Psikiyatri , nöroloji , kronobiyoloji ve halk sağlığı dünyasında, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen majör depresif bozuklukların kökenine ilişkin çığır açan bir tıp araştırması yayımlandı. Avustralya'daki Sidney Üniversitesi ve uluslararası kurumlardan bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü dev popülasyon ve genetik analizi, depresyonun standart kalıplarla açıklanamayan farklı bir alt türünü haritalandırdı. British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışma; şiddetli depresyon tanısı alan 11 bin 380 hastanın genetik profillerini, uyku alışkanlıklarını ve klinik geçmişlerini inceledi. DEPRESYON HASTALARININ DÖRTTE BİRİNDE "SİRKADİYEN DEPRESYON" TABLOSU Araştırma bulguları, ağır depresyon vakalarının neredeyse dörtte birine (yaklaşık 2 bin 604 kişi) beyindeki sirkadiyen ritim ( biyolojik saat ) bozukluklarının liderlik ettiğini kanıtladı. Sirkadiyen depresyon tanısı konulan bireylerin ortak özelliklerinin; gün içinde aşırı uykululuk hali ve yorgunluk, sabırsızlık, geç saatlerde uyuya kalma eğilimi, mevsimsel duygu durum değişimleri (sezonsallık) ve sosyal jet-lag (biyolojik saat ile sosyal yaşam uyumsuzluğu) olduğu belirlendi. Bu alt tipe sahip kişilerin diğer depresyon hastalarına kıyasla çok daha genç yaşlarda semptom göstermeye başladığı ve ruhsal çöküntünün şiddetinin kat kat fazla olduğu saptandı. GENETİK RİSKLER, METABOLİZMA ÇÖKÜŞÜ VE İLTİHAPLANMA TETİKLENİYOR Sidney Üniversitesi'nden sirkadiyen araştırmacısı Emiliana Tonini, sirkadiyen depresyon hastalarının dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve anksiyete gibi genetik risk faktörlerini daha yüksek oranda taşıdığına dikkat çekti. Yaz saati uygulamaları, doğum sonrası süreçler veya uyku düzenindeki ani değişimlerin bu gruptaki insanlarda depresif atakları derhal tetiklediği kaydedildi. Ayrıca sirkadiyen ritim bozukluğunun kronik iltihaplanma (inflamasyon) süreçlerini ve metabolik fonksiyonları bozarak enerji seviyelerini sıfırladığı belgelendi. STANDART ANTİDEPRESANLAR BU GRUPTA NEDEN BAŞARISIZ OLUYOR? Uzmanlar, depresyon hastalarının büyük bir kısmının standart ilaç tedavilerine yanıt vermemesinin arkasında yatan temel sebebin bu sirkadiyen uyumsuzluk olabileceğini vurguluyor. Dünya genelinde hastaların %68'e varan kısmı geleneksel antidepresanlardan fayda göremezken, yeni bulgular tedarik süreçlerinde uyku yönetimi ve sirkadiyen düzenlemenin öncelik kazanması gerektiğini gösteriyor. Klinik psikiyatrist Dr. Colleen Loo ve meslektaşları, elde edilen verilerin heyecan verici olduğunu ancak klinik kılavuzların güncellenmesi ve yeni tedavi protokollerinin resmen onaylanması için en az 5 ila 10 yıllık ek takip çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu hatırlatıyor.