Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) tarafından paylaşılan epidemiyolojik raporlar, ülkedeki biyolojik tehdidin ekim ayının son günlerinde dahi hız kesmediğini ortaya koydu. Havaların yavaş yavaş soğumaya başlamasına rağmen taşıyıcı sivrisinek popülasyonunun yarattığı tehlike tam olarak geçmedi. Resmi sağlık kayıtlarına göre, 23 ile 29 Ekim tarihlerini kapsayan yedi günlük zaman diliminde dört kişinin daha test sonuçları pozitif olarak raporlandı. Alınan bu son laboratuvar sonuçlarıyla birlikte, 2026 yılının ocak ayından bu yana enfekte olan vatandaşların toplam sayısı 457 seviyesine tırmanmış oldu. YUNANİSTAN BATI NİL VİRÜSÜ VAKALARINDA AVRUPA İKİNCİSİ OLDU Söz konusu tarihler arasında teselli veren tek gelişme, enfeksiyona yenik düşen yeni bir can kaybının yaşanmamasıydı. Ancak geride bıraktığımız yaz aylarında biriken ölüm vakaları, tablonun ciddiyetini korumasına neden oluyor. Yıl başından bugüne kadar virüs kaynaklı komplikasyonlar sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 51'de sabit kaldı. Hastalığı ağır geçiren ve şu an hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde entübe halde veya yakın takip altında yaşam mücadelesi veren kişi sayısının ise 9 olduğu belirtildi. Ortaya çıkan bu ağır bilanço, komşu ülkeyi kıta genelindeki sıralamada oldukça kritik bir konuma yerleştiriyor. İklim koşullarının da etkisiyle Yunanistan, güncel verilere göre İtalya'nın hemen arkasında yer alarak Avrupa'da virüsün en çok yayılım gösterdiği ikinci devlet statüsünde bulunuyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SİVRİSİNEK SEZONUNU UZATTI Özellikle 'Culex' cinsi sivrisineklerin ısırmasıyla insan vücuduna yerleşen bu virüs, genç ve sağlıklı bireylerde genellikle semptomsuz atlatılsa da ileri yaş gruplarında yıkıcı etkiler yaratabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas zayıflığı ve kalıcı nörolojik hasarlar gibi ölümcül sonuçlar doğuran hastalık, mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklardan besleniyor. Küresel ısınmanın etkisiyle uzayan yaz dönemi ve kasım ayına yaklaşılmasına rağmen devam eden ılıman hava şartları, virüs taşıyan böceklerin doğada çok daha uzun süre aktif kalmasına zemin hazırladı. Bu durum, yerel yönetimlerin sadece yaz aylarında değil, sonbaharın derinliklerine kadar ilaçlama ve su birikintilerini kurutma çalışmalarını aralıksız sürdürmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor. Kaynak: Haber Merkezi