Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin 20 Ekim’de Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onaylaması konusuna değindi. REKLAM REKLAM Bakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen R4+E3 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından gerçekleştirilen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Mısır ve Libya'nın endişe ettiği konular üzerine görüşmeler yapılabileceğini de belirterek, "Türkiye olarak yapıcı bir yerde duruyoruz," ifadelerini kullandı. Anlaşma, 27 Kasım 2019'da Türkiye ile Libya'da o dönem Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanmıştı. Halife Hafter'in kontrolündeki Libya Temsilciler Meclisi'nin de anlaşmayı onaylaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri açısından önemli bir siyasi gelişme olarak değerlendiriliyor. İran’a yönelik olası bir askerî müdahalenin bölgedeki savaş ve çatışmaları daha da yaygınlaştıracağına da dikkat çeken Fidan, “İran’a yapılacak askerî müdahale hiçbir şekilde çözüm değil,” dedi. Fidan ayrıca İran’a yönelik yeni bir saldırının bölgesel istikrarı daha da bozacağı konusunda ortak görüş bulunduğunu belirtti. Bakan Fidan, “İran’a yapılacak yeni bir saldırının bölgedeki savaşı ve çatışmayı yaygınlaştıracağı konusunda hemfikiriz. İran’a yapılacak askerî müdahale hiçbir şekilde çözüm değil. Bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor,” ifadelerini kullandı. Fransa, İngiltere ve Almanya'dan oluşan E3 formatı, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce oluşturuldu. Bu yıl kurulan R4 formatı ise Mısır’ın yanı sıra Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı bir araya getiriyor. Söz konusu ülkeler, ağustos ayında karşılıklı savunma anlaşması imzalamıştı. Karadeniz ve Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Fidan, savaşın sona ermesinin önemine işaret ederek, çatışmaların devam etmesi durumunda enerji ve tahıl sevkiyatının savaşın etkilerinden muaf tutulması gerektiğini vurguladı. Fidan, “Ya savaş dursun; durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda taraflarca bir istisna getirilsin,” dedi. İstanbul'da kritik zirve Avrupa ve Orta Doğu'dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, cuma günü İstanbul'da daha önce benzeri görülmemiş bir formatta bir araya gelerek Orta Doğu genelinde diplomasi ve barışçıl çözümlerin öncelik kazanması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çağrısında bulundu. İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın dışişleri bakanları; Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır'daki mevkidaşlarıyla bir araya gelerek İran savaşı nedeniyle kapanan ve küresel ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı, Yemen'deki durumu ve Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmenin yollarını ele aldı. İstanbul Boğazı'na bakan bir otelde düzenlenen görüşmeler öncesinde Avrupalı diplomatlar ile bölge ülkelerinden temsilciler ayrı toplantılar gerçekleştirdi. Görüşmelerin merkezinde, küresel ticareti sekteye uğratan ve enerji fiyatlarını yükselten Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki durum ile İran'ın müttefiki Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları yer aldı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, İran ile ABD arasında yeni bir gerilimin tırmanmasının "kazananı olmayacağını ve hidrokarbon fiyatları üzerinde kuşkusuz çok ciddi sonuçlar doğuracağını" söyledi. Barrot, gazetecilere yaptığı açıklamada, sekiz ülkenin oluşturduğu bu grubun ilk olarak taraflara azami itidal çağrısında bulunacağını belirterek, "Bölgede yeni bir gerilimin tırmanmasını göze alamayız," dedi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise bölgedeki sorunun "yalnızca askeri açıdan" çözülemeyeceğini vurguladı. Tajani, "Ekonomilerimiz için hayati önem taşıyan Hürmüz'ü yeniden açmak istiyorsak diyaloğu teşvik etmeli ve İran'a bu tutumun devam edemeyeceğini anlatmalıyız," diye konuştu. Mısır'dan Suudi Arabistan'a destek Toplantıya ev sahipliği yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin bölgesel rolünü güçlendirmeye yönelik adımlar attığı bir dönemde görüşmelere başkanlık etti. Bu adımlar arasında ağustos ayında Pakistan ve Suudi Arabistan ile başlatılan Mekke Savunma İttifakı da bulunuyor. Türkiye, belirli bir ülkeyi hedef almadığını açıkladığı ittifakın Mısır dahil başka ülkelere de açık olduğunu belirtiyor. Ancak Kahire henüz ittifaka katılıp katılmayacağına karar vermiş değil. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan topraklarını savunacaklarını" ancak Yemen'e yönelik herhangi bir saldırıya katılmayacaklarını söyledi. İran destekli Husiler, Yemen'de Suudi Arabistan'ın desteklediği hükümet güçleriyle çatışıyor ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar düzenliyor. Husilerin artan saldırıları, Suudi Arabistan'ın ana havalimanını kapatmasına ve önemli bir yatırım konferansını ertelemesine neden oldu. Denizdeki abluka da dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı olan ülkenin petrol sevkiyatını tehdit ediyor. Riyad, bu gelişmelerin ardından müttefiklerinden destek aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, çarşamba günü gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret sırasında Fransız kuvvetlerinin Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu petrol terminalinin korunmasına destek vereceğini açıkladı. İngiltere de bir gün önce, Husilerin artan saldırı tehdidine karşı Suudi Arabistan'ın savunmasına yardımcı olmak üzere savaş uçakları konuşlandıracağını duyurdu. 'Diplomasi tek yol' Ankara, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye'yi, Körfez'in önde gelen gücü Suudi Arabistan'ı ve Müslüman dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke olan Pakistan'ı bir araya getiren Mekke ittifakına da somut bir içerik kazandırmayı hedefliyor. Toplantının sonunda Fidan, görüşmeleri olumlu değerlendirdi. Fidan, basın toplantısında, "Platformumuzun en önemli özelliği gayriresmi ve esnek olması; fikirlerimizin özgürce ifade edilmesine, bu fikirler etrafında politikalar geliştirilmesine ve gerektiğinde somut eylem adımlarının belirlenmesine imkan tanıması," dedi. Barrot ise, sekiz ülkenin "son derece yapıcı görüşmelerin ardından düzenli aralıklarla bir araya gelerek çalışmaları sürdürme" kararı aldığını söyledi. Fidan, toplantıya katılan tüm ülkelerin hem Körfez'de hem de Ukrayna'da savaşın daha fazla yayılmasını istemediğini belirtti. Fidan, "Tüm ülkeler diplomasi ve diyaloğun ileriye dönük tek yol olduğuna inanıyor," dedi. Fidan, "Diplomasi için de savaş için de geniş bir alan var. Bu, özellikle ilgili aktörlerin, bölge ülkelerinin ve bazı küresel aktörlerin alacağı tutuma bağlı," ifadelerini kullandı.