Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum , İstanbul’da medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle gerçekleştirilen COP31 Buluşması’nda konuştu. İklim değişikliğinin insanlığın geleceği üzerindeki etkilerine dikkat çeken Kurum, Türkiye’nin ev sahipliği hazırlıklarını ve uluslararası temaslarını anlattı. Haberin Devamı Haberin Devamı Dünyanın siyasi istikrarsızlıklar, sıcak çatışmalar, ekonomik sorunlar ve barınma krizleri nedeniyle kırılgan bir dönemden geçtiğini belirten Kurum, bu gündemin iklim tehdidini geri plana itmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin COP31’de sahada edindiği deneyimleri ve geliştirdiği çözümleri dünyayla paylaşacağını söyledi. “YAŞANABİLİR BİR DÜNYANIN TÜKENİŞİNE ŞAHİTLİK EDİYORUZ” Kurum, konuşmasının başında insanlığın karşı karşıya bulunduğu çevresel tehdide işaret ederek şu ifadeleri kullandı: “Şu anda hepimiz yaşanabilir bir dünyanın tükenişine maalesef şahitlik ediyoruz.” Haberin Devamı Savaşların milyonlarca insanı yerinden ettiğini, ekonomik krizlerin ve barınma gibi temel sorunların farklı coğrafyaları etkilediğini belirten Kurum, enerji darboğazları ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların da karar alıcıların gündeminde olduğunu söyledi. Haberin Devamı Haberin Devamı Devletlerin ve uluslararası aktörlerin jeopolitik gerilimlerle mücadele ettiğini ifade eden Kurum, dünyanın önceliklerinin büyük ölçüde anlık tehditleri gidermeye yöneldiğini belirtti. Haberin Devamı “ASIL VE KALICI OLAN” TEHDİDİ ANLATTI Kurum, siyasi ve ekonomik çalkantıların zaman içinde aşılabileceğini, ancak iklim değişikliğinin geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Ekonomik krizlerin geride kalacağını ve siyasi istikrarsızlıkların yeni dengelere yerini bırakacağını belirten Kurum, insanlığın ve doğanın sürüklendiği eşik üzerinde durdu. Kurum, açıklamasında şunları kaydetti: “Asıl ve kalıcı olan, insanlığın ve doğanın geri dönüşü olmayan bir eşiğe doğru sürükleniyor olması. Asıl büyük kriz, iklim değişikliğiyle birlikte bu gezegenin artık üzerinde nefes alınamayacak, yaşanılamayacak bir yere dönüşme tehlikesidir.” Haberin Devamı DÜNYANIN İKLİM GÜNDEMİ ANTALYA’DA TOPLANACAK Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya ’da COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığını belirten Kurum, dünyanın iklimin geleceğini konuşmak üzere Türkiye’ye geleceğini söyledi. COP’un, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen küresel iklim görüşmelerinin en üst düzey buluşması olduğunu hatırlatan Kurum; devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra bilim insanlarını, iş dünyasını, gençleri ve sivil toplum temsilcilerini Antalya’da ağırlayacaklarını ifade etti. Haberin Devamı Kurum, yüz binlerce kişiyi buluşturacak organizasyonda Türkiye’nin birikimini, uygulama deneyimini ve gelecek hedeflerini anlatma fırsatı bulacağını belirtti. SELLER, YANGINLAR VE KURAKLIK VURGUSU Türkiye’nin Akdeniz Havzası’ndaki konumu nedeniyle iklim krizinin yıkıcı etkilerine maruz kaldığını söyleyen Kurum, son dönemde yaşanan gelişmelerin bu durumu ortaya koyduğunu ifade etti. Sellerin, yangınların ve kuraklığın dünyanın farklı bölgelerini etkilediğini belirten Kurum, Türkiye’nin de yaşadığı afetlerden dersler çıkardığını anlattı. Kurum, “Biz de ülke olarak yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri, sahada kazandığımız tecrübeyi ve geliştirdiğimiz çözümleri bütün dünyayla paylaşacağız” dedi. TÜRKİYE’NİN 2053 HEDEFİNİ HATIRLATTI Türkiye’nin COP31 sürecine yıllara dayanan bir hazırlıkla geldiğini belirten Kurum, iklim politikası kapsamında atılan adımları sıraladı. Paris Anlaşması’na taraf olunduğunu, 2053 