Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Haberin Devamı Paris’in banliyölerindeki liselerde geçen ay öğretmen eksikliği, bütçe yetersizliği ve bakımsız sınıflara karşı bir öğrenci hareketi başladı. Onlara artan hayat pahalılığını gerekçe gösteren ve çoğunluğunu işçilerin oluşturduğu Sarı Yelekliler de destek verince tepkiler kitlesel eylemlere dönüştü. 17 Ekim’de 800 bini aşkın kişinin katıldığı eylemde polisle çatışmalar ve yağmalar da yaşandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen perşembe ‘meşruiyeti olmayan’ kişi ve grupların düzenleyeceği gösterilerin yasaklanacağını açıkladı. İspanya’daki protestolarda temel gerekçe konut ve barınma kriziydi. 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 70 yıldır kirada yaşadığı evden tahliye edilmesi büyük tepkiye neden oldu. Abascal’ın tahliye edildikten kısa süre sonra yaşamını yitirmesi öfkeyi büyüttü. Eylemciler Madrid’deki Puerta del Sol Meydanı’nı çadır kurarak işgal etti. Başbakan Pedro Sánchez erken seçim (29 Kasım) ilan etti. Haberin Devamı İtalya’daysa düşük ücretler ve yüksek akaryakıt fiyatları protesto ediliyor. Özellikle Milano’da gençlerle polis arasında çatışmalar yaşandı, mağazalar yağmalandı. Giorgia Meloni hükümetinin gösterilere karşı cezaları ağırlaştıracağı söyleniyor. Belçika’da da hükümetin tasarruf planı, üniversite harçlarının artırılması, ulaşım indirimlerinin kaldırılması kitlelerin sokağa inmesinin nedenleri arasında. Arnavutluk’taysa Tiran’da başlayan öğrenci eylemleri başka şehirlere de sıçradı... ‘HÂL KATILIMCI DEMOKRASİ ÇERÇEVESİNDE GÜÇLÜ BİR ÖRGÜTLENME VAR’ Samim Akgönül, tarihçi ve siyaset bilimci, Strasbourg Üniversitesi Türk Etütleri Bölümü Başkanı ◊Penceremin önünden her hafta bir yürüyüş geçiyor. Çok değişik konulardaki bu yürüyüşlerden bir kısmına ben de katılıyorum. Türkiye dahil dünyanın birçok yerinde sokak kriminalize edildi ama Fransa’da hâlâ siyasetin ana aktörlerinden biri. Bunu asla göz ardı edemeyiz. İkincisi, örgütlenme hâlâ güçlü. Yani siyasi partiler, ideolojiler, sendikalar ve dernekler etrafında hâlâ katılımcı demokrasi çerçevesinde güçlü bir örgütlenme var. Ve şunun da altını çizelim; 16 yaşından itibaren liselerde de sendikalaşma var. Haberin Devamı ◊Tüm bunlara bazı konjonktürel faktörler eklemek gerekli. Birincisi, Fransa’da ‘fin de règne’ yani ‘saltanatın son demleri’ diyebileceğimiz bir dönem yaşıyoruz. 6 ay sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dönemi bitiyor. Rusya ya da Türkiye gibi ülkelere nazaran Fransa’da iki dönem arka arkaya cumhurbaşkanlığı ilkesi kati. Macron gelecekte tekrar aday olabilir ama bu sefer olamaz. Ve Macron’un hükümetinde bir iktidar boşluğu gösterdiği söylenebilir. Yani artık herkes 6 ay sonraki seçimlere odaklandı denebilir. ◊Macron’un son 10 yılda yaptığı, Fransa’nın en önemli sembollerinden biri, belki de en önemli sembolü olan sosyal devletin, dayanışma devletinin altının oyulmasıydı. Bu gerçekten de hemen hemen her sektörde, gençlerde, öğrencilerde, emeklilerde, işçilerde, işsizlerde endişeye yol açtı. 17 Ekim’de sokakta 800.000 ila 1.000.000 insan yürüdü. Büyük bir toplumsal öfke birikimi vardı. Haberin Devamı ◊Yürüyüşte bizim ‘en fin de cortège’ dediğimiz yani kortejin sonunda şiddet eylemleri oldu. Fakat şu anda bile gözaltına alınanların sayısı 1.000. 