Seyhan Akıncı - Geçtiğimiz hafta oynanan PSG-Barcelona Şampiyonlar Ligi maçında sosyal medyada paylaşılan bir görsel hızla viral oldu. Tribündeki taraftarların kıyafetleri üzerinde hâlâ mağaza güvenlik alarmlarının (tag) durması “çalıntı lüks kıyafet”lere açık bir göndermeydi. Fransa’daki protestolar sırasında yağmalanan lüks ürünlerin daha sonra satışa çıkarıldığı iddiaları bazı uzmanlar tarafından toplumsal eşitsizliğe yönelik sembolik bir tepki olarak yorumlanırken, bazı isimlerse politik protestoyla fırsatçı yağmacılığı birbirinden ayırmak gerektiğinin altını çiziyor. Tarihsel süreçler kriz dönemlerinde devasa logoların yerini sessiz lüksün aldığını gösteriyor. Özellikle Z kuşağı tedarik zincirinden kullanılan ham maddeye, üretim sürecinden emekçilerin paralarını alabilmelerine kadar lüksü daha demokratik bir alanda sorguluyor. Peki, sessiz lüks neden yükselişte? Sürdürülebilirlik bize ne söylüyor? Milano Politeknik Üniversitesi İşletme Okulu Moda Tasarımı Yönetimi Yüksek Lisans Programı Direktörü Prof. Dr. Hakan Karaosman, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ ile moda tasarımcısı ve akademisyen Özlem Süer’e sorduk. Haberin Devamı Haberin Devamı Prof. Dr. Hakan Karaosman: Lüks moda markaları hacim kaybediyor ■ Tüketici davranışlarındaki dönüşüm ve jenerasyonlar arası farklar bize ne söylüyor? Uzak Doğu’da, özellikle Çin’de Batılı lüks markalara duyulan ilginin son yıllarda azalmaya başladığı gözlemleniyor. Artık tüketiciler yalnızca tüketip bir kenara bırakacakları ürünler değil, birlikte büyüyecekleri markalar görmek istiyor. Z kuşağının bilinç düzeyi yüksek olduğundan, ürünün ham madde kalitesi, üretim süreçleri ve markanın hikâyesi gibi unsurlara önem verdiği görülüyor. Lüks moda markalarının son birkaç yılda gözle görülür şekilde hacim kaybettiği, satışların düştüğü ve tüketicilerin artık “nasılsa alır” mantığıyla sunulan koleksiyonlara ilgi göstermediğinin altını çizmek gerekiyor. Tüketiciler bu noktada markaları yalnızca ürün üzerinden değil, anlattıkları hikâyeler üzerinden değerlendirmeye başladılar. Haberin Devamı Haberin Devamı Haberin Devamı ■ Tedarik zinciri şeffaflığı ve etik üretim sorumluluğu da giderek öne çıkıyor. Haberin Devamı Tüketiciler artık ürünlerin hangi süreçlerden geçtiğini, ham madde kalitesinin nasıl sağlandığını ve üreticilerin nasıl ücretlendirildiğini sorgulamaya başladı. Lüks modanın bugüne kadar güç eşitsizliği üzerine kurulu olduğu ve bu dinamiklerin artık değişmesi gerektiğini vurgulayan daha bilinçli bir dönemin başladığını ve bunun lüks markalara baskı olarak yansıdığını görmek gerekiyor. Avrupa’da 2027 itibarıyla satışa sunulacak ürünlerin tedarik zinciri detaylarını içeren bir karneyi kapsaması yasal zorunluluk hâline gelmekte (digital product passport). Avrupa’daki birçok atölyede insan haklarına aykırı olabilecek üretim koşullarının tespit edilmesi nedeniyle lüks moda markaların tedarik zincirini temizlemesi ve bunu tüketicilere ve yasal birimlere kanıtlaması gereken bir süreçteyiz. Bu süreçlerin gerçek anlamda şeffaf biçimde tüketiciyle buluşturulması, logolar ve tasarımların ön plana çıkarılmasından daha büyük önem arz etmeye başlayacak. Haberin Devamı Haberin Devamı ■ Sürdürülebilirlik ve lüks modanın sosyal sorumluluğu da önemli bir nokta... Sürdürülebilirliğin temel yapısı, sosyal ve çevresel kaynakların doğru kullanımıyla ekonomik kaynakların adil biçimde dağıtılması olarak tanımlanıyor. Bu denli yüksek kâr marjlarına sahip lüks moda markalarının elde ettikleri geliri üreticilerine nasıl aktardığı, finansal ve sosyal adalet açısından sorgulanıyor. Lüks modanın finansal gücünün yanı sıra birçok