Yayınlanma Tarihi 22/10/2026 - 7:16 GMT+2 • Son güncelleme 7:47 Yeni bir çalışma; düzenli çay tüketiminin, inme, koroner kalp hastalığı ve kalp krizi gibi damar hastalıklarının görülme riskini düşürdüğünü ortaya koydu. REKLAM REKLAM Çay, Doğu Asya’ya özgü her dem yeşil bir çalı olan Camellia sinensis bitkisinin işlenmiş yapraklarının demlenmesiyle elde ediliyor. Beyaz, yeşil, oolong, siyah ve pu-erh çay da dahil tüm çeşitler aynı bitkiden geliyor, aralarındaki belirgin aroma farkını ise ne kadar oksidasyona uğradıkları belirliyor. Bu içecek birçok kültürde beslenmenin sıradan bir parçası. İngilizlerin kahvaltı çayından Çin çay seremonilerine kadar dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın günlük hayatında yer alıyor. Çayın polifenoller ve flavonoidler dahil biyoaktif bileşenleri, kan damarlarının iç yüzeyini koruyan ve sağlıklı kan dolaşımını destekleyen antioksidan, antienflamatuvar ve endotel koruyucu özelliklere sahip. Journal of Internal Medicine dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, tüm bunlar damar hastalıklarının önlenmesine yardımcı olabiliyor. Araştırmacılar, yaklaşık 500 bin Çinliyi ortalama dokuz yıl boyunca izleyerek çay tüketimlerini ve bu süre içinde gelişen hastalıkları kaydetti. Haftada en az üç kez çay içenlerin, genel damar hastalığı riskinin yüzde 11,2 daha düşük olduğu görüldü. En güçlü ilişki, riskte yüzde 36,6 azalma ile iskemik inme için saptandı; bunu yüzde 19,1 ile serebrovasküler hastalıklar izledi. Bilim insanları, çayın nasıl hazırlandığı ve tüketildiğine bağlı olarak bu koruyucu etkinin derecesinin belirgin biçimde değiştiğini tespit etti. Katılımcılar arasında günlük çay tüketiminin medyan değeri iki ile üç fincan arasındaydı; ancak en düşük risk, günde altı ila sekiz fincan içenlerde görüldü. Siyah çay, damar hastalıklarıyla en güçlü ve tutarlı koruyucu ilişkiyi gösterirken, onu yeşil çay izledi. Araştırmacılar bunu, antiinflamatuvar ve kan yağlarını düzenleyici özelliklere sahip teaflavinler gibi fermantasyonla oluşan bileşiklere bağlıyor. Demlenme sıcaklığı ve sertliği de fark yaratıyor. Araştırmacılar, en iyi sonucun orta demli ve kaynar olmayan çayla elde edildiğini belirledi. Beklenmedik biçimde, ağzı yakacak kadar sıcak çayın bunun tam tersine, damar hastalığı riskinde yüzde 16 artışla ilişkili olduğu görüldü. Daha önce yapılmış çalışmalar da çok sıcak içecekleri yemek borusu kanserine yakalanma olasılığının artmasıyla ilişkilendirmişti. Sihirli çözüm değil Araştırmacılar, alışkanlık hâline gelmiş çay tüketiminin koruyucu etkisinin çoğu demografik alt grupta tutarlı olduğunu, ancak obez bireylerde belirgin biçimde daha güçlü görüldüğünü belirtti. Yine de yazarlar, bu sonuçlara rağmen yalnızca çay içmenin kalp-damar hastalıklarına karşı koruma sağlamadığını, çayın daha geniş bir sağlıklı yaşam tarzının parçası olması ve yerleşik önleme stratejilerini tamamlaması gerektiğini vurguluyor. Çalışmaya katılmayan İngiliz Kalp Vakfı’ndan kıdemli diyetisyen Dell Stanford, “Bu gözlemsel bir çalışmaydı ve insanların beslenme ve yaşam tarzlarındaki diğer farklılıklar da bulguları kısmen açıklayabilir” diyerek, sonuçların “günlük bir fincan çayın kalbi koruduğunu” kanıtlamadığını da sözlerine ekledi. Kalp-damar hastalıkları, Avrupa Birliği’nde hâlâ hastalık ve ölümün başlıca nedeni konumunda; tüm ölümlerin üçte birini oluşturuyor ve tahminen 62 milyon kişiyi etkiliyor.
Çay inme riskini azaltıyor: Ancak çok sıcak içilmemeli
Yeni bir araştırmaya göre, haftada en az üç kez çay içmek, inme ve kalp krizi gibi damar hastalıkları riskini yüzde 11 düşürüyor. Ancak çayın aşırı sıcak içilmesi, bu riski yüzde 16 artırmakla ilişkilendirildi.
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…