İspanyol ressam Salvador Dalí’nin sanatını teknolojiyle buluşturan “Dalí Cybernetics: Dehanın Zihnine Yolculuk” sergisi, İstanbul Dijital Deneyim Merkezi’nde ziyaretçilerle buluşuyor. Dalí’nin dijital sanatla kurduğu ilişkiyi mercek altına alan sergi; büyük ölçekli projeksiyonlar, etkileşimli yerleştirmeler ve sanal gerçeklik uygulamalarıyla sanatçının dünyasını farklı bir deneyime dönüştürüyor. REKLAM REKLAM İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ bünyesindeki Dijital Deneyim Merkezi’nde 22 Ekim’de açılan sergi, yaklaşık 2 bin metrekarelik alana yayılıyor. Daha önce aralarında Barselona’nın da bulunduğu 14 şehirde ziyaretçilerle buluşan proje, İstanbul’da yeni içeriklerle sunuluyor. Serginin arkasındaki yaratıcı ekiplerden, Barselona merkezli Layers of Reality’nin yönetici ortağı Jordi Sellas i Ferres, Euronews’e yaptığı açıklamada İstanbul’daki Dijital Deneyim Merkezi ile işbirliğinin iki şehir arasındaki yaratıcı ortaklıktan doğduğunu söyledi. Ferrés, 2019’da Barselona’da IDEAL adlı dijital sanat merkezini açtıklarını belirterek, İstanbul’da benzer bir yapının bulunduğunu öğrendiklerinde heyecanlandıklarını anlattı. İki merkezin teknoloji altyapısı, sürükleyici deneyim alanları ve sanal gerçeklik olanakları bakımından birbirine benzediğini söyleyen Ferres, her iki şehirde de güçlü bir dijital sanatçı topluluğunun bulunduğuna dikkat çekti. Ferres, “Birlikte bir şeyler yapabileceğimizi öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Yıllar süren çalışmaların ardından burada ‘Dalí Cybernetics’i hayata geçirdik. Bu, bizi gerçekten mutlu eden bir proje” dedi. Dalí’nin dijital sanatla ilişkisi mercek altında Ferres’e göre sergi, yalnızca Dalí’nin tanınmış tablolarını dijital ortamda yeniden sunmayı amaçlamıyor. Layers of Reality, Gala-Salvador Dalí Vakfı ile birlikte, daha önce var olmayan ve sanatçının teknolojiyle ilişkisini odağına alan yeni bir sergi hazırladı. Dalí’nin 1960’lı ve 1970’li yıllarda bilgisayar teknolojileri henüz bugünkü kadar gelişmemişken bile dijital sanat üzerine düşündüğünü ve bu alanda çalışmalar yürüttüğünü belirten Ferres, projenin hazırlık sürecinde sanatçının arşivindeki belgelerin ve eserlerinin arka planındaki ipuçlarının incelendiğini söyledi. Ferres, “Dalí’nin bir dijital sanatçı olduğunu ortaya koyan en bilinen resimlerinin ardındaki belgeleri ve ipuçlarını bulmak için vakıfla birlikte çalıştık. Serginin temelini bu araştırma oluşturdu” diye konuştu. Barselona’da faaliyet gösteren ekip için Dalí’nin aynı zamanda yerel ve sevilen bir sanatçı olduğunu vurgulayan Ferres, sanatçının farklı yönlerinin serginin uluslararası ölçekte dolaşıma girmesini mümkün kıldığını belirtti. Dört yılı aşkın süredir farklı şehirlerde ziyaretçilerle buluşan serginin, her yeni durakta gelişmeye devam ettiğini de ekledi. İstanbul’a özgü yeni içerikler eklendi Ferrés, İstanbul’daki serginin önceki versiyonlardan ayrılan yönleri bulunduğunu söyledi. Şehrin güçlü dijital sanat ortamından ilhamla etkileşimli ekranlar ve yeni deneyim alanları eklendi. Serginin dikkat çeken bölümlerinden biri de fotoğrafçı Ara Güler’e ayrılan alan oldu. İstanbul’daki sunumun sabit bir serginin başka bir şehre taşınmasından ibaret olmadığını vurgulayan Ferres, “Sergi dört yıl önce oluşturuldu ancak her seferinde gelişiyor. İstanbul’da etkileşimli ekranlar, yeni deneyimler ve Türk fotoğrafçı Ara Güler’in yer aldığı bir oda ekledik. Her şehirde içeriği geliştirmeye ve yeni şeyler eklemeye devam ediyoruz” dedi. İstanbul ile Barselona arasında Akdeniz üzerinden kurulan kültürel bağa da değinen Ferres, her iki şehrin de yaratıcı üretim açısından canlı bir ortama sahip olduğunu ifade etti. Dijital sanatın kendi çalışma alanları olduğunu belirten Ferres, İstanbul’daki Dijital Deneyim Merkezi’nin bu üretim ortamının somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Ferres, “İstanbul ve Barselona, güçlü yaratıcı sahnelere sahip şehirler. Özellikle dijital sanat alanında bu ortaklığı görmek bizim için çok değerli. Barselona’da olduğu gibi İstanbul’da da kalıcı bir dijital sanat merkezinin bulunması oldukça ilgi çekici” diye konuştu. Dali’nin evreninde sürükleyici bir yolculuk Gala-Salvador Dalí Vakfı’nın desteğiyle hazırlanan sergi, sanatçının sürrealist dünyasını dijital teknolojiler aracılığıyla yeniden yorumluyor. Büyük ölçekli projeksiyonlar, çevreyi kuşatan görüntüler ve etkileşimli uygulamalar, ziyaretçileri Dali’nin sanatına farklı açılardan yaklaşmaya davet ediyor. Sergideki “Dalivers: Dalí’nin Sanal Evreni” adlı bölümde ziyaretçiler sanal gerçeklik teknolojisiyle sanatçının dünyasını deneyimleyebiliyor. Aynı anda 20 kişiye kadar katılımcıyı ağırlayabilen alan, serginin dijital deneyim odaklı bölümlerinden birini oluşturuyor. Sürükleyici deneyim alanında 30 adet 4K projektör kullanılırken görüntüler duvarları ve zemini 360 derece kaplıyor. Dalí’nin DNA, kuantum fiziği, nükleer fizik ve geometri gibi alanlara duyduğu ilgi de serginin temel eksenleri arasında yer alıyor. Sergi, sanatçının yalnızca sürrealist resimleriyle değil, bilim ve teknolojiye yönelik merakıyla da ele alınmasını amaçlıyor. Fotoğrafçı Ara Güler’in 1971’de Dali’yi görüntülediği fotoğrafların yer aldığı bölüm ise serginin İstanbul’a özgü eklemeleri arasında bulunuyor. Ayrıca Jack Bond’un 1965 tarihli “Dali in New York” ve Albert ile David Maysles’ın 1966 tarihli “Dali’s Fantastic Dream” filmlerinden yararlanan sinema bölümü, sanatçının farklı dönemlerine ve üretim biçimlerine dair görsel bir arşiv sunuyor.