endüstrinin takip ettiği bir trend belirleyici olması nedeniyle güçlü bir sosyal ve kültürel etkiye sahip olduğunu vurgulamalıyız fakat bu gücün sürdürülebilirlik alanında yol açıcı ve öncü bir rol üstlenmek için kullanılması gerekiyor. Çin pazarı başta olmak üzere önemli marketlerdeki tüketicilerin mono materyal kullanan, zamansız tasarımı ön plana çıkaran ve sağlam tedarik zinciri felsefesine sahip markalara yöneldiği gözlemleniyor. Tedarikçilere sürdürülebilir hacimlerle sipariş verilmesi, fiyatların adil ve hakkaniyetli belirlenmesi ve tedarik zinciri ilişkilerinin sağlıklı yürütülmesi lüks moda markalarından talep edilen beklentilerin başında geliyor. Lüks moda markalarının tedarik zinciri süreçlerini şeffaflaştırması ve bu bilgileri tüketicilerle paylaşması öncelikli bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Markaların kimliklerini yeniden tanımlamaları ve tüketiciye yalnızca ürün değil, anlamlı hikâyeler sunmaları gerekiyor bunun için de zamansız tasarım, adil ücretlendirme ve sürdürülebilir tedarik zinciri ilişkilerinin lüks marka stratejisinin merkezine alınması gerekiyor. Haberin Devamı Özlem Süer: Sessiz lüksün geleceğini eşitlik belirleyecek ■ Lüks algısını dünden bugüne değiştiren dinamikler neler? Lüks algısını değiştiren temel dinamik, insanların neyi ‘nadir ve değerli’ bulduğunun değişmesi. Bir dönem kıymetli malzemeye ulaşmak ayrıcalıktı; bugün zaman, mahremiyet, kişisel ilgi ve özgünlük de lüksün güçlü bileşenleri. Seyahat, gastronomi, kültür ve kişiye özel deneyimler, ürünlerle aynı arzu bütçesinden pay alıyor. Yüksek fiyat, tüketiciyi tek başına ikna etmiyor. Tasarımın özgünlüğü, malzemenin niteliği, işçilik ve satış sonrası ilişki, fiyatın gerekçesini birlikte oluşturuyor. Haberin Devamı ■ Logoların lüks segmentte öne çıktığı dönemler neye karşılık geliyor? Logoların lüks segmentte bir tasarım elemanından ziyade sosyolojik ve ekonomik bir bayrağa dönüştüğü “Logomania” dönemi, tek bir andan ibaret değil. Tarihsel süreçte logoların öne çıktığı her dönem, toplumdaki mülkiyet anlayışının, sınıf atlama dinamiklerinin ve medyanın radikal biçimde değiştiği kırılma noktalarına karşılık gelir. Ne zaman ki krizler baş gösterir veya o logo “herkesin ulaşabildiği” bir doygunluğa ulaşır; toplum logolardan kaçarak “Sessiz Lüks” (Quiet Luxury) ve minimalizm dönemlerine sığınır (2008 kriz sonrası ve günümüzdeki dönüşüm gibi). Logoların lüks dünyasında sahnenin merkezine yerleştiği temel dönemler ve bu dönemlerin toplumsal karşılıklarına örnek, 1980’ler: “Yuppie” Kültürü, Maksimalizm ve Yeni Sermaye. Logoların ilk büyük patlaması, küresel ekonominin finans odaklı büyüdüğü ve “yeni zengin” sınıfının doğduğu 1980’lerde yaşandı. ■ Dünyada ekonomik krizlerin yaşandığı bir dönemde sessiz lüksün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ekonomik belirsizlik dönemlerinde satın alma kararları daha fazla sorgulanıyor; malzeme, işçilik, kullanım ömrü ve fiyat arasındaki ilişki önem kazanıyor. Sessiz lüksün geleceğini, estetik kadar demokrasi, eşitlik ve insan haklarıyla kuracağı ilişkinin belirleyeceğini düşünüyorum. Dünya Eşitsizlik Raporu 2026’ya göre, en zengin yüzde 10 küresel servetin yaklaşık dörtte üçüne sahipken, dünya nüfusunun en yoksul yarısının payı yalnızca yüzde 2. Bu fark, ekonomik kriz dönemlerinde ayrıcalığın nasıl sunulduğunu toplumsal açıdan daha hassas hâle getiriyor. Ancak gösterişin azalması, üretimin kendiliğinden daha adil olduğu anlamına gelmiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2021 tahminlerine göre dünyada 27,6 milyon insan zorla çalıştırılıyor. Bu sayı yalnızca moda sektörünü kapsamıyor; fakat