Yapay zekâ hisselerinde satışlar hızlanırken Nasdaq 100 zirvesinden %7,3 geriledi. ABD 10 yıllık tahvil faizi %5'in altına inerken yatırımcılar tahvil ETF'lerine 58 milyar dolar aktardı. Wall Street'te yapay zekâ yatırımlarına ilişkin endişeler yeniden yükselirken, teknoloji hisselerinden güvenli liman olarak görülen ABD devlet tahvillerine yöneliş hızlandı. Nasdaq 100 endeksi geçen yılın nisan ayından bu yana en kötü iki haftalık performansını sergilerken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi bir ay sonra ilk kez %5'in altına geriledi. Piyasalardaki bu değişim, yapay zekâ yatırımlarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkilerine ilişkin beklentilerin yeniden sorgulandığını gösteriyor. Wall Street'in yapay zekâ iyimserliği sınanıyor Blackstone Başkanı Jon Gray, yapay zekâ sektöründe bir balon bulunmadığını savunuyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de sektördeki yatırım patlamasının sistemik bir sorun yaratmadığı görüşünde. Ancak Wall Street'in önde gelen isimlerinden gelen iyimser açıklamalar, yatırımcıların endişelerini gidermeye yetmiyor. Bloomberg'in haberine göre yapay zekâ bağlantılı şirketlerin hisselerinde yeni bir satış dalgası yaşanırken, kredi risk göstergeleri ve piyasa oynaklığı yükseliyor. Nasdaq 100 endeksi, geçen yılın nisan ayından bu yana en sert iki haftalık düşüşünü kaydetti. Yapay zekâ şirketlerinden oluşan bir hisse sepeti %4,9 değer kaybederken, yatırımcıların ABD Hazine tahvillerine yönelmesiyle 10 yıllık tahvil faizi bir ay sonra ilk kez %5'in altına indi. Bu hareket, yaz aylarında zayıflayan güvenli liman talebinin yeniden güçlendiğine işaret ediyor. Yapay zekâ hisseleri düşerken tahviller yükseliyor Son dönemde Wall Street'in en yaygın yatırım stratejilerinden biri, büyük teknoloji şirketlerinin hisselerini satın almak ve yapay zekâ yatırımlarının enflasyonu artıracağı beklentisiyle tahvil piyasasında savunmacı pozisyonlardan uzak durmaktı. Yapay zekâ altyapısına yapılan devasa harcamaların ekonomik büyümeyi destekleyeceği, ancak aynı zamanda sermaye talebini ve faizleri yüksek tutacağı düşünülüyordu. Şimdi bu yaklaşım sorgulanıyor. Teknoloji hisselerindeki satışlarla birlikte ABD devlet tahvillerinin değer kazanması, yatırımcıların yeniden büyüme risklerine odaklanmaya başladığını gösteriyor. Neuberger Berman'ın çoklu varlık yatırımlarından sorumlu eş yatırım direktörü Jeffrey Blazek, yaşanan değişimi piyasalarda beklenmedik bir dönüş olarak değerlendiriyor. Yaklaşık 630 milyar dolarlık varlığı yöneten şirketin yatırım komitesi, yapay zekâ hisselerinde aşırı ısınma ve yükselen faizlere ilişkin endişeler nedeniyle yaklaşık bir ay önce hisse senedi riskini azaltmaya başladı. Blazek'e göre tahvillere yönelik güçlü güvenli liman talebi, yapay zekâ işlemlerinin tersine dönmeye başladığını gösteriyor. Nasdaq 100 zirvesinden %7,3 geriledi Son haftadaki piyasa performansı, yatırımcıların risk iştahındaki değişimi ortaya koyuyor. S&P 500: Haftalık %0,5 düşüş. Nasdaq 100: Haftalık %0,8 düşüş. Nasdaq 100'ün zirveden kaybı: Ay başında ulaşılan rekor seviyeye göre %7,3. Yapay zekâ hisseleri sepeti: %4,9 düşüş. ABD 10 yıllık tahvil faizi: Bir ay sonra ilk kez %5'in altında. Uzun vadeli ABD devlet tahvillerini takip eden en büyük borsa yatırım fonu ise üst üste üçüncü haftayı yükselişle tamamladı. Fonun, geçen yılın şubat ayından bu yana en güçlü aylık performansına ulaşma yolunda olduğu belirtiliyor. Baird Strategas