1 milyon kişi yürüyor, 1.000 kişi gözaltına alınıyor. Yani aslında küçük görünen bir şey ama görünmesinin -sözüm yanlış anlaşılmasın- bir faydası oldu. Bu şiddet görüntülerini görmeseydiniz belki de Fransa’daki olağan yürüyüşlerden bir tanesi daha olacaktı ve hiçbir zaman haber olmayacaktı. Bir taraftan şiddet gösterileri bütün bir halkın taleplerini geri plana itiyor olabilir. Ama diğer taraftan o şiddet gösterileri sayesinde tam aksine görünmez kılınacak bir şey görünür hale de gelebilir. Yani paradoksal bir durum var ortada. Haberin Devamı ◊16-17 yaşında çocuklar bunlar. Son derece bilinçliler ama. Kimi eğlenmek için kimi de tüketim toplumunda tüketemediği şeyi tüketmek için sokakta... Her şeyin rasyonel olması şart değil bu arada. Biz, yetişkin burjuvalar olarak bakmaya çalışıyoruz olaya. Evimiz var, kira ödüyoruz, vergi ödüyoruz, çocuğumuzu okula gönderiyoruz vesaire. Bu rasyonaliteye ulaşmış olmamız her şeyi o rasyonaliteyle çözeceğiz anlamına gelmiyor. Çeşitli ifade yöntemleri var. Bu ifade yöntemlerinden biri de evet, dükkânın camını kırıp, işte oradaki çift ayakkabıyı almak. Ama şu andaki, bütün dünyadaki huzursuzluğu, o dükkânın vitrinine indirgemek çok büyük bir hata olur. Haberin Devamı ◊Protestolardaki ‘Zenginleri Yiyeceğiz’ sloganı 1789’da, 1848 ve 1917’de de kullanıldı. ‘La taxe Zucman’ yani bir türlü geçirilemeyen milyarderlerin vergilendirilmesine ilişkin düzenleme için söylenen bir slogan. Çok komik bir slogan elbette. İkincisi daha da komik; ‘Bismillah, c’est les ténèbres’ (Bismillah, kıyamet günü geliyor). Biliyorsunuzdur, WhatsApp gruplarından herhalde polislerden biri ne olacağını anlayabilmek için genç dilini taklit etmeye çalışıyor. Gençler de bunu kendilerine slogan haline getiriyorlar. ‘ANAAKIM SAĞ-SOLDAN DEĞİL; FAŞİSTLERDEN VE KOMÜNİSTLERDEN BAHSEDİLİYOR’ Doç. Dr. Deniz Tansi, Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı ◊Fransa’da benim gördüğüm, ki Avrupa’daki süreç de bununla bağlantılı, birincisi göçmen konusu. Bu konuyu şöyle ele almak lazım; Fransa sömürgeci bir güç. Bu olaylarda göçmenler ön planda değil, yanlış anlaşılmasın ama bu sürece hem göçmenler hem de yerleşikler açısından bakıldığında ekonomik, sosyal problemler birbirini besliyor. Fransa özellikle eski sömürgeci bir güç olarak daha önceki klasik dönemde sömürdüğü ülkelerden, bunların cabasıyla kendi halkına bir sahte refah yaratıyordu. Ama artık bunu yapamıyor. ◊Jean Baudrillard’ın söylediği gibi adeta içe doğru bir infilak yaşanıyor. Bu durum Avrupa’da benim gördüğüm kadarıyla aşırı sağın daha konsolide olmasını beraberinde getirecek. Şimdi bakın, karşı gruplar çıkmaya başladı bile Fransa’da. “Dükkânlarnı yağmalanmasını engelleyeceğiz” ya da buna benzer birtakım gerekçelerle... Bir yandan da yaşananlar artık bildiğimiz bir tepkisel gösteri olmaktan çıktı. Yağmalamalar var. Bununla beraber, belki biraz çarpıcı bir başlık olabilir ama Fransa’da ‘Altıncı Cumhuriyet’in ben