net sıfır emisyon hedefinin dünyaya ilan edildiğini ve İklim Şurası’nın gerçekleştirildiğini hatırlattı. Bu hedeflerin ardından İklim Kanunu’nun çıkarıldığını söyledi. Haberin Devamı Şehirler, sanayi, enerji ve atık yönetimi alanlarında atılan adımlarla hedefleri destekleyecek bir altyapı oluşturduklarını ifade eden Kurum, çevrenin korunmasıyla kalkınmanın birlikte güçlendirilmesini amaçladıklarını belirtti. İklim meselesinin tarımdan sanayiye, enerjiden ulaşıma ve gençlerin geleceğine kadar hayatın her alanını ilgilendirdiğini vurguladı. “50’DEN FAZLA ÜLKEYLE DOĞRUDAN TEMAS KURDUK” COP31 sorumluluğunu üstlenmelerinin ardından yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini açıklayan Kurum, 50’den fazla ülkeyle doğrudan ikili temas kurduklarını söyledi. Müzakere gruplarının beklentilerini dinlediklerini belirten Kurum, süreci 196 ülke adına yürüttüklerini ifade etti. Başkanlık döneminin şeffaf olacağını başından itibaren dünyaya duyurduklarını dile getirdi. Haberin Devamı Kurum, zirveye ilişkin temel yaklaşımlarını ise şöyle anlattı: “Bir uygulama COP’u olsun istedik. Artık taahhütlerin değil, uygulamanın konuşulduğu, neticenin alındığı bir COP başkanlığı süreci yürüteceğimizi tüm dünyaya ilan ettik.” TOKYO’DAN KOPENHAG’A UZANAN GÖRÜŞMELER Kurum, hazırlıklar kapsamında mart ayında Tokyo ve Bakü’de görüşmeler gerçekleştirdiklerini, farklı ülkelerin heyetlerini dinlediklerini söyledi. Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu, Berlin’deki Petersberg İklim Diyaloğu ve Kore İklim Haftası’nda temaslarını sürdürdüklerini belirtti. Mayıs ayında ise Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı’nda ülkelerle görüşme ve müzakere imkânı bulduklarını anlattı. Bu temaslarla farklı ülkelerin beklentilerini değerlendirdiklerini ifade eden Kurum, uluslararası işbirliğini geliştirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi. HATAY’DA DİRENÇLİ ŞEHİRLER ELE ALINDI Kurum, 8-9 Mayıs’ta Hatay’da dünyanın farklı ülkelerinden gelen temsilcileri ağırladıklarını hatırlattı. Buluşmada, deprem bölgesindeki yeniden inşa deneyimini paylaştıklarını ve dirençli şehirler için ortak sorumlulukları ele aldıklarını belirtti. Toplantının ardından kabul edilen Hatay Bildirgesi’nin, şehirlerin güvenliği ve iklim değişikliğine uyumu konusunda uluslararası ortak çalışma çağrısını güçlendirdiğini söyledi. FİNANSMAN VE TEKNOLOJİ İHTİYAÇLARI GÖRÜŞÜLDÜ Haziran ayında müzakereler ve eylem gündemi üzerinde çalıştıklarını belirten Kurum, Londra İklim Eylem Haftası’nda işbirliklerini ilerlettiklerini ifade etti. Temmuz ayında İstanbul’daki D-8 Bakanlar Toplantısı’nda gelişmekte olan ülkelerin finansman ve teknoloji ihtiyaçlarını ele aldıklarını söyledi. Eylül ayında ise İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ni gerçekleştirdiklerini aktardı. Bakü İklim Haftası ve Trabzon Mavi Diyaloğu’nda denizlerin korunması, kıyıların dayanıklılığı ve mavi ekonomi başlıklarını paylaştıklarını belirten Kurum, New York’taki temaslarında da hedeflerini ve projelerini anlattıklarını dile getirdi. ADA ÜLKELERİ İÇİN “VAR OLUP YOK OLMA MESELESİ” Kurum, ekim ayında Fiji’de gerçekleştirdikleri temaslara da değinerek ada ülkelerinin iklim değişikliği karşısındaki durumuna dikkat çekti. Bu ülkelerin beklentilerinin farklı olduğunu belirten Kurum, 1,5 derece hedefinin ada ülkeleri açısından bir varlık meselesi olduğunu söyledi. Kurum, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Oradaki beklenti, orada bir buçuk derece hedefi, insanlar için var olup yok olma meselesi. Bir buçuk derecenin üzerindeki bir ısınmada oradaki ada ülkeleri, maalesef ülkelerini, orada yaşayan insanlar topraklarını terk etmek zorunda kalacaklar.”