Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Girişimcilik hikayeleri çoğu zaman başarılarla anlatılsa da bazı projelerin arkasında hayal kırıklıkları, ekonomik krizler ve yeniden başlama cesareti bulunuyor. Muhammed Furkan Yılmaz 'ın hikayesi de tam olarak böyle bir yolculuğu anlatıyor. Üniversite yıllarında evlenebilmek için girişimci olmaya karar veren Furkan, eşi Sevin'le yalnızca 200 lira sermayeyle takı markası kurdu. Ardından hayvanlara özel bir sosyal medya platformu geliştirmeye girişti. Kod yazmayı bilmeyen iki girişimcinin başladığı bu projede, siteyi hareketli göstermek için 1.800 kedi ve köpek hesabı açıldı. Ancak bütün emeklerine rağmen girişim beklenen başarıya ulaşamadı. Üstelik projeyi ayakta tutmaya çalışırken biriken reklam gelirleri yalnızca 30 liraydı. 1.800 sahte hayvan hesabıyla başlayan macera Muhammed Furkan Furkan'ın girişimcilik yolculuğu, 2015 yılında üniversite ikinci sınıftayken başladı. Henüz mesleği ve düzenli bir geliri yokken eşi Sevin'le birlikte bir takı markası kurdu. İkili, kişi başı 100'er lira koyarak başladıkları işte internet üzerinden satış yapmayı ve kendi işlerini kurmayı denedi. Haberin Devamı Haberin Devamı ‘SİTE BOŞ GÖRÜNMESİN DİYE 1800 TANE HAYVAN FOTOĞRAFI BULDUK' 2017 yılının sonunda ise bu kez hayvanlara özel bir sosyal medya platformu fikri gündeme geldi. Eşi Sevin'in Instagram 'da hayvanları için hesap açan çok sayıda insanı görmesi üzerine ortaya çıkan fikir, kısa sürede Patileme projesine dönüştü. Furkan, 2017'de alan adını 12,99 liraya satın aldı. Birkaç ay sonra lise arkadaşı Ali Kemal Şerbet de projeye katıldı. İkili, bir akşam yemeğinin ardından Word programında ortaklık sözleşmesi hazırlayıp imzaladı. Böylece sekiz yıldır devam eden iş ortaklığının temelleri atıldı. Ancak iki girişimcinin önünde önemli bir sorun vardı: İkisi de kod yazmayı bilmiyordu. Hazır bir yazılım paketi satın alarak projeyi hayata geçirmeye karar veren ortaklar, alan adı, yazılım ve barındırma hizmetleri için toplamda yaklaşık 500 lira harcadı. İş planı hazırlamadan ve gelir modelini ayrıntılı biçimde hesaplamadan yola çıktılar. Platformun ilk günlerinde karşılarına çıkan en büyük sorun ise kullanıcı bulmaktı. Furkan, boş görünen bir sosyal medya platformuna kimsenin üye olmayacağını fark ettiklerini belirterek, o günleri şöyle anlattı: Haberin Devamı Haberin Devamı "Site boş görünmesin diye Kemal bir gün oturdu, 1.800 tane hayvan fotoğrafı buldu. Her karakter hep aynı hayvan görünsün diye fotoğrafları set set ayırdı. Sonra dördümüze 3-4'er karakter dağıttık. Kedi hesapları, köpek hesapları. Kemal bir hesaptan fotoğraf atıyor, başka bir hesaptan girip kendi fotoğrafına yorum yazıyordu. Biz görünce aynısını yapıyorduk." Haberin Devamı ‘MÜHENDİS OLMADAN 2.5 AYDA 17500 DOLARLIK YAZILIM İHRACATI YAPTIK’ Haberin Devamı Girişimcilerin kendi oluşturdukları bu sanal kalabalık, bir süre sonra gerçek kullanıcıların da ilgisini çekti. Platforma 20-30 kişi kayıt oldu, bunlardan 3-5'i aktif olarak kullanmaya başladı. Instagram hesapları da 1.000 takipçiyi aştı. Hatta kullanıcılar sahiplendirme ilanları göndermeye başladı. Bunun üzerine ücretsiz bir sahiplendirme platformu kuruldu. Uygulamanın tek gelir kaynağı reklamlardı. Ancak girişimciler, kendi reklamlarına tıklayarak gelir elde etmeye çalışınca hesap kapatıldı. Bir sabah bilgisayarını açıp kazançlarını kontrol etmek isteyen Furkan, hesaplarının politika ihlali nedeniyle kapatıldığı mesajıyla karşılaştı. O güne kadar