Haberin Devamı Hatırlıyor musunuz? Her yeni yıl akşamı nasıl da merakla beklerdik. Dünyanın en güzel kadınları , sırtlarında kocaman kanatlarla podyuma çıkardı. Heidi Klum, Adriana Lima, Gisele Bündchen, Alessandra Ambrosio ... Defileden çok, görsel bir şölen. Hele bir de Fantasy Bra vardı! Milyonlarca dolarlık taşlarla süslenmiş, markanın en özel sutyeni . Yıllarca podyumda yürümüş, moda dünyasının zirvesine çıkmış mankenlere nasip olurdu. Ama devir değişti! Tabii Victoria’s Secret da... Bu yılki 50 milyon dolarlık tasarım sutyeni Kylie Jenner giydi. Kardashian ailesinin en küçüğü. Peki neden? Tahmin etmek güç değil! Kylie’nin Instagram’da yaklaşık 380 milyon takipçisi var. Yanlış okumadınız. 380 milyon! Tek bir paylaşımı 50 milyondan fazla görüntüleniyor. Yani bir zamanlar milyonlarca insanı televizyon başına toplayan marka, şimdi sosyal medyanın yıldızları ile izleyici arıyor. Haberin Devamı İşte değişen dünyanın özeti! Eskiden televizyonlar yıldız yaratırdı. Şimdi yıldızlar televizyonlara izleyici taşıyor. Çünkü artık herkesin cebinde bir ekran, parmağının ucunda koca bir dünya var. Reklamcılığın da tanıtımın da kuralları yeniden yazılıyor. Victoria’s Secret’ın yaptığı tam olarak bu. Elbette Kylie Jenner ’ın başarısını küçümsemiyorum. Kendi markasını yaratmış, sosyal medyayı müthiş iyi kullanan bir işinsanı. Ama ortada başka bir gerçek var. Artık yalnızca ne kadar iyi olduğunuz değil, kaç kişiye ulaşabildiğiniz de değerinizin ölçüsü. Ve bu sadece moda dünyasında yaşanmıyor. Müzikte, sinemada, televizyonda ve bir çok meslekte hatta bizim mesleğimiz gazetecilikte bile... Takipçi sayıları, izlenmeler, beğeniler giderek daha fazla belirleyici oluyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Artık önemli olan bir işi ne kadar iyi yaptığınız mı, yoksa yaptığınız işi kaç milyon kişinin izlediği mi? Galiba çağımızın en büyük değişimi bu. Eskiden şöhret, başarının ödülüydü. Şimdi şöhretin kendisi başlı başına bir sermaye. Kylie Jenner Haberin Devamı MUSK BU KEZ KENDİ SİLAHIYLA VURULDU DÜŞÜNSENİZE... Hayattasınız. Bir yönetmen çıkıp hayatınızın belgeselini çekmek istiyor. Siz de “Hayır, istemiyorum” diyorsunuz. Ama pes etmiyor! Eski konuşmalarınızı, röportajlarınızı topluyor. Yapay zekâ ile dijital bir kopyanızı yaratıyor. Ve karşınızda dört saatlik bir belgesel! Üstelik konuşan da sizsiniz! İnanılır gibi değil ama Elon Musk’ın başına gelen tam da bu. Oscar ödüllü yönetmen Alex Gibney, dünyanın en zengin insanı Musk ’ın hayatını anlatan bir belgesel çekti. Ama içinde “Musk” yok! Var ama gerçeği değil, dijital bir kopyası! Deri ceketli, oyun koltuğunda oturan, kameraya bakarak konuşan bir Musk ! Hakkını teslim edelim, söylemediği sözleri söyletmemişler. Ses gerçek, sözler gerçek. Yapay zekâ sadece görüntüyü konuşturmuş. Haberin Devamı Musk küplere binmiş. Peki haklı mı? Bir yanıyla evet. Kimse dijital kopyasının nasıl kullanılacağını başkalarının insafına bırakmak istemez. Öte yandan bir insanın, hele ki dünyayı etkileyen birinin hayatını anlatmak için ondan izin almak şart değil. Bağımsız gazeteciliğin özü biraz da budur. Ama işin içine yapay zekâ ile o kişinin dijital kopyasını yaratmak girince sınırlar bulanıklaşıyor. Gerçi hikâyenin en ironik tarafı da yine bu! Yapay zekânın gelişimine milyarlar yatıran, geleceği bu teknolojiyle şekillendirmek isteyen Musk, şimdi kendi dijital kopyasıyla karşı karşıya! “Kendi silahıyla vurulmak” dedikleri bu olsa gerek! Yalnız beni korkutan şey şu: Yarın aynı şey herhangi birimizin başına da gelebilir pekâlâ. Haberin Devamı Bugün eski sözlerimizi birleştiriyorlar. Yarın hiç söylemediğimiz cümleleri de ağzımıza yerleştirebilirler. Teknoloji ilerliyor, şüphesiz. Korkarım artık en büyük marifet gerçek olanı koruyabilmek. Elon Musk ÖNCE KAFAMIZI GÜNCELLEYELİM TANIŞMANIZI istedim. Sağdaki Johan . Soldaki Johanna . Johanna’nın çocuğu yok. Hiç de olmayacak. Dolayısıyla doğum izni ya da çocuğu ile alakalı bir izin alması gerekmeyecek. Bekar . Evde yemek bekleyeni de yok hastası da... Hani kadınların çalışma hayatındaki eşitsizliğini konuşurken önüne konulan gerekçeler var ya... Hiçbiri Johanna için geçerli değil. Çünkü Johanna bir yapay zekâ asistanı. Hazır Musk’ın başına gelenlerden bahsetmişken, Zürih Üniversitesi ’nin ilginç araştırmasından da söz etmek istedim. Haberin Devamı Araştırmacılar, 189 kişiyi -sanal bir ofiste- yapay zekâ asistanlarıyla çalıştırmış . Sonra gerçek para verip, kendileri ve yardımcıları arasında paylaştırmalarını istemişler. Johan ve Johanna aynı teknolojiye sahip. Yetenekleri aynı. Yaptıkları iş aynı. Ödüle gelince... Johanna ’ya Johan ’a verilenden yüzde 10 daha az para ödenmiş. Gerçek bir maaştan söz etmiyoruz elbette. Bu, bir deneyde dağıtılan parasal ödül. Fakat ortaya koyduğu gerçek açık: Yapay zekâ olsan da ayrımcılıktan kurtuluşun yok! Johanna’nın hakkını arayacak bir sesi yok. Onun yerine biz soralım: Geleceğe bile aynı kültürel kalıpları taşıyacaksak kadınlar eşitlik için daha kaç çağ bekleyecek?
Artık bacak boyuna değil takipçi sayısına bakılıyor
Haberin DevamıHatırlıyor musunuz?Her yeni yıl akşamı nasıl da merakla beklerdik.Dünyanın en güzel kadınları, sırtlarında kocaman kanatlarla podyuma çıkardı.Heidi Klum, Adriana Lima, Gisele Bündchen,...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…