verileri de yatırımcıların hisse senetleri yerine tahvillere yöneldiğini gösteriyor. Hisse senedi ve sabit getirili fonlara yönelik talep arasındaki fark, tarihsel dağılımın en düşük %10'luk dilimine gerilemiş durumda. Asıl endişe: Yapay zekâ yatırımları kendini ne zaman amorti edecek? Yatırımcıların kaygılarının merkezinde, teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına ayırdığı olağanüstü büyüklükteki kaynaklar bulunuyor. Şirketler veri merkezleri, işlemciler, enerji altyapısı ve hesaplama kapasitesi için yüz milyarlarca dolarlık harcama taahhütlerine giriyor. Ancak bu yatırımların ne kadar sürede gelir ve kâra dönüşeceği henüz net değil. Piyasalarda giderek daha fazla sorulan soru şu: Yapay zekâ teknolojisi, yapılan devasa yatırımları haklı çıkaracak ekonomik getiriyi yeterince hızlı sağlayabilecek mi? Wall Street Journal'ın haberine göre önde gelen yapay zekâ geliştiricilerinden Anthropic, önümüzdeki yıllarda ek hesaplama kapasitesi için 750 milyar dolara ulaşabilecek harcamalar yapabilir. Bu büyüklükteki yatırım planları, sektörün finansman ihtiyacına ilişkin endişeleri artırıyor. Meta'nın 825 milyar dolarlık taahhüdü piyasaları ürküttü Yapay zekâ yatırımlarına ilişkin tartışmanın merkezindeki şirketlerden biri de Meta Platforms. Mark Zuckerberg'in yönettiği şirket, gelecekteki hesaplama kapasitesi ile yapay zekâ altyapısına yönelik kiralama ve sözleşmelerinin toplamının yaklaşık 825 milyar dolara ulaşacağını açıkladı. Bu rakam, şirketin gelecekteki finansal yükümlülüklerinin büyüklüğüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Meta hisseleri hafta boyunca %9'dan fazla değer kaybederek mayıs ayından bu yana en sert haftalık düşüşünü yaşadı. Şirketin kredi riskini ölçen göstergelerden biri de açıklamanın ardından rekor seviyeye yükseldi. Benzer biçimde büyük bulut hizmeti sağlayıcılarının ve yarı iletken üreticilerinin borçlarını temerrüde karşı sigortalamanın maliyeti arttı. Bu gelişme, yapay zekâ sektörüne ilişkin kaygıların yalnızca hisse senedi piyasasıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Kredi piyasalarında da alarm sinyalleri Teknoloji hisselerindeki satışlarla eş zamanlı olarak şirket tahvillerinin risk primleri de küresel ölçekte yükseliyor. ABD yatırım yapılabilir kredi piyasasındaki risk algısını izleyen CDX Investment Grade Endeksi, cuma günü 1,5 baz puana kadar yükselerek 64,4 seviyesine ulaştı. Bu, mart ayından bu yana görülen en yüksek gün içi seviye oldu. Endeksteki yükseliş, yatırımcıların şirketlerin kredi risklerine ilişkin daha yüksek koruma maliyeti talep ettiğini gösteriyor. Yapay zekâ şirketlerinin yatırım harcamalarını giderek daha fazla borçlanmayla finanse etmesi, hisse senedi piyasasındaki düzeltmenin kredi piyasasına yansıyabileceği endişelerini güçlendiriyor. Tahvil piyasasında önemli bir rejim değişikliği mi yaşanıyor? Bloomberg'in aktardığı verilere göre yapay zekâ hisselerinden oluşan bir sepet ile ABD 10 yıllık tahvil faizleri dokuz hafta üst üste aynı yönde hareket etti. Bu, OpenAI'ın ChatGPT uygulamasının piyasaya sürülmesinden bu yana görülen en uzun eş zamanlı hareket dönemi. Bu ilişki, yatırımcıların yapay zekâyı artık yalnızca teknoloji şirketlerinin kârlarını artıracak bir gelişme olarak değil, genel ekonomik büyüme ve finansman koşullarını etkileyen bir unsur olarak değerlendirdiğine işaret ediyor. Temmuz ayında yapay zekâ hisseleriyle birlikte ABD tahvilleri de değer kaybetmişti. Son satış dalgasında