biriken para yalnızca 30 liraydı. Furkan, bugün geriye dönüp baktığında hesabın neden kapatıldığını açıkça gördüğünü belirterek, "Hesap benim adıma kayıtlıydı ve bir daha hiç açılmadı. Neden kapatıldığı bugün çok açık: Kendi reklamlarımıza tıklıyorduk ve Google bunu hemen yakaladı. Bizi asıl etkileyen 30 lira değildi, tek gelir yolumuzun bir sabah, tek bir ekranla kapanmasıydı" dedi. Haberin Devamı Haberin Devamı Yazılım bilmeden girişimcilik yolculuğuna çıktıktan sonara yazılımı öğrenmek için adımlar attığını dile getiren Furkan , “Önce hazır temalarla web siteleri kurmaya başladım. Sonra açık kaynaklı bir e- ticaret altyapısı için kendi eklentimi yazdım. 2019'da web tasarım işlerinden ek gelir gibi bir kazancımız vardı. Her yeni müşteri bir öncekinden biraz daha zor bir iş istedi, ben de her seferinde biraz daha öğrendim. Kemal ise daha çok operasyon, yönetim ve iş geliştirme tarafında kendini geliştirdi. Tabii yıllar içinde o da kod yazdı. Bu bizim en doğru kararlarımızdan biri oldu, birbirimizi tamamladık. 2020'nin sonunda mühendis olmadan 2,5 ayda nasıl 17.500 dolarlık yazılım ihracatı yaptığımızı anlattık. Sonrasında ekibimize yazılımcılar katıldı, bir dönem 11 kişilik bir ekip olduk. Yapay zekayı da daha ChatGPT çıkmadan önce, beta erişimiyle kurcalıyorduk. Bugün teknik bilgi eksikliği eskisi kadar büyük bir engel değil, ama işi anlamak hâlâ çok önemli” şeklinde konuştu ve ekledi: Haberin Devamı “Bu yaşadıklarımızdan sonra öğrendiğimiz bazı şeyler var. Birincisi, gelir modeli en sona bırakılacak bir şey değil. Para kazanma yolunu baştan düşünmezsen, ilk aksilikte elinde hiçbir şey kalmıyor. Bizim tek gelir kapımız bir sabah kapandı ve proje de onunla birlikte bitti. İkincisi, kendi gücüne uygun iş seç. Çok sermaye isteyen bir işe sermayesiz girmek, maratona nefesini tutarak başlamak gibi. Üçüncüsü ve belki en önemlisi, doğru ortak, doğru fikirden daha kıymetli. Fikir batabiliyor, ama doğru insanla bir sonrakini birlikte kuruyorsunuz.” ‘GEÇEN SENEYİ 2 EV PARASI BORÇ KAPATARAK GEÇİRDİK’ "İlk proje başarısız olduktan sonra yeniden başlamak zorundaydık" diyen Furkan, "2019'da eşimle kurduğumuz takı markamız artık iş yapmıyordu, hayatımın ilk büyük ekonomik çöküşünü yaşıyordum. Kemal de o dönem yüksek lisans yapıyordu ve akademisyenliğe son adımda olmadı. Bir gün Kemal aradı, ‘Bir şey yapmamız lazım’ dedi. Ben de 'Web sitesi satalım' dedim. Ertesi günlerde Pendik'te yaklaşık 30 avukatın kapısını çaldık. Biri hâlâ daktiloyla dilekçe yazıyordu. Günün son kapısı, kardeşimin stajyer olduğu bürodaydı. İlk işimizi oradan aldık. Bir avukatlık web sitesi ve SEO işi. Bizi devam ettiren şey de buydu. Ailem vardı, büyük oğlum o zaman 1 yaşındaydı, geri dönecek bir yer yoktu. Bir de Kemal'in varlığı. Tek başına olsam belki o kapıları çalmazdım. Bir kişi bir kişidir ama iki kişi çok kalabalık olabiliyor” ifadelerine yer verdi. Haberin Devamı ‘Bugünkü girişimimizi kurarken ilkinin tam tersi bir mantıkla kurduk’ diyen Furkan, “İlkinde önce ürünü yapıp sonra para kazanmayı umduk. Son projemizde ilk günden birine bir hizmet satıp parasını aldık. Sermaye gerektirmeyen, bildiğimiz bir işle başladık, kapı kapı dolaştık. Ürün kurduğumuzda da aynı dersi uyguladık. 2022'de bir Hackathon'da Kemal'le 48 saatte Freelancer CRM adında bir ürün yazdık. Hiç reklam harcaması yapmadan 800'den fazla kullanıcıya ulaştı ve Amerika'da bir alıcıya sattık. Bu bizim ilk exitimiz oldu. Tabii hata yapmayı bırakmadık, sadece hataların ölçeği değişti. 