Marine Le Pen’le geleceğini görüyorum. Artık nereye savrulur bilemem ama bu çok önemli bir içe doğru infilak... ◊Ama bir yandan da baktığınızda Avrupa’daki diğer ülkelerde de benzer ekonomik, sosyal problemler var. Küresel anlamda işsizliğin artması ve bunun tepkiye dönüşmesi... Fransa’da çok ilginçtir, ki diğer ülkelerde de benzer, kim var? Le Pen. Karşısındaki Jean-Luc Mélenchon kendisine komünist diyor. Düşünebiliyor musunuz? Faşistler ve komünistlerden bahsediyoruz. Anaakım sağ ve soldan bahsetmiyoruz. Bu da çok ilginç bir tablo. Yani bildiğimiz kuralları zorlayan bir süreç gibi geliyor bana. ◊Çok pesimist bir tablo çizmek istemiyorum ama aydınlanmayla, demokrasiyle ve temsille ilgili çok ciddi bir tıkanıklık olduğunu görüyorum. Avrupa’yı saran olaylar ciddi anlamda yayılıyor ama bunun ortak bir doktrini var mı? Bence bunu sorgulamak lazım. Eğer bir doktrini yoksa bu ister istemez farklı nedenlerle aşırı sağ siyasetlere yarayacaktır diye düşünüyorum. Çünkü bu tepkisellik insanlarda sosyal düzenin korunması refleksini gündeme getirecektir. Aşırı sağ da bunu üstlenmeye aday olacaktır. AVRUPA’DAKİ TÜRKLER ANLATIYOR... FRANSA ‘İnsanlar gösterilere alışkın’ Marc Mahmut Değer (71), emekli gazeteci (Paris) 1975’te üniversite eğitimi için Paris’e geldim. Fransa’da 17 Ekim’de yaşanan şiddet olaylarını değerlendirirken elmalarla armutları karıştırmamak gerekir. Büyük protestolarda Black Bloc hareketi mutlaka olur. Üyeleri genellikle banka ve ünlü markaların vitrinlerini kırar ancak içeriden mal çalmaz. Bu kez varoşlardan gelen yoksul gençlerin eylemlere katılmasıyla yağma ve kundaklama olayları yaşandı. Güvenlik güçleri bunu öngöremedi. Fransa’da gençlik ilk kez sokağa dökülmüyor. 1968’de Paris çok daha radikal gösterilere tanık oldu. Bugünün farkı, protestoların liselerden, hatta bazı ortaokullardan başlaması. İklim değişikliği, yaklaşan başkanlık seçimleri ve aşırı sağın iktidara gelme ihtimali gibi kaygılar gençlerin geleceğe güvenini sarsıyor. Emir Erdoğan (28), dijital pazarlama uzmanı/içerik üreticisi (Paris) Protestolar şimdilik belirli yer ve saatlerde düzenleniyor. Bu bölgelerden geçmediğiniz sürece günlük hayatınız pek etkilenmiyor. Sokakta genel bir korku havası yok, insanlar gösterilere alışkın. Ancak protesto bölgelerindeki esnafın işi zor. Turistlerin de gergin olduğunu gözlemliyorum. Sarı Yelekliler 5 Kasım’da büyük bir protestoya hazırlanıyor. O tarihten sonra olayların nasıl gelişeceği daha netleşebilir. Baran Ağ (29), yüksek lisans öğrencisi (Bordo) İki ay önce geldiğim Fransa’da büyük bir protesto hareketine tanık oldum. İnsanlar temelde ekonomik nedenlerle sokakta. Polis şiddeti ve hükümetin taleplere karşı tutumu tepkileri artırıyor. Eylemlerde dikkatimi çeken bir başka şeyse “Bismillah, c’est les ténèbres!” sloganıydı. Polisin liseli gruplara sızmak için kullandığı iddia edilen bir mesajdan doğan bu ifade sloganlaştı. Avrupa ’daki ekonomik ve yapısal sorunlar çözülmedikçe yeni protestoların yaşanacağını düşünüyorum. Gizem Okumuş (32), yüksek lisans öğrencisi (Marsilya) Toplam 13 yıldır Fransa’da, son 1,5 yıldır Marsilya’da yaşıyorum. 