ise farklı bir tablo ortaya çıktı. Teknoloji hisseleri gerilerken ABD tahvilleri yükseliyor. Tahvil faizlerinin düşmesi, yatırımcıların büyüme ve risk iştahına ilişkin beklentilerinde değişim yaşandığını düşündürüyor. NewEdge Wealth Yatırım Direktörü Cameron Dawson, daha önce piyasalara liderlik eden hisselerin zayıflaması ve kredi piyasalarında stres sinyallerinin ortaya çıkmasının, yatırımcıları tahvillerin görece güvenliğine yönelttiğini belirtiyor. JPMorgan: Satışların nedeni yalnızca temel göstergeler olmayabilir JPMorgan stratejistleri ise yapay zekâ hisselerindeki sert düşüşü farklı bir açıdan değerlendiriyor. Nikolaos Panigirtzoglou'nun da aralarında bulunduğu stratejistlere göre satışların önemli bir bölümü, yatırımcıların risk yönetimi modellerinden kaynaklanan zorunlu pozisyon azaltımlarıyla açıklanabilir. Finans piyasalarında bu mekanizma Value at Risk (VaR), yani riske maruz değer modelleri üzerinden işliyor. Bu modeller, belirli bir güven düzeyinde portföyün karşılaşabileceği potansiyel kaybı ölçmek için kullanılıyor. Piyasa oynaklığı yükseldiğinde, bazı yatırım fonları risk limitlerini aşmamak amacıyla pozisyonlarını azaltmak zorunda kalabiliyor. Bu durum, fiyat düşüşlerinin yeni satışları tetiklediği bir döngü yaratabiliyor. JPMorgan'a göre son aylardaki görece sakin piyasa ortamında büyük pozisyonlar oluşturan yatırımcılar, oynaklığın yükselmesiyle birlikte bu işlemleri çözmeye başladı. Banka, yarı iletken şirketlerinin küresel hisse senedi piyasalarındaki toplam risk sermayesinin yaklaşık beşte birini tükettiğini tahmin ediyor. Bu yoğunlaşma, teknoloji hisselerindeki oynaklığın piyasa geneline yayılma potansiyelini artırıyor. Yarı iletken hisselerindeki aşırı pozisyonlar büyük ölçüde çözüldü mü? JPMorgan stratejistleri, VaR kaynaklı satışların mutlaka şirketlerin temel göstergelerindeki bir bozulmadan kaynaklanması gerekmediğini vurguluyor. Bazen satış dalgasının temel nedeni, yatırımcıların daha önce oluşturduğu büyük pozisyonları azaltmak zorunda kalması olabiliyor. Banka, yarı iletken hisselerinde son dönemde yaşanan düşüşlerin ardından daha önce biriken yüksek uzun pozisyonların büyük ölçüde çözülmüş olabileceğini değerlendiriyor. Bu yorum, satış baskısının bir bölümünün şirketlerin uzun vadeli kâr potansiyelinden ziyade piyasa pozisyonlanmasıyla ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Ancak bu durum, yapay zekâ yatırımlarının finansal getirilerine ilişkin temel soruları ortadan kaldırmıyor. Bessent ve Blackstone: Sistemik kriz beklenmiyor Tahvil ve kredi piyasalarındaki uyarı işaretlerine rağmen Wall Street'in bazı önde gelen isimleri yapay zekâ sektöründeki gelişmelerin daha geniş çaplı bir finansal krize dönüşeceği görüşüne katılmıyor. Financial Times'ın aktardığına göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, kapalı bir yatırımcı konferansında yapay zekâ yatırımlarında sistemik bir sorun görmediğini söyledi. Blackstone Başkanı Jon Gray de yapay zekâ sektörünün bir balona doğru ilerlediği yönündeki endişelere karşı çıktı. Bu değerlendirmeler, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeline duyulan güvenin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Bununla birlikte yatırımcılar, teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemelerini ve devasa sermaye harcamalarını daha yakından sorgulamaya başladı. Tahvil fonlarına bir ayda 58 milyar dolar aktı Yatırımcıların daha savunmacı bir pozisyona geçişi, ABD borsa