının, kullanım koşulları ve hedef özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekiyor. İlk büyük sınavını Libya'da verdi KORKUT'un uluslararası operasyonel geçmişinde Libya önemli bir yer tutuyor. Türkiye, sistemi ilk kez 2020 yılında Libya'da geniş çaplı olarak kullandı. KORKUT, Trablus merkezli hükümetin hava savunma ağında görev alırken Çin yapımı Wing Loong insansız hava araçlarının oluşturduğu tehdide karşı kullanıldı. Libya'daki çatışmalar, düşük irtifa hava savunma sistemlerinin insansız hava araçlarına karşı önemini ortaya koyan örneklerden biri oldu. Türkiye, benzer çok katmanlı hava savunma yaklaşımını Azerbaycan'daki Dağlık Karabağ savaşı ve Suriye'de Rusya destekli güçlere karşı yürütülen operasyonlarda da kullandı. Bu operasyonlardan edinilen deneyimler, Türk savunma sanayisinin insansız sistemler ve bunlara karşı geliştirilen savunma teknolojilerinde uluslararası görünürlüğünü artırdı. Türkiye'nin savunma ihracatı 10 milyar dolara ulaştı Türkiye'nin hava savunma sistemlerine yönelik artan uluslararası ilgi, savunma sanayisindeki daha geniş ihracat büyümesinin bir parçası. Haberde aktarılan verilere göre Türkiye, geçen yıl yaklaşık 10 milyar dolarlık savunma ihracatı gerçekleştirdi. Bu rakam, 2023 yılına kıyasla yüzde 48'lik artışa işaret ediyor. Türkiye ayrıca dünyanın en büyük 11'inci silah ihracatçısı konumuna yükseldi. Savunma sanayisindeki bu büyümede insansız hava araçları, mühimmat, elektronik harp sistemleri, radarlar, deniz platformları ve hava savunma teknolojileri önemli rol oynuyor. Küresel pazarda özellikle maliyet-etkin savunma çözümlerine yönelik talebin artması, Türk şirketleri açısından yeni ihracat fırsatları yaratıyor. ASELSAN'ın siparişleri 30 milyar dolara dayandı Türk savunma sanayisinin büyümesinde ASELSAN'ın uluslararası faaliyetleri öne çıkıyor. Şirketin sipariş birikimi yaklaşık 30 milyar dolara ulaştı. Bu tutar, ASELSAN'ın mevcut sözleşmeleri kapsamında önümüzdeki yıllarda gerçekleştirmesi beklenen teslimatlar açısından önemli bir gösterge niteliğinde. ASELSAN'ın uluslararası pazarlardaki faaliyetleri de hızla genişliyor. Şirket geçen yıl Polonya ile 410 milyon dolarlık elektronik harp anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Türkiye'nin savunma teknolojilerinde Avrupa pazarındaki varlığını güçlendiren önemli gelişmeler arasında yer aldı. ASELSAN'ın hedefi: Gelirin yarısı yurt dışından ASELSAN'ın büyüme stratejisinde ihracatın toplam gelir içindeki payının artırılması önemli bir yer tutuyor. Şirketin ihracat ve uluslararası satışlarının toplam gelir içindeki payı 2023 yılında yüzde 8 seviyesindeydi. Bu oran yaklaşık yüzde 25'e yükseldi. ASELSAN, 2030 yılına kadar uluslararası satışların toplam gelir içindeki payını yüzde 50'ye çıkarmayı hedefliyor. Hedefe ulaşılması, şirketin gelir yapısında uluslararası pazarların ağırlığının önemli ölçüde artması anlamına gelecek. KORKUT gibi maliyet-etkin hava savunma sistemlerinin uluslararası talep görmesi de bu stratejinin önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Borsa İstanbul'un en değerli şirketi ASELSAN'ın savunma sanayisindeki büyümesi, şirketin sermaye piyasalarındaki konumuna da yansıyor. Haberde ASELSAN'ın yaklaşık 32 milyar dolarlık piyasa değeriyle Borsa İstanbul'un en değerli şirketi konumunda bulunduğu belirtildi. Şirket hisselerinin yaklaşık yüzde 74'ü Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na ait. ASELSAN'ın artan sipariş birikimi, ihracat gelirleri ve uluslararası savunma projeleri, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarını oluşturuyor. Sıradaki büyük hedef: Çelik Kubbe Türkiye'nin hava savunma alanındaki en önemli projelerinden biri de Çelik Kubbe. Program, farklı menzil ve irtifalarda görev yapan hava savunma sistemlerini tek bir entegre ağda birleştirmeyi amaçlıyor. Çelik Kubbe kapsamında radarlar, komuta kontrol merkezleri, uçaksavar topları, elektronik harp unsurları ve hava savunma füzeleri ASELSAN'ın geliştirdiği elektronik ve yazılım altyapısı üzerinden birlikte çalışacak. Böylece farklı tehditlere karşı en uygun savunma unsurunun kullanılması hedefleniyor. Örneğin düşük maliyetli bir kamikaze drone karşısında top sistemleri devreye alınabilirken daha yüksek hız ve irtifadaki tehditler için füze sistemleri kullanılabilecek. Bu yaklaşım, hem savunma kapasitesinin artırılmasını hem de mühimmat maliyetlerinin daha etkin yönetilmesini amaçlıyor. Çelik Kubbe'nin ihracatı da gündemde Çelik Kubbe programının yalnızca Türkiye'nin hava savunma ihtiyaçlarını karşılaması değil, uluslararası pazarlara açılması da planlanıyor. Sistemin modüler yapısı sayesinde ülkeler, ihtiyaçlarına göre bütünleşik hava savunma ağının tamamını veya belirli katmanlarını satın alabilecek. Bu özellik, farklı bütçelere ve savunma ihtiyaçlarına sahip ülkeler için önemli bir avantaj sağlayabilir. Özellikle Körfez ülkeleri, kritik altyapılarını düşük maliyetli kamikaze dronlara karşı korumaya çalışırken ekonomik ve çok katmanlı hava savunma çözümlerine ilgi gösteriyor. Türkiye'nin KORKUT ve Çelik Kubbe gibi sistemleri birlikte pazarlayabilmesi, savunma ihracatında yeni bir büyüme alanı oluşturabilir. Savaşların ekonomisi değişiyor, Türkiye fırsatı değerlendiriyor Küresel savunma sektöründe yaşanan dönüşüm, artık yalnızca en gelişmiş veya en uzun menzilli sistemlerin değil, en düşük maliyetle en fazla tehdidi etkisiz hale getirebilen teknolojilerin de önem kazandığını gösteriyor. Düşük maliyetli dronların yoğun kullanıldığı savaşlarda, her hedefe milyonlarca dolarlık füze fırlatmak uzun vadede sürdürülebilir bir strateji olmaktan uzaklaşıyor. Bu nedenle ülkeler, pahalı füze sistemlerini daha ekonomik topçu, elektronik harp ve kısa menzilli hava savunma çözümleriyle desteklemeye yöneliyor. Türkiye ise insansız hava araçları alanında elde ettiği deneyimi, bu araçlara karşı geliştirilen savunma teknolojilerine taşıyarak küresel pazarda yeni bir konum elde etmeye çalışıyor.