17 Ekim’de şehrin büyük bölümünde hayat durmuştu. Sanırım Marsilya’da şimdiye kadar gördüğüm en kalabalık eylemdi. Yağmalamalar yaşandı. Özellikle şehir merkezindeki esnafta huzursuzluk olduğunu tahmin ediyorum. Kendi çevremdeyse bir şeyleri değiştirebileceğimize dair umut yeşerdiğini hissediyorum. İSPANYA ‘Çadır, evsizliğin sembolüne dönüştü’ Çiçekten Yeşilkaya (63), işkadını (Madrid) 15 yıldır Madrid’deyim. İspanya’daki protestolar, artan fiyatlar, buna karşın ücretlerin artmaması ve konut sorununun yarattığı birikimin sonucu. Madrid merkezinde gösteriler nedeniyle bazı metro istasyonları kapalı ancak günlük hayatın fazla etkilendiği söylenemez. Turistlerin yoğun olduğu bölgelerde ulaşımın aksaması, esnafın müşteri kaybetmesine neden olabilir. Erken seçime kadar gösteriler tırmanabilir. Berk Şenöz (33), şirket sahibi (Barselona) Barselona’da geçirdiğim dört yılın neredeyse ikisi ev aramakla geçti. Kiralar çok yüksek, ev sahipleri ve emlakçılar oldukça seçici. İnsanların yüzünde mutsuzluk okunuyor ama protestolarla birlikte bir umut da görüyorum. Katalonya Meydanı’nda düzenlenen çadırlı eylemlere katılan çok sayıda insan var. Çadır, evsizliğin sembolüne dönüştü. Market fiyatları da çok yükseldi ancak gelirler aynı oranda artmıyor. İTALYA ‘1,90 euro olan domates 3,98 euro’ya çıktı’ Fatma Zehra Bural, 49, turizmci ve yazar (Monza) 20 yıl önce İtalya’ya geldim. 17 Ekim’de Milano’daki Duomo Meydanı’nda düzenlenen protestolara tesadüfen tanık oldum. Öğrenciler şarkılarla, danslarla barışçıl bir gösteri yaparken yüzleri kapalı, siyah giyimli bir grubun aralarına katılmasıyla polis müdahalesi başladı. Güney İtalya’daysa çiftçiler ve nakliyeciler haftalardır protesto gösterileri düzenliyor. 1,90 euro olan domates 3,98 euro’ya çıktı. Hande Birol (18), öğrenci (Milano) İtalya’ya öğrenci olarak geleli henüz üç hafta oldu. Arkadaşlarımla Duomo çevresinde alışveriş yaptıktan sonra eve dönmek için tramvay bekliyorduk. Bir anda insanlar koşarak kaçışmaya başladı. 10-15 kişi dükkânlara girip torpil ve biber gazı atıyordu. Biz de bir apartmana sığındık. Daha yeni geldiğim bir ülkede böyle bir olayla karşılaşmak beni çok korkuttu. Ailem de çok tedirgin oldu. Bir süre okul dışında dışarı çıkmadık. Üniversitenin WhatsApp gruplarında protestocuların insanlara zarar vereceğine ilişkin mesajlar paylaşıldı. Hocalarımız bunların resmi bilgi olmadığını ama yine de tedbirli davranmamızı söylediler. ARNAVUTLUK ‘Eşim ve kızımla ben de gittim’ Ozan Demircanlı (46), serbest meslek (Tiran) Dokuz senedir Tiran’da yaşıyorum. Mayıs ayında Sazan Adası’nın Trump’ın damadı Jared Kushner’a satıldığı haberleriyle başladı olaylar. Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan bu alanda flamingoların yaşam alanları talan edildi. Ağır iş makinelerinin görüntüleri paylaşıldıktan sonra binlerce kişi protestolara katıldı. Eşim ve kızımla ben de katıldım. Protestolar birden halk hareketine dönüştü. Binlerce kişi Başbakanlık binası önünde toplanıp Başbakan Edi Rama’yı protesto ediyordu. Şu an öğrencilerin başlattığı eylemler flamingo protestolarından farklı görünse de temel neden hayat pahalılığı.