yatırım fonlarına yönelik para akımlarında da görülüyor. Bloomberg Intelligence verilerine göre yatırımcılar bu ay tahvil ETF'lerine yaklaşık 58 milyar dolar aktardı. Bu tutar, toplam ETF para girişlerinin yaklaşık %38'ine karşılık geliyor. Sabit getirili fonların toplam para girişlerinden aldığı pay üst üste ikinci ayda da %35'in üzerinde gerçekleşti. Bu tür iki aylık bir seri en son geçen yılın başlarında görülmüştü. Bloomberg Intelligence analisti Athanasios Psarofagis, tahvil fonlarına yönelik güçlü talebin iki temel nedeni olabileceğini belirtiyor. İlk neden, yatırımcıların artan piyasa riskleri karşısında daha savunmacı bir varlık dağılımına yönelmesi. İkinci neden ise tahvil faizlerinin hâlâ cazip seviyelerde bulunması. Yatırımcılar, ilerleyen dönemde faizlerin düşebileceği beklentisiyle mevcut yüksek getirileri sabitlemeye çalışıyor olabilir. Yapay zekâ işlemlerinde yeni dönem: Büyüme beklentilerinden finansman risklerine Yapay zekâ yatırımları uzun süredir ABD hisse senedi piyasasının en önemli yükseliş temalarından biri oldu. Büyük teknoloji şirketlerinin güçlü bilançoları, artan veri merkezi harcamaları ve yapay zekânın verimliliği artıracağı beklentisi, sektöre yönelik yatırımcı ilgisini destekledi. Ancak son gelişmeler, piyasanın odağının değişmeye başladığını gösteriyor. Yatırımcılar artık yalnızca yapay zekâ teknolojisinin ne kadar hızlı büyüyeceğini değil, bu büyümenin nasıl finanse edileceğini de sorguluyor. Özellikle üç konu öne çıkıyor: Yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımların geri dönüş süresi. Şirketlerin artan borçlanma ve uzun vadeli finansal yükümlülükleri. Teknoloji hisselerinde yoğunlaşan yatırımcı pozisyonlarının piyasa oynaklığına etkisi. Bu gelişmelerin sonucunda ABD devlet tahvilleri yeniden güvenli liman işlevi görmeye başladı. Sonuç: Yapay zekâdan kaçış mı, piyasalarda riskin yeniden fiyatlanması mı? Yapay zekâ hisselerindeki son satış dalgası, teknoloji sektörünün uzun vadeli büyüme beklentilerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. JPMorgan'ın değerlendirmeleri, düşüşün bir bölümünün zorunlu pozisyon azaltımlarından kaynaklanabileceğini gösteriyor. Öte yandan Meta ve Anthropic gibi şirketlerin yüz milyarlarca dolarlık yatırım planları, sermaye harcamalarının sürdürülebilirliğine ilişkin soruları gündemde tutuyor. Piyasalar açısından en dikkat çekici gelişme ise hisse senetleri ile tahviller arasındaki ilişkinin değişmesi. Yaz aylarında teknoloji hisseleriyle birlikte değer kaybeden ABD tahvilleri, bu kez yapay zekâ hisselerindeki düşüş sırasında yükseliyor. Bu değişim, yatırımcıların enflasyon ve yüksek faiz risklerinden ziyade ekonomik büyümenin yavaşlaması ve finansal koşulların sıkılaşması ihtimaline daha fazla ağırlık vermeye başladığına işaret ediyor. Yapay zekâ yatırımlarının geleceği kadar, bu yatırımların finansman maliyetleri ve küresel sermaye piyasaları üzerindeki etkileri de önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları arasında yer alacak. Kaynak: Bloomberg Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz? Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Yapay Zekâ Hisselerinde Satış Dalgası: Yatırımcılar Yeniden ABD Tahvillerine Sığınıyor
Yapay zekâ hisselerinde satışlar hızlanırken Nasdaq 100 zirvesinden %7,3 geriledi. ABD 10 yıllık tahvil faizi %5'in altına inerken yatırımcılar tahvil ETF'lerine 58 milyar dolar aktardı.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…