Dijitalleşme nin hız kazandığı 2025-2026 döneminde telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak ekran başında geçirilen sürenin artması, insanların hareket alışkanlıklarını da değiştiriyor. Günlük yaşamın giderek sanal ortama taşınması, fiziksel aktivitenin azalması ve yüz yüze iletişimin zayıflaması gibi sorunları beraberinde getiriyor. Uzun süre ekran karşısında vakit geçirmek, günlük hareketliliğin azalmasına neden olurken spor ve fiziksel aktivitelerin yaşamın bir parçası olmasının önemini de artırıyor. Peki, sanal yaşam tarzı insanları gerçek hayattan ve hareketten uzaklaştırıyor mu? Dijitalleşmenin insan davranışları üzerindeki etkileri neler? Bu soruları Türkinform muhabiri Pelin Zengin sordu. Kişisel Antrenör Orkun Varol Dikerel yanıtladı. “GERÇEK BİR HAYAT YAŞADIĞIMIZI UNUTUYORUZ” Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların gerçek yaşamdan uzaklaşmaya başladığını belirten Kişisel Antrenör Orkun Varol Dikerel, sosyal medyanın günlük hayat üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dikerel, dijital dünyanın insanlara sunduğu imkanların yanında önemli riskler de barındırdığını ifade ederek, “Dijitalleşmenin bu kadar yaygınlaşmasının insana getireceği en büyük zarar, gerçek bir hayat olduğunu unutmak ve hayatı sosyal medyadan yaşamaya başlamak oluyor” değerlendirmesinde bulundu. Gerçek yaşamdan uzaklaşmanın yalnızca sosyal ilişkileri değil, günlük hareket alışkanlıklarını da etkileyebileceğine dikkat çeken Dikerel’in değerlendirmeleri, fiziksel aktivitenin günlük yaşamda daha fazla yer almasının önemini ortaya koyuyor. ÇOCUKLARDA EKRAN ALIŞKANLIĞINA DİKKAT Çocukların küçük yaşlardan itibaren telefon ve tabletlerle tanışmasının sosyal gelişimleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Dikerel, ailelerin ekran kullanımına sınır getirmesi gerektiğini söyledi. Çocukların dijital cihazlarla uzun süre vakit geçirmesinin sosyal ilişkilerini ve insanlarla iletişim kurma biçimlerini etkileyebileceğine işaret eden Dikerel, velilere günlük ekran süresini sınırlandırma çağrısı nda bulundu. Çocukların ekran başında geçirdikleri zamanın azaltılması, hareket edebilecekleri ve sosyal ilişkiler kurabilecekleri alanların artırılması açısından da önem taşıyor. Açık havada oyun oynamak, spor yapmak ve farklı fiziksel etkinliklere katılmak, çocukların günlük yaşamlarında hareketliliği korumalarına katkı sağlayabilecek alışkanlıklar arasında yer alıyor. “GÜNE TELEFONLA BAŞLAYIP TELEFONLA BİTİRMEMELİYİZ” Ekran kullanımının yalnızca çocuklar açısından değil, yetişkinler için de dikkat edilmesi gereken bir alışkanlık haline geldiğini belirten Dikerel, bireylerin öncelikle kendi telefon kullanım biçimlerini gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. Dikerel, “Yetişkinlerimiz de öncelikle ben, güne telefonla başlayıp telefonla bitirmemeliyiz” diyerek dijital cihazların günlük yaşamın merkezine yerleşmemesi gerektiğini söyledi. Gün içinde sosyal medyaya ayrılan zamanın belirli sınırlar içinde tutulması, insanların kendilerine farklı uğraşlar edinmesi ve fiziksel aktiviteye zaman ayırması gerektiğine dikkat çeken Dikerel’in açıklamaları, hareketli yaşamın günlük alışkanlıklarla desteklenmesinin önemini de gündem e getiriyor. “YAN YANA OTURUYORUZ AMA KİMSE KİMSEYİ MERAK ETMİYOR” Dijitalleşmenin sosyal ilişkiler üzerindeki etkilerine de değinen Dikerel, insanların aynı ortamda bulunmalarına rağmen birbirleriyle iletişim kurmak yerine telefonlarına yöneldiğini belirtti. Bir kafede yan yana oturan insanların bile çoğu zaman ekranlarına odaklandığını ifade eden Dikerel, bu durumun yüz yüze iletişimi ve karşılıklı ilgiyi zayıflattığını söyledi. Dikerel, insanların birbirlerinin sorunlarını ve ihtiyaçlarını merak etme alışkanlığını kaybetmeye başladığını belirterek, “Hepimiz bu süreçte yapaylaşıyoruz. İlişkilerimiz, hayatlarımız hep yapay bir kıvam haline geliyor” ifadelerini kullandı. Yüz yüze iletişimin ve ortak etkinliklerin azalması, insanların birlikte hareket edebilecekleri sosyal alanların da geri planda kalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle günlük yaşamda yalnızca ekran süresini azaltmak değil, insanlarla bir araya gelmeye ve fiziksel aktivitelerde bulunmaya da zaman ayırmak önem kazanıyor. “HER ŞEY BİR ÖLÇÜ ÜZERE OLMALI” Dijital dünyanın tamamen hayatın dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını ancak kullanımında denge kurulması gerektiğini vurgulayan Dikerel, insanların kendilerine faydalı uğraşlar edinmesini önerdi. Sosyal medyaya gün içinde belirli saatlerde girilmesi gerektiğini belirten Dikerel, ekran kullanımının günlük yaşamın diğer alanlarını gölgede bırakmaması gerektiğine dikkat çekti. Dikerel, “Hayatta her şey bir ölçü üzere olmalı. Hepimiz kendimize yararlı, güzel meşgaleler edinmeli ve sosyal medyaya gün içinde belli saatlerde girmeliyiz” dedi. Dijitalleşmenin insan yaşamına sunduğu imkanlardan yararlanırken gerçek hayatla bağın korunması gerektiğini belirten Dikerel, hareketli bir yaşam sürmenin, spor ve fiziksel aktivitelere zaman ayırmanın ve sosyal ilişkileri canlı tutmanın önemine dikkat çekti. Ekran karşısında geçirilen zamanı dengelemek, günlük hareketliliği artırmak ve sosyal ilişkileri canlı tutmak, dijital dünyanın sınırlarını belirleyerek daha sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmenin temelini oluşturuyor. Muhabir: Pelin Zengin
Sanal yaşam bedenimizi hareketsizliğe mi mahkûm ediyor?
Dijitalleşmenin hız kazandığı 2025-2026 döneminde telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak ekran başında geçirilen sürenin artması, insanların hareket...
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…