2024'ün sonunda 11 kişilik ekipten ikimize düştük. 2025'i günde 12-16 saat çalışarak, iki ev parası borç kapatarak geçirdik. Oradan da yeni bir ders çıkardık. Gelirimiz büyümeden ekibi büyütmemek” dedi ve ekledi: “Bugün bizim için en heyecanlı proje DigiSapiens. Hikayesi de o zor döneme denk geliyor. Fikir basitti. Şirketlere yapay zeka çalışma arkadaşları vermek. Proje yöneten, kod yazan, satışa destek olan dijital çalışanlar. Her birinin bir adı var, ekibin bir parçası gibi çalışıyorlar ve dışarıya dönük bir adım atmadan önce mutlaka bir insanın onayını alıyorlar. Ama tam o günlerde şirket en büyük krizine girdi ve rafa kaldırmak zorunda kaldık. 2025 boyunca borç kapatırken ona ancak geceleri dokunabildik. Ama bu sefer bırakmadık, sadece doğru zamanı bekledik. Şimdi ilk 100 kullanıcısını reklama para yakarak değil, kontrollü bir şekilde bekleme listesinden alıyoruz. İçindeki dijital yazılımcının adı Erkin. Bunu bilerek yaptık. Erkin, daha önceki projelerimizden birinin ilk çalışanıydı ve aynı zamanda son çalışanı oldu. 2024 sonunda maaş ödeyemez hale gelince ayrılmak zorunda kaldık. Ayrılmadan önce ona müşterilerimizden birinde iş bulduk. Bugün hâlâ çok yakın arkadaşız. Dijital Erkin, o dönemin bize hatırlattığı şey: bir daha büyürken insanları riske atmamak.” ‘MARKETE DAHİ GİDEMEDİĞİMİZ DÖNEMLER YAŞADIK’ 11 yılda üç dört kez batıp çıktıklarını dile getiren Furkan, “Markete dahi gidemediğimiz, her şeyin sıfırlanıp eksiye düştüğü dönemler yaşadık. O dönemlerde ‘bir daha başarabilir miyim’ sorusunu ben de sordum. Ama yalnız değildim. Eşim her seferinde yanımdaydı ve maddi konularda bir kez bile beni suçlamadı. Kemal de hep yanımdaydı. Bence insanın kendine olan güveni tek başına ayakta durmuyor, yanındaki insanların ona duyduğu güvenle ayakta duruyor. Bugün geriye baktığımda şunu görüyorum. Her batış bir sonrakini kurmak için gereken bilgiyi verdi. Batmak beni bitirmedi, sadece her defasında daha tecrübeli olmamı sağladı” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Teknik bilgi ve sermaye bugün başlamamak için en zayıf bahaneler. Ben sosyoloji mezunuyum, ilk şirketimizi 100'er lirayla kurduk. İlk hizmet satışımı internette 150 liraya bir web sitesi yaparak yaptım. Önce sermaye istemeyen bir yerden başlayın. Bildiğiniz bir şeyi, bir hizmeti satın. Biz kapı kapı dolaşıp avukatlara web sitesi sattık. Para kazanmayı öğrendikten sonra büyük hayali kurun. Teknik bilgi eksikliği ise artık yapay zekayla eskisinden çok daha az engel. Bir fikrin ilk denemesini bugün tek başınıza, birkaç günde çıkarabilirsiniz. Ama yapay zeka sizin yerinize müşteriyle konuşmuyor, kapı çalmıyor. O kısım hâlâ sizde. Son olarak, kendinizi biraz zorunda bırakın ve yanınıza güvendiğiniz bir ortak alın. Batacaksınız, büyük ihtimalle birden fazla kez. Önemli olan kiminle battığınız ve batınca birlikte yeniden kalkıp kalkamadığınız.”
100’er liraya şirket kurup defalarca battılar! ‘Markete dahi gidemediğimiz dönemler oldu’
Sosyoloji mezunu Muhammed Furkan Yılmaz, eşiyle 200'er lira sermayeyle başladığı girişimcilik yolculuğunda şirketler kurdu, sattı ve iflaslar yaşadı. Hayvanlara özel sosyal medya platformu 30 liralık reklam geliri birikmişken kapatılan hesap, onun için önemli bir ders oldu. ‘11 yılda üç dört kez batıp çıktık. Markete dahi gidemediğimiz, her şeyin sıfırlanıp eksiye düştüğü dönemler yaşadık’ diyen Furkan ile bu süreçte yaşadıklarını konuştuk.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…