bütün markalar için emeğin izlenebilirliğinin önemini ortaya koyuyor. Bir ürünün etik değerini logosunun büyüklüğüyle değerlendiremeyiz; ücretlere, çalışma koşullarına ve çalışanların söz hakkına bakmalıyız. Geleceğin sessiz lüksü; ustalığı koruyan, emeğe adil karşılık veren tasarımlarda karşılık bulacak. Demokrasi açısından da çalışanların sesini duyurması, tüketicinin doğru bilgiye ulaşabilmesi önemli. Sessizlik, güvenlik ve temiz çevre imkânını ise yalnızca satın alınabilir ayrıcalıklar olarak görmemeliyiz. Tasarım ayrıcalıklı olabilir; insan onuruna yaraşır bir yaşam herkes için mümkün olmalı. Dr. Berat Dağ: Toplumsal olana dair temeller kayboluyor ■ Lüks neden toplumsal eylemlerin sembolik hedeflerinden biri hâline geldi? Lüks yaşam biçiminin aşırı ve şatafatlı bir tüketim durumunu ifade etmesi nedeniyle tarihi bağlamda toplumlardan olumsuz tepkiler alması oldukça doğal. Özellikle politik, ekonomik ve zihni krizlerin derinleştiği dönemlerde baskı altında kalan, sömürülen veya ötekileştirilen bireylerde ortak bir şekilde bu tepkilerin ivme kazanması beklenirdir. Zira lüks tüketim toplumlar için sınıf ve statü eşitsizliklerini somutlaştıran önemli göstergelerden biri. Bu eşitsizliklerin nedeni ve sonucu üzerine düşünüldüğünde ise çok yönlü bir yaklaşımda bulunmak önemli. Burada söz gelimi, sözde seçkinler, kendi çevresine kapanmasına binaen süreklilik arz eden toplumsal emek, akıl ve normlardan kopabilir. Bu da seçkincilerin kendi aşırı eylemlerinin mahiyetini anlayamaması, bu yaşam biçimini meşru görmesi veya neden olduğu hazza bağlı olarak lükse bağımlılaşması anlamına gelebilir. Bunun sonucunda toplumsal ihtiyaçlara yönelik duygu, düşünce ve eylemlerin yoğunlaşmasının yanı sıra dağınık, bilinçsiz ve şedit tepkilerin de artma riski vardır. Lüks yaşamın, katılaşmış hiyerarşik tabakalaşma biçiminin neden olduğu çelişkili süreçleri görünür kılması nedeniyle toplumsal tepkilerin odağı olduğu açıktır. ■ Sosyal medya, bir yandan zenginliği ve ayrıcalığı görünür kılarken diğer yandan bunlara yönelik eleştirilerin yayılmasını sağlıyor. Bu durum sınıfsal kutuplaşmayı nasıl etkiliyor? Sosyal medya, eşzamanlı olarak toplumsal sorunları yansıtan, derinleştiren ve çözüme bağlayan bir mecra olabilir. Buradan hareketle genel manada hem toplumsal yapılaşma hem de sosyal medya etkileşimi üzerinde bütünlüklü bir şekilde durmak önemli. Emperyalist kapitalist düzenin küreselleşmesiyle birlikte dünya ölçeğinde yoksullaşan, mağdur olan ve tecrit edilenlerden oluşan toplumsal çoğunluğun genişlediği ifade edilebilir. Yine bu süreç, farklı sermayelere dayalı imtiyazları tekeline almış azınlık grupların daha da güçlenmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda da toplumsal olana dair temeller kaybolurken sınıf, statü ve siyaset üzerinden şekillenen kutuplaşma ve çatışma etkileşimi ivme kazanabilir. Diğer taraftan çoğunlukların ortaklaşmış bir duygu, düşünce ve eylem biçimi ortaya koyamaması durumunda toplumun adalet ilkesinin dışına çıkarak bireyci bir konuma savrulma riski de dikkate değerdir. Burada sosyal medya, sıralanan bu çoklu ihtimalleri somut bir şekilde gösterirken içerdiği spekülatif ve manipülatif mahiyet saikiyle olumsuz sonuçların etkisini daha da artırabilir.
Lüks sessizleşirse
Fransa’daki eylemlerde lüks markaların hissedilen öfkenin hedefi olması kriz dönemlerinde öne çıkan sessiz lüks kavramına bakma ihtiyacı getiriyor. Prof. Dr. Hakan Karaosman, “Avrupa’da 2027 itibarıyla satışa sunulacak ürünlerin tedarik zinciri detaylarını içeren bir karneyi kapsaması yasal zorunluluk hâline gelmekte” diyor
Bu hikâyeyi paylaş.


Okuyucu yorumları (